Sayfalar

10 Ağustos 2007 Cuma

Pembe Panter Gibiyim!

Bir çizgi film klasiğidir: Güneşli bir günde kahramanımız kır-bayır gezinirken, ansızın inatçı bir yağmur bulutu ile karşılaşır. Bulut kafayı takar kahramana ve peşini bırakmaz, inadına ıslatır durur onu. Adam nereye o oraya dolaşır dururlar macera boyunca. Bu en çok Pembe Panter'in başına gelirdi hatırladığım kadarıyla. Şimdi sanırım ben de Pembe Panter tadında günler geçiriyorum. Neden mi? Annemden sonra şimdi de Bora'nın başına olmadık işler geldi. Gözümüzün önünde, usul usul yürürken düşüp, köprücük kemiğini kırdı kuzum.

Yazık küçüğüme... En az 2 hafta omuzundaki askıyla dolaşacak bu sıcakta. Çok şükür daha kötü birşey olmadı.

2 yorum:

miklagard dedi ki...

canım benim yaaa... çok geçmiş olsun. benden 10 yaş küçük bir erkek kardeşim var. aramızdaki yaş farkı nedeniyle ona karşı çok sorumlu hissederim. (artık o kadar değil neyse ki) o da küçücükken bir düğünde tüm gece uslu uslu oturup gecenin sonunda gitmek için kalktığımızda düşüp kolunu kırmıştı. ne kadar üzüldüğümü anlatamam tabi. ben kolumu kırsam her şey daha kolay olacaktı sanki. parmak emmeden uyuyamazdı bizim ufaklık. ve emeceği parmak kırdığı kolunun parmağıydı. sırf parmağını emip uyuyabilsin diye sağlam kolunun parmağına reçel sürmüştük :) hay allah kaptırıp pek bir anılarımı anlattım. tekrar çok geçmiş olsun bora'ya...

olmadık işler peşinde dedi ki...

çok teşekkür ederiz :)
Bora bu ani sakatlığın bir iyi bir de kötü yanı olduğunu söylüyor. Kötü tarafı koşup, oynayıp, yüzememek... İyi tarafı iyileşene kadar annesi ile yatacak olması!
Yaşı küçük olduğundan çabuk kaynarmış, umarım öyle olur.