Sayfalar

22 Nisan 2007 Pazar

İyi artık!!

Ateist kızdan, Kemalist kıza,
Liseli kızdan, İslamcı Kıza

KIZ TAVLAMA SANATI
Bu kitabı dün Metro Market'in kitap reyonunda gördüm!! Dumur oldum... Kitap özeti mevzuyu özetliyor:
Sahte sarışın kız,
Kemalist kız,
Banka memuresi kız,
Hümanist kız,
Tutkulu kız,
Liseli kız,
Utangaç kız
Adını duymadığımız daha ne tür kızlar var biliyor musunuz?
Bunların her biri farklı bir tavlama taktiği gerektirir.
Kültürlü bir kız farklı sözlerden etkilenir, nane molla kız farklı sözlerden
Zor kız başka telden çalar, köyden şehre göçmüş kız başka telden
Hem gülelim, hem de kız türlerine göre tavlama taktiklerine dair bilgi edinelim diyenler için kaçırılmaması gereken bir mizah kitabı

Okul kampanyası


NTV Okul Ekliyoruz

20 Nisan 2007 Cuma

Uçurtma Şenliği

23 Nisan 2007, Pazartesi günü, Caddebostan Sahilinde "4. Uçurtma Şenliği" var. Büyükşehir Belediyesi organize ediyor. Bizde kapıp uçurtmalarımızı orada olacağız...

18 Nisan 2007 Çarşamba

kanlı parmak hadisesi

İlginç flash gönderiler iyiden iyiye artı. Yeni yılda ulusça, dans eden cin olmuştuk mesela. Bu da benzer bir site ama oldukça iğrenç bir versiyonu. Kesik bir parmakla duvara yazı yazıp sevdiklerine!!! gönderiyorsun. Sevdiklerine diyorum, çünkü bu akşam siteyi keşfettiğimde, son kullanıcıların çoğunlukla "Türk" olduğuna ve kesik kanlı parmaklarla durmaksızın "aşkım" yazdıklarına tanık oldum. Nasıl bir sevgi gösterisidir yarabbi!
site: www.bloodyfingermail.com

Allahım yarattın, takip et


Anorexia çok fena bir hastalık. Şu özgüvene bakar mısınız bir? Bunca insan bir ucube pozu çekebilmek için itiş kakış uğraşırken, kadın Cannes sahilinde poz verir gibi kendinden emin.

Bu insanlar ciddi ciddi kendini güzel zannediyorlar. Bir röportaj izlemiştim. Kız resimdeki gibi kemik torbasına dönmüştü ama aymaya baktığında kendini hala şişman buluyordu. Allah akıl fikir versin. Yazık valla...

17 Nisan 2007 Salı

Reklam: Pantene Time Renewal


Pantene'in yeni ürünü "Pantene Time Renewal" (Restores age-damaged hair) ve onun mükemmel reklamı.
Dönüp Mona-Lisa'nın saçlarına baktım birde, hakikaten yıpranmış, tüy tüy saçları varmış kadıncağızın.



Kaynak: FWA

15 Nisan 2007 Pazar

Uçurtmamız uçtu!

Geçen haftaki uçurtma krizinin ardından, Bora ve babası hafta içi süren hummalı çalışmalarla kendi uçurtmalarını yaptılar. Hem evde yapılan hem de dedemizin aldığı uçurtmalar, bugün Suadiye sahilinde gökyüzünü renklendirdi. [Sözüm ona Bora için düzenlenen bu aktivitede en çok uçurtma uçuran babamız oldu:) ] .... ve mutlu son!

Mutluluk okulu

Bora'nın çocukluk döneminin en güzel yıllarını geçireceği okulu seçerken oldukça zorlandık. Hem iyi bir eğitim almasını hem de doyasıya eğlenmesini istiyorduk. Çok okul araştırdık, tek tek dolaştık. Sonunda Doğa Koleji Beykoz Kampüsü'ne karar kıldık. Ne iyi yapmışız. Geçen yıl anasınıfında başladığı bu okulda Bora, sonsuz yeşilin içinde yetişiyor. Ata biniyor, gerçek çim sahada top oynuyor, tarlada sebze meyve yetiştirip, tavşan besliyor. Ormanda dağcılık ve trekking yapıyor. Bazen çamur içinde, bazen de yemyeşil çimen lekeleri ile dönüyor eve. Reklamdaki gibi "kirlenmek güzeldir" diyor ve mutlu oluyoruz tüm bunlara.

Cumartesi sabahı veli toplantımız vardı. Toplantıyı bahçede kahvaltılı olarak organize etmişler. Güneş, hava, ortam ve öğretmenlerimizin yaklaşımı o kadar güzel ve pozitifti ki, bir kez daha çok doğru bir karar verdiğimize emin oldum. Bir veli toplantısı ancak bu kadar sempatik olabilir.

12 Nisan 2007 Perşembe

Seriously Good Music

Bugün alakasız ve plansız bir buluşma için Yeşilköy havalimanına gittiğimde, beklediğim uçağın inmesine daha 1 saat zaman vardı. Bir koşu İstanbul Dünya Ticaret Merkezi'nde yeni açılan Bimex'e uğradım. Çok büyük bir mağaza olmuş gerçektende. Dolaşırken 2 albüm aldım:
The Departure Lounge: GROOVES ve LOUNGE
Çok hoş, mutlu parçalar var bu cd'lerde.

Petrol Records'tan. Web sitesinden albümleri dinleyebilirsiniz.

Can-Cem


Pendik sahilinde (Mc'Donalds'ın sırasında) küçücük bir mağaza Can-Cem. Küçük müçük ama içerisi kırk ambar. Kapıdan içeri adım attığınızda kendinizi İtalya'da buluyorsunuz bir anda. Fonda, arkasından adam kovalıyor gibi cayır cayır İtalyanca konuşan bir adamın sunduğu radyo programı ve tempolu müzikler yankılanıyor. Askılarda dizi dizi, yerlerde istif istif giysiler, ayakkabı, çanta, şapka ve kemerler var.

Bildiğin bilmediğin tüm ünlü markalar var bu dükkanda. Billabong, Trussardi, Diesel, Marco Polo, Colombia, New Man, GFF, Ellesse, Tommy Hilfiger, Valentino, Miss Sixty'i bir solukta sayabilirim. Bunun dışında "hmmm" dedirten bi ton kokoş markanın ürünleri de var mağazada.

Hepsi orjinal, hepsi üçte bir, dörtte bir fiyata. İlginç olan çoğu outletin aksine erkek ürünlerinin bayanlardan daha bol olması. Kimi üründen tek kimisinden bolca var birde. Yıllardır uğradığım, asla elim boş çıkmadığım harika bir dükkan.

Can ve Cem ise bu dükkanın sahibi abi-kardeşlerin adı.

Tüyo: Mutlaka nakitle gidin, nakitte indirim yapıyorlar.

11 Nisan 2007 Çarşamba

Mercedes Benz Moda Haftası da ne?

New York, Los Angeles ve Miami'de gerçekleştirilen bir Mercedes Benz Fashion Week varmış. Web sitesine girince karşıma çıkan nazar boncuklu kolye tasarımı hem şaşırttı hem de mutlu etti.

10 Nisan 2007 Salı

100.2 RADIO ANATOLIA

Akşam dönerken keşfettiğim, lounge, acid jazz, nu jazz çalan harika radyo. İlk bir kaç dakikanın ardından radyo hafızasına kaydedilmeyi hak eden, dinlemeye doyulamayan, evde devam edilen kanal. Yabana atmayın 100.2 frekansından (İstanbul dinleyin.

Everything But The Girl - Missing

Orjinali kadar her bir remixi ayrı güzel, üstüste iki kez dinlenmeden geçilemeyen parça. Ruh haline göre isterse coşturan isterse hüzünlendiren bir dans müziği klasiği...

Gugıl bize logo yapsana


Fazla söze gerek yok. Siteden aynen aktarıyorum, girip logolara bir bakın mutlaka:
"Google Türkiye’nin ana sayfasına bizim özel günlerimize uygun logo koymamasına içerleyen, Google da “bizden” birşeyler görmek isteyen, bunun için sessizce oturup diğer ülkelere yapılan Google logolarına bakıp bakıp ” Ne güzel olmuş ya, ne yaratıcı esprili adam şu Google dakiler” demek yerine” birşeyler yapmanın zamanı gelmedi mi ?” sorusuna büyülenmiş gözlerle bakan bir avuç Google severiz.

Bizlerden daha çok var biliyoruz ve bu siteyi size bırakıyoruz. Ortak amacımız bu siteye gelen tasarımlardan birinin Google Türkiye ana sayfasında yer alması. "

web: googlebizelogoyapsana

Müziğine aşık olup özlenen otel

Gidip kaldığımdan falan değil, müziğine aşık olduğum için özlüyorum Hotel Costes'i. Paris'te olması uzaktan
yarattığı bu büyüyünün gücünü artırıyor şüphesiz.

Kendine markası ile sunduğu parfümleri, yiyecek, aksesuar ve CD'leri ile merakımı depreştiren, hani derler ya "görmezsem gözüm açık giderim" dedirten bir yer burası.

9 Nisan 2007 Pazartesi

Uçurtma

Pazar günü sahil yolunda giderken kenarda uçurtma uçuran insanlar, çocuklar gördük. Gökyüzünde onlarcası süzülüyordu. Pek bir heveslendik uçurtmalara...

Pendik'e gidip Can-Cem'e uğradık. (bu mağaza ayrı bir entry konusu!) Aklımız uçurtmalarda kaldığı için, babamız alışveriş yaparken Pendik'te ne kadar kırtasiye, oyuncakçı varsa dolaşıp uçurtma aradık Bora'yla ama yok, yok, yok...

Tam vazgeçip dönüyorduk ki, son anda karşımıza çıkan oyuncakçıda bulduk bir tane ama bunun da ipi yoktu... Dönüp tekrar ip aradık ve nihayet ipi de bulduk. AZMİN ZAFERİ! Her şey hazır. Hemen sahile inip başladık denemeye. Süper dandik uçurtmamız uçmadı. İkinci denemede yere çakıldı ve kırıldı...

İlla uçuracağız ya, hemen Kartal'a dönüp, bunca insana uçurtma satan adamı aramaya başladık. Bir uçtan bir uca 1-1,5 km kadar yürüdüysek te adamı bulamadık. Bir de tıpış tıpış geri dönüşü var bu yolun tabiki. Yürümekten yorgun, kös kös döndük eve.

Bora odasına koşup, kırılan uçurtmanın çıtaları ile bir uçurtma yaptı kendisine. Biraz karton, biraz bant, biraz da plastik poşetle.

Bu akşam bahçede denedi uçurtmasını... Yazık ki uçmadı. Mutsuz bir biçimde eve dönüp ödevlerini yaparken, babamız internette bulduğu bir siteden uçurtma yapmayı öğrendi ve ona bir şeytan uçurtması yaptı. Gece karanlıkta bahçeye inip uçurdular. Neyseki maceramız mutlu sonla bitti. (hafta sonu sahile gidip uçurtma alacağız)

8 Nisan 2007 Pazar

Yok günü...


Güneş var. Sahil var. Rüzgar var. Go-kart yok... Uçurtma yok... Bora üzgün..

3 Nisan 2007 Salı

EĞLENCELİK

www.says-it.com adresinde kaset, plak, bilet gibi ürünleri seçip etiketlerini kişiselleştirebiliyorsunuz... İşte son çıkan albümlerim ve oyunumun bileti.


Dur Lola Dur!


Günlük telaşların, yaşamla boy ölçüşmek için verilen mücadelelerin, güçlü dirençli olmak adına kendimi unuttuğum, çook hızlı geçen zamanın tam ortasındayım... Arada bir durup şöyle bir bakmak lazım gidişata aslında. Böyle Forest Gump ya da Lola gibi koşmak ta nesi?

Bu güne kadar aşılan yollarla, bundan sonra çıkılacak yolculukların muhasebesini yapmak için durmak lazım.

Bahar melankolisi midir, yoksa şu aralar içinde bulunduğum sürprizli ve çoktan seçmeli yaşam testinin yorgunluğu mudur bilmem bu?

Bazen diyorum ki, kendimi gömsem yumuşacık yatağıma, uyusam.. uyusam.... Uyandığımda herşeyi yerli yerinde, mükemmel planlanmış ve yaşanmaya hazır olarak bulsam...

2 Nisan 2007 Pazartesi

Büyüyünce bahçıvan olucam


Bahçe, çiçek merakım anneannemden sanırım. Gazeteden yaptığı külahlarda sakladığı sıra sıra çiçek tohumları, sabahtan akşama kadar tahta ve testerelerle imal ettiği bahçe mobilyaları ile tam bir bahçe tutukunuydu sevgili anneannem. Onu mutfaktan çok bahçede çiçeklerle uğraşırken ya da badana yaparken hatırlarım. Öyle incik boncuk ev işlerini pek sevmezdi rahmetli. Çok becerikli, zahmetli işleri seven bir tonton ihtiyardı. Onunla kasımpatı, hercai menekşe, açelya ektiğimiz günleri, gülleri, ortancaları çapaladığımız sabahları unutamam. Hele akşam üstü oldumu elimizde hortum, şıır şır sulardık koca bahçeyi. Parmağımı hortumun ortasına dayayıp, suyu fıskiye gibi yaptığımda keyfime diyecek olmazdı. Döne döne her karışını sulardık kocaman bahçenin.

Şimdi bir bahçem yok ama apartmanın girişindeki minik çiçek tarhını çaktırmadan sahiplendim. Bahardan başlayıp yaz sonuna kadar gidip gelip çiçekler alır ekerim bu bahçeye. Lavantalar, ericalar... Sitenin bahçıvanları asla ilişmezler bahçeme. Bora da minik yamağım elbette. Küçük küreği ile bir gayret kazar çiçek çukurlarını. Hiç sızlanmaz.

Teraslı bir ev alalım diye başının etini yiyorum eşimin. Sahile yakın, şöyle deniz manzaralı... Kocaman botanik bir park yapacağım terasa. Bahçe insanın zehrini alıyor. Ruhunu yumuşatıyor.

Büyüyünce bunları kendim okuyacağım anne...

Uçanbalık Yayınları... Yayınladığı birbirinden güzel çocuk masal ve öyküleri ile uzun zamandır arayıp ta bulamadığımız kitapları çıkaran yayınevi. "Aytül Akal" kitapları ile tanıştığımız, "Aysel Gürmen" öyküleri ile coştuğumuz, okudukça okuyasımız gelen kitapları yayınlayan can simiti. Öykülerdeki olay ve kahramanlar ülkemizden, hayatın içinden yani güncel ve çok doğallar. Tavsiye edilir.
Dedikleri gibi: Çocuklar iyi kitaplar okumalı!