Sayfalar

31 Mayıs 2007 Perşembe

Şehrin Hayaletleri

Sokak köpekleri o kocaman cüsselerine karşın ne kadar da ürkek ve masum bakışlıdır.

Kuyruklarını kıstırıp bacaklarının arasına, görünmeden, farkedilmeden, kıyıdan kenardan sıvışıp geçip gidiverirler yanıbaşınızdan. Başlarını kaldırıp gözünüze bakmaya korkarlar. En ufak ilginizde ki bu sadece sevgi dolu bir bakış olabilir, kuyruk sallayarak, yine mahçup ve mütevazi gözlerle bakarlar gözlerinizin içine. Asla dik dik bir bakış olmaz bu. Bir aşağılanmışlık, bir hor görülmüşlüğün ezikliği ile doludur hep o gözler.

Yazıktır ki kedi gibi küçük ve çevik olmadıklarından, çöplerin kenarında öylece aç ve çaresiz bekler dururlar.

Ben çok acıyorum bu hayvanlara. Yüreklerindeki o kırıklığı, o acıyı hissedip insanlığımdan utanıyorum her gördüğümde. Onca hoyratlığa, itilip kakılmaya rağmen küsmezler ya şu insanoğluna ben ona şaşarım. Yaklaşıp okşadınız mı başlarını, çocuk gibi safça sevinip, teslim ederler size kendilerini hemencik.

Ne yazık ki bencil kent yaşamının en hoyrat en acımasız tokadı bu hayvanlara patlıyor her zaman.

Televizyonda "Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği"nin hazırladığı filmi gördüğümde, gözlerimi ekrandan alamadım.

Şehrin hayaletleri isimli belgesel film ne de güzel hazırlanmış.



Derneğin web sitesini, blog'unu ziyaret ettim. Burada yer alan fotoğraf ve filmlere bakamadım bile. Bu hayvanlara bu işkenceleri yapanlara insan demek imkansız. Film için yazılan şu üç-beş satır konuyu çok iyi özetliyor:

"Sokak köpeklerine karşı toplumsal duyarlılık oluşturmak, “kısırlaştır-aşılat-yaşat” projesinin sokak hayvanı sorununa tek etkili, uygar ve insani çözüm olduğunu anlatmak için bir film yaptık.
Onların da Tanrı’nın ümmeti olduğunu,
bize emanet olduklarını,
bu dünyanın sadece bize ait olmadığını anlatmaya çalıştık.
Merhamete bir çağrı yapmak istedik."


web:evsizhayvanlar.org

Hiç yorum yok: