Sayfalar

4 Ekim 2006 Çarşamba

ANAOKULU DAHA GÜZELDİ ANNE

Bir çocuk büyütmek, insana hayatı bir kez daha çocuk gözüyle görme lütfunu da sunuyor beraberinde. Bora'yla yaşadığım her gün, çocukluğumu inanılmaz bir keskinlikte hatırlatıyor bana yeniden. Keskin diyorum çünkü sadece oyunlar, arkadaşlar, okullar, bayramlar, oyuncaklar gibi sıkça hatırlanan mutlu klişelerden çok daha fazlası beliriyor aklımda. O yaşlardaki hislerimi, sevinçlerimi, korku ve zanlarımı besleyen tüm küçük ayrıntıları da hatırlatıyor oğlum bana.

Okulla birlikte hayatın ilk sıkıntılı ve zor sorumluluklarından biri olan ödev var artık onun hayatında. Minicik elleri hemen yorulup acıyor. Üfleyerek ağrısını azaltmaya çalışıyor. Oyunu, oyuncakları ve çizgi filmleri onun ödevini bitirmesini bekliyor artık. Sadece eğlence ve oyundan oluşan özgür yaşamı sona erdi. İşte bu nedenle onun adına derin bir üzüntü duydum dün gece. Ne kadar sıkılsa, saçma sapan bahaneler üretse ve ne kadar istemese de ödevini bitirecek. Ödevini yaparken ya kemeri sıkıyor ya çorabı rahatsız ediyor yada ayakları ağrıyor. Bahaneler bitmiyor. O zorlandıkça biz daha çok zorlanıyoruz. Ve anlıyorum ki hayat onun için olduğu kadar bizim için de daha farklı ve zorlu olacak bundan sonra. Ödevler, sınavlar, dersler...

Bu bana okula ilk başladığımda oyundan eksik kaldığım için üzüldüğüm anları hatırlattı. Sonra tüm okul hayatım, sınavlar, dersler, kurslar geçti gözümün önünden. Bu minicik tatlı adamın, bir kaç sıra "e" harfi yazmaktan bu kadar mutsuzken, kendisini bekleyen asıl zorlu yolculuktan habersiz olmasına üzüldüm. "Anaokulunda ödev yoktu, daha güzeldi anne" demesine üzüldüm. Özgürlüğünü, sorumsuz saf mutluluğunu yitirmesine üzüldüm. Gerçek hayata hoşgeldin Boracık!

Hiç yorum yok: