Sayfalar

26 Mart 2007 Pazartesi

Lipton Ambient

19 Mart'ta dağıtılan Dubai Lynx Reklam Ödülleri'nde açıkhava kategorisinde 1. olan Lipton reklamı.

Type of Entry: Non Standardised Outdoor
Category: Ambient
Title: Lipton Tree
Advertiser: Lipton
Product or Service: Lipton Green Tea
Entrant Company: JWT CAIRO,
Country: EGYPT
Advertising / Design Agency: JWT CAIRO, Cairo
Country: EGYPT

25 Mart 2007 Pazar

Trafikte bir market arabası


Pazar sabahı.. Yer Kozyatağı... Cadde üzerinde bir market arabası duruyor. Trafik lambasının hemen altında öylece bekliyor. İlginç bir kent burası. Öğleden sonra da, E-5'te, köprülü kavşağın kenarındaki yeşil alanda mangal yakanlar vardı.
Yaya üst geçitlerlerinde halı kurutulduğunu görürseniz şaşırmayın.

24 Mart 2007 Cumartesi

Trulla Ford Web Sitesi

Bu küçük adam ve kadınlar, bestelerinizi yaratırken size eşlik ediyor, çalıp oynuyorlar.. Site tasarımı, renkleri, melodi ve karakterler çok sempatik.

Asıl ilginci, bu bir "FORD" sitesi.

Buyrun tıklayın, tımbır tımbır çalıp oynayın....

ultra dekorize, ferah, lüks, okazyon ev!


Emlak ilanlarında bir gaz! bir gaz! Emlakçılar nasıl abartacaklarını şaşırmış olacak ki, "okazyon", "ultra lüks" gibi alışılmış tanımlamalar yetmemiş, uydurma terimler kullanmaya başlamışlar. Örneğin bir reklamda şöyle denmiş: "1. sınıf malzeme ile dekorize edilmiş!".

Bir diğerinde ise türkçemiz şöyle sabote edilmiş: "1.SINF İNŞ SÜPERLÜX REZİDANS UYGN FİYATA". Adam sanki arkadaşına mesaj atıyor.

Ahh, ahh! Le jenerasyon de la uydurmasyon :)

23 Mart 2007 Cuma

MTV Puberty

MTV'nin 3D karakterleri çok komik ve orjinal olmuş. "Fart" ve "Pubes"a :o bayıldım...

MTV puberty

21 Mart 2007 Çarşamba

sen - siz, sen - siz, sen - siizzz!!! yaa!! siizzzzz!!

Var böyle insanlar. Israrla senli benli konuşan, henüz haketmedikleri samimiyeti bir çırpıda senli - benli olup ele geçirdiğini sananlar. Aslında sen-siz takıntım yok ama profesyonel yaşama yakışan bir hitap biçimi bu. Aynı yaşlarda olsak ta, yıllardır tanışsak ta, her türü nazımın geçtiği bi ton insana "siz" diye hitap ederim hala. Bu bana göre resmiyet ifadesi değil, karşındakine saygı meselesi.

Bu ara sık başıma geldiğinden midir nedir, iyice sinir olmaya başladım bu duruma. Israrla "siz - siz" diye yüklenmeme rağmen hiiç samimi olmadığım, hatta yeni tanıştığım bir kaç kişi ha babam adımla, sen falan diye konuşmakta ısrar ettiler. Kimisi anladı, kimisi hiç uyanmadı surat yapmama.

Üstüne üstlük, bir mal ya da hizmet satmaya gittiğiniz bir kişiyi böylesine sinir etmek te nesi yahu?

wrooownnnn!




Bora'nın favori kitabı bu. Bir erkek çocuk için harika bir kitap, keyifli bir oyuncak. Üstelik kitap statüsünde okula dahi gidebiliyor! (Okula oyuncak götürmek yasak ta...)

20 Mart 2007 Salı

7 yaşındaki çocuğa Kaşağı okumak

30'larında olupta Ömer Seyfettin hikayelerini, hele "Kaşağı"yı okumayan yoktur.

Okuma meraklısı babam, bu yıl ilkokul 1. sınıfa giden ve okumayı yeni yeni öğrenen oğluma, Şubat tatilindeki buluşmalarında bu kitabı hediye etmiş! İçine de not yazmayı ihmal etmemiş: "Okumayı iyice öğrendiğinde okursun oğlum".

Bu akşam Bora'yı yatırırken aklıma geldi bu kitap ve olişle bir anlaşma yaptık. Bundan sonra masalları o bana okuyacak, ben ise ona her akşam 15 sayfa çocuk roman okuyacağım. Bir nevi "arkası yarın" yapacağız.

Neyse ilk kitabımızı yani "Kaşağı"yı okuduk. Kitabın dili çok ağırdı. Yayınevi (Prizma Yayıncılık) sağolsun her sayfada 5-6 yazım hatası yapmıştı. Simultane çeviri yaparcasına okuyup bitirdik. Hikayenin son derece acıklı ama ders verici sonunu okuduğumuzda çocuğum çok üzüldü yazık. Ama bu roman okuma işini de çok sevdi.

Ne mutlu bize ki kitapları çok seven bir çocuk yetiştiriyoruz. Okula gelen her gezici yayınevinden kendisine beğendiği kitapları alan ve serviste, tenefüste bunları binbir gayretle okuyan bir çocuk bu. Hafta sonu kitapevine gidip ona yeni kitaplar, romanlar alacağız.

Okumayı seven bir erkek yetiştirmek bana ayrıca gurur veriyor :)

9 Mart 2007 Cuma

Ödüllü Yarışmalar

bigu'da yaptığım "yarışma" haberindeki teknik sorun aşılamadığına göre, haberi buradan ilgililerine sunuyorum. buyrunuz ödüllü yarışmalar:

8 Mart 2007 Perşembe

Ver gazı gitsin

Arabam servise gidince yerine otomatik vitesli bir araç verdiler. Bir kısım insanın pek bir bayılıp, öve öve bitiremediği otomatik vites hadisesi ile böylece tanışmış oldum.
- Sevdim mi?
- Hayır..
- Rahat mı?
- Evet.. :(
- Zekli mi?
- Hayır..
- Sonuç?
- Sıkıcı.
Araba kullanmanın bir zevki vardır. Devir sesini duyup, motoru hissedip, vitesi öne arkaya savurmanın, debriyaja basıp rampalara asılmanın bir asaleti vardır. Basarsın gaza, motor bağırır, ister ki vites değişsin, atarsın 4'e 5'e süzülür araba yollarda. Arabayla bir iletişimin vardır.

Otomatik viteste bunların hiç biri yok. Piti piti vitesi atıyor kendi kendine. Bu araba "kullanmak" değil, araba "götürmek"tir. Böyle, ayağını bir pedala basıp çekip, direksiyon döndürmenin, araba kullanmayı bir zevk bir heves olarak benimsemiş insanlara vereceği bir şey yok.

- Du bakalım, sıkışık trafikte asıl anlarım ben bunun zevkini
dediysem de, bu akşam ki tecrübe ile söyleyebilirim ki ı-ıh... Bas-çek, bas-çek yine canım sıkıldı, ilgim dağıldı.