Sayfalar

29 Ağustos 2007 Çarşamba

Kız sinek

Geçen yaz, evde oğlumla birlikte oturuyoruz:

- Anne...
- Efendim yavrum.
- Mutfakta bir kız sinek gördüm
- Kız sinek mi? Nasıl anladın peki kız olduğunu bitanem?
- Çocuğu vardı.
- Allah allah onun çocuğu olduğunu nasıl anladın peki?
- Çocuğunu sırtında taşıyordu da.
- Haaa!!?!??? :O !??! ## )p! ##!! (dumur ve kahkaha!)

28 Ağustos 2007 Salı

Oğlağın önde gideniyim. Fena mı?

İflah olmaz bir "OĞLAK"ım ben. Bu burç hakkında yapılmış ne kadar yorum varsa, hepsi benim için de geçerlidir. En önemli karakteristiğimiz işine titiz, çalışkan, inatçı, dayanıklı ve mükemmeliyetçi olmak. Peş peşe sıralandığında ne kadar da sıkıcı ve yorucu! Adı üstünde işte "OĞLAK". Kayalık tepelere tırmanan, zor koşullarda yaşamını sürdüren, dayanıklı, güçlü bir hayvandan almışız tüm özelliklerimizi.

Ama maalesef hayatı zehir edecek kadar katı bir mükemmeliyetçiliğe ve sorumluluk duygusuna sahip olduğumu inkar edemem. Dayanıklılığa gelince üstüme yoktur. Sanki programlanmış gibiyim. Forrest Gump gibi yani. Bu asla iş ile sınırlı bir güdü değil üstelik, her ne rol olursa olsun büyük küçük farketmez. Anne, eş, çalışan, evlat, komşu, dost, kardeş olarakda yüksek çıtalarım var. Uzar gider bu liste.

Kadınlığın doğasından gelen bazı kontrol edilmesi zor zaafları saymazsak pek öyle tavizlere, eeh'lere, "ayy yapamam"lara yer yok. Bir gün de "aammaan booşver!" demez mi insan? diyemem...

Tüm bunları şikayetçi olmak için söylemiyorum, aksine özellikle bir kadın olarak hayat karşısında bu kadar dayanıklı ve dimdik durabilmekten çok hoşnutum. Özgüven ve kendine saygının büyük bir erdem olduğuna inanıyorum. Güvenilir, sığınılabilir, tutunulabilir olmanın nesi kötü? Siz "gerçek ve samimi" olunca hayatınızda biriktirdiğiniz insanlar da "gerçek ve samimi" oluyorlar doğal olarak.

Sadece bu ara yoruldum sanırım. Hayatımın en uzun yazını yaşadım. Üst üste sıkıntılar, kötü haberler, tatil yapamamak beni yordu . Kendimle ilgilenmeyi, kendimi şımartmayı özledim. Bir süreliğine kepenkleri indirip "bencillik oyunu" oynamanın ne zararı var. Aksine zorunlu bir ihtiyaç olmuş demek ki, oturup kendimi kendime şikayet ediyorum.

Az daha unutuyordum. Tüm bu özelliklere birebir sahip ve neredeyse klonum sayılabilecek bir adamı seviyorum üstelik. O da bir oğlak. Tek farkımız birimiz sağ beyin, diğerimiz sol. Çoğunlukla Ying-Yang gibiyiz ama bazen iki inatçı keçiye parmak ısırtacak türden inatlaşmalar yaşıyoruz. Hani bir laf var, "bir ipte iki cambaz oynamaz" diye. Öyle bir oynuyor ki, tadından yenmiyor!! :))

27 Ağustos 2007 Pazartesi

DİNLE!

Dans müziğine burun kıvıranlar bu müziği gerçekten "dinlemeyi" bilmeyenler. Gerçekten dinlemedikleri için de sadece tabatab! tabatab! basları duyup, içleri şişenler. Oysa iyice kulak verseler müziğin tatlı iniş çıkışlarını, üst üste çalan plakların her birinin keyifli ritmini duyarak tad alacaklar.

Özellikle "house" bu tarzın en yaygın dinlenen ve sevilen türü. Bu kadar sevilmesinin nedeni ise ilginç: Kalbin atış ritmine uygun tempoda olması.

İşte, biraz önce dinleyip coştuğum ve bu yazıyı yazmama neden olan 3 güzel parça. Sesi iyice açın e mi?

Roger SanchezLost


Junior JackAlone


FreemasonsLove On My Mind

Mazeretim var

Bu Bayramoğlu halkı çok komik hakikaten. Cesur bir mizah anlayışları var. Bakınız ne yazmışlar afişe... (Her Perşembe üşenmeden asıyorlar bunu)

DİŞSİZ CÜCE


Bora'nın süt dişleri ile vedalaşma zamanı geldi de geçiyor. "Hadi artık, hadi!" derken neyseki ilk dişi dün düştü, ikincisinin ise eli kulağında.
Yakın zamanda boğazı için bir röntgen filmi çektirmiştik. Filmde şaşırtıcı biçimde, çıkmayı bekleyen asıl dişlerinin, alt ve üst damakta gömülü olarak beklemekte olduğunu gördük.

Vücut, dünya, doğa nasıl tıkır tıkır işleyen bir düzene sahiptir böyle?

23 Ağustos 2007 Perşembe

Ay ben bunu giymem mi?

Twigy'nin Gisele Bündchen'li "Yikatu Xingu" terlik-sandalet kampanyasından haberi olmayan kadın yoktur sanırım. İpanema marka bu terlik ve sandaletlerin tasarımı kadar, kampanyanın konusu ve sunumu da çok güzel. Yaz başından beri ha aldım ha alayım derken, ancak dün kahverengi bir çift sandalet alabildim. Çok ama çook güzeller!

80 ayrı ülkede aynı anda başlayan bir sosyal sorumluluk kampanyası bu aslında. Kampanyadan elde edilecek gelirin önemli bir bölümü, Brezilya’nın sosyal ve çevresel zenginliğinin simgesi olan Amazon ormanlarındaki Xingu Nehri’nin korunmasına ve ıslahına harcanacakmış.

Orjinal web sitesi güzel olmuş, türkçesi yaramaz....
web: www.grendene.com.br/www/ipanema2007/home/

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Üçleme

Birisi bana talihsizliklerin mutlaka üçlediğini söylemişti üzülerek. "Umarım hafif atlatırsınız" demişti...

Evet üçledik. Annem ve Bora'dan sonra şimdi de teyzemizden geldi kötü haber. Cuma günü merdivenden düşüp kalçasını kırdı zavallıcık. Ameliyat oldu ve neyse ki iyi.
  • Annem şu anda Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yatıyor. İlk adımlarını atmaya başladı çok şükür.
  • Bora'nın omuz askısı çıktı. 1 haftaya kadar tamamen iyileşecek inşallah.
  • Teyzemize ise acil şifalar.

Talihsizlikler böylece bitmiş olsun lütfen.

Farklı bir hediye!

Doğum günü, yıldönümü ve kutlamalar! Farklı ve daha önce verilmemiş bir hediye bulmak için saatler günler süren araştırmalarla kabusa dönen özel günler. İşte güzel ve farklı bir hediye. Etiketi kişiye özel tasarlanmış bir şişe şaraba kim hayır diyebilir. Etiketini site üzerinden tasarlıyorsun ve şarabın üzerine yapıştırılmış biçimde, özel ambalajı ile gönderiyorsun. Çok yaygınlaşıp, banalleşmeden yapmalı.
web: www.kisiyeozelsarap.com

barbie bacı

Bunu da Bursa'da çekmiştim. Dükkanın önünde asılı duran bu çocuk çantası dumura uğratmıştı beni. Hiç akla gelir mi allahaşkına. Aha şuraya yazıyorum, haşemalı Spiderman çıksın, alıcam oğluma.

Isıran köpek

Bisikletle dolaşırken gördüm. Ciddi ciddi böyle yazmışlar duvara...

10 Ağustos 2007 Cuma

Pembe Panter Gibiyim!

Bir çizgi film klasiğidir: Güneşli bir günde kahramanımız kır-bayır gezinirken, ansızın inatçı bir yağmur bulutu ile karşılaşır. Bulut kafayı takar kahramana ve peşini bırakmaz, inadına ıslatır durur onu. Adam nereye o oraya dolaşır dururlar macera boyunca. Bu en çok Pembe Panter'in başına gelirdi hatırladığım kadarıyla. Şimdi sanırım ben de Pembe Panter tadında günler geçiriyorum. Neden mi? Annemden sonra şimdi de Bora'nın başına olmadık işler geldi. Gözümüzün önünde, usul usul yürürken düşüp, köprücük kemiğini kırdı kuzum.

Yazık küçüğüme... En az 2 hafta omuzundaki askıyla dolaşacak bu sıcakta. Çok şükür daha kötü birşey olmadı.

Dahice!

İstinye Park Alışveriş Merkezi'nin inşaatı tüm heybetiyle sürüyor. Burada yakında Türkiye'de daha önce hiç görmediğimiz markalarla buluşacağız.

Yolu düşenler görmüştür: yola bakan cephelerde fikriyle, fotoğrafıyla, uygulaması ile hayranlık uyandıran nefis açık hava reklamları var. Çok anlatmaya gerek yok, fotoğraflar yeterli: (fotoğrafları yoldan geçerken arabadan çekme başarısını gösteren Ulaş'a teşekkürler)

Benim favorim Sushi yiyen işçi!