Sayfalar

2 Kasım 2007 Cuma

Varan, Güllüoğlu vs.

Yağmur ve Cuma trafiğinin İstanbul'u vurduğu bir keşmekeş günün ardından, Beşiktaş'taki toplantımın 16:30'da bitmesi ile trafiğe yakalanmadan eve dönmenin hafifliği vardı üstümde.

Hastanedeki annemi ziyaret etmek için Ankara'ya gidecek olmanın verdiği çocuksu mutluluk ta cabası.
Bora ile birlikte gideceğiz Ankara'ya.
Hem de otobüsle.
Bu, otobüslere bayılan Bora'ya da büyük sürpriz olacak.

Börek kaporası
Annem Güllüoğlu'nun su böreğine bayılır. Sabah erken gideceğimiz için akşamdan uğrayıp alayım dedim.
Börek kalmamış. Sabah alayım dedim, erken bitebilirmiş.
Ayırın o zaman 2 kilo dediğimde görevli hemen not aldı. Sonra ne dese beğenirsiniz:
"Kapora bırakmanız gerekiyor, 5- 10 ne olursa" şaka yapıyor sandım, güldüm, döndüm arkamdan seslendi.
Ciddiymiş! Söylene söylene de olsa annemin hatırına 5 YTL kapora verdim.
"marka" olduğunu sanan bir basit bir "baklavacı" Güllüoğlu!

Deluxe bilet 1 saatte kesilir
Öğlen telefonla rezervasyon yaptırdığım Varan'a da uğrayıp biletimi alayım dedim. Atatürk Caddesi'ndeki ofiste, görevlinin biletimi kesebilmek için 5 ayrı ofisle görüşmesini bekledim.
Mazaretleri, ekranlarında çocuk indirimi seçeneğinin olmaması. Bu şube yeni açılmış ve çocuk indirimi yapabilmeleri için belli bir süreye ve anlamadığım bir statüye ulaşmaları gerekiyormuş.
Yani özetle çocuklu iseniz Varan'ın çocuk bileti kesebilen bir acentasına gitmeniz gerekiyor.
Sanki çocuk değil, uzaylı...
Ya da çocuk az bulunan bişey de öyle pek her yerde bilet kesmek gerekmiyor.
Öff anlatırken bile daraldım.

Üstelik biletimiz Varan'ın en yüksek ücretli deluxe otobüsüne.
Demek deluxe olunca, böyle 1 saatlik bir tören yapıyor adamlar.
Sanırsınız uzay mekiğine bineceğiz.

Eve erken dönmem ise yalan oldu tabi ki...

Hiç yorum yok: