Sayfalar

27 Eylül 2007 Perşembe

26 Eylül 2007 Çarşamba

Zaman geçer, her şey yeniden, hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
Hiçbir şeyi abartmayacaksın hayatta.
Yaşayacaksın.
Sonra o geçecek, başka bir şey yaşayacaksın...

Hasan Cemal

Magnum çikolata???

Bu kadar çikolata muhabetti üstüne aklıma geldi. Arabada kan şekerim mi düşüyor bilmem, yolculuklarda istisnasız biçimde canım çikolata çeker.

Geçen baharda, yine böyle bir depreşme anında, benzin almak için durduğum BP marketinde sinsice çikolata raflarına doğru yöneldim. O da ne? Gözlerimi dışarı uğratan mucize, rafta mağrur biçimde yenmeyi bekleyen Magnum çikolata çeşitleriydi. Yaldızlı ve kutulu ambalajlarda sunulan 3-4 farklı çeşidin hepsinden aldım ve bu muazzam lezzeti hunharca tüketmek için hemen kendimi arabaya attım. Gerçekten çook güzeldi.


Suçlu, bu korkutucu ve berbat reklamlar olabilir


Magnum çikolatayla sürpriz biçimde başlayan ilişkimiz kısa sürdü. Tüm çaresiz arayışlarıma rağmen onu bir daha raflarda göremedim. Neden, nasıl bilmem ama artık yok. Reklamsız satacağı garanti olan bir ürün nasıl olurda piyasadan kaldırılır hayret... Tam anlamıyla "tadı damağımda kaldı".

24 Eylül 2007 Pazartesi

Ohh Moby! trouble so hard!

Ekranda görünce kilitlenip kaldım. Uzaydan gelen şahane çikolata yaratıklarının yeryüzündeki şaşırgan keşiflerini konu alan "TORKU" reklama bayıldım.



Bayılmamla, ayılmam bir oldu tabii. Ben bunu bir yerden biliyordum. Bu Moby'nin "In This World" parçasının klibinin bir kopyası olmasın sakın!?!?



Evet, evet tabi ki o...

Esinlenme bir yana, bu tamamen kopya olmuş. Ancak itiraf etmek gerekir ki çok özenli ve güzel bir animasyon hazırlamışlar reklam için...

Diğer yandan Konya Şeker'i tebrik etmek lazım, bu araklamadan haberi olmayan tüketiciler, özellikle de çocuklar için çok yaratıcı ve ilgi çekici bir çalışma ile sektöre sıkı bir giriş yapmış oldular.

yağmur

Fotoğraf
Collection: National Geographic
Caption:Silhouetted figures on the street on a rainy Tokyo night.
Photographer:Jodi Cobb


Travelling somewhere
Could be anywhere
There's a coldness in the air
But I don't care....



MotorcycleAs the Rush Comes (Gabriel & Dresden Chillout mix)

O derece

Süper reklamlara bir örnek daha!

Reklamı veren firma kendinden "o derece emin" ki, reklam da hiç iletişim bilgisi yok.

"Ulan bizi de bilmeyen kaldıysa!" edasında hazırlanmış, direkt anlatımlı, özgün tasarımlı, bu cingöz reklam için, firmayı da ajansı da alnından öpüyoruz...

21 Eylül 2007 Cuma

Ciddi olamazlar

Ajans süper kafalamış. Yazık valla.

Zorla "saygınlık" olmaz

Bir takım insanlar, saygınlık uyandırmak için zorlama bir biçimde çabalarlar. Bu debelendikçe daha derine batmaktan başka bir şey değil bence.
Bu insanların tipik bir takım göstergeleri var.

  • %100 haklı da olsanız, fikrinizi ya da görüşünüzü asla ilk seferinde kabul etmezler
  • Yüksek perdeden veya yükses sesle konuşmaya bayılırlar
  • Bazıları özellikle çok konuşurlar
  • Sürekli kendilerinden örnekler verirler, kendileri ile ilgili gerçekleri abartırlar, "ben" ile başlayan cümleler hiç dillerinden düşmez
  • Yalan söylemekten çekinmezler
  • Özgüvenleri yüksektir, hatta bazen ahmaklık derecesindedir
  • Sizi asla dinlemezler, akılları hep kendi kuracakları cümlelerdedir
  • Astlarına topluluk içinde iş buyurmaya bayılırlar
  • Genellikle endişeli ve kararsızlardır
  • Herkesle herşeyin dedikodusunu yapabilirler
  • En kötüsü ise kendilerine saygıları yoktur...

20 Eylül 2007 Perşembe

Yolculuk...

Kedi Pansiyonu


Her gün başka bir macera yaşıyoruz bu kedilerle. Mumo'nun kaybolmasının ardından, hava alsın diye bahçeye çıkardığımız Pıtır da kayboldu. Neyse bir o, bir bu derken ikisi de bulundu sonunda.

Bugün bahçede oynayan ve akşama kadar ortalarda gözükmeyen kedilerimiz, akşam kapıda bittiler. Kapının önünde meovv! meovv! diye seslenip, bekleşiyorlardı. Halleri öyle komikti ki, nasıl becerdilerse birlikte gelmişti ibişler.

Son olarak Pıtır biraz önce pencereden aşağıya düştü! Neyseki ev 1. katta...
Korkarım eylemleri sürecek ve yaza daha çook var...

19 Eylül 2007 Çarşamba

Zil çaldı !

Okulların açılacağı Bora'ya 16 Eylül, Pazar gecesi dank etti. Tatilin bitişi, Bayramoğlu'ndan eve dönüş, oyuncakların toplanması, okul alışverişi derken bu minik adam strese girdi. Öyleki gece yattığında uzun süre uyuyamadı. Yanına gidip; okul arkadaşlarını gördüğünde nasıl sevineceğini, bahçede yine maç yapacaklarını, onların da dişlerinin dökülmüş olabileceğini ve daha bir çok komik şeyi anlattım. Bir parça rahatlayıp uyudu kuzu.

Sabah toplantım olduğu için gidemedim, ama babası fotoğraflarını çekmiş. Ertesi sabah okulda yaşananlar, stresin yerini tekrar eğlenceye bıraktığını ve neredeyse bütün sınıfın bir süreliğine diş özürlü olduğunu gösteriyor.

18 Eylül 2007 Salı

Ne dinlediğini merak edenlere

Müziği çok seviyorum.
Dinlediğim müziği merak ediyorum. Nasıl mı?
Ne zaman çıkmış, hangi plak şirketi, başka remixleri var mı? Vokal kim?

Hiç mi işim yok? Elbette çok işim var ama bu da bir çeşit hobi işte:))
Merakımı gidermek için genelde Discogs'a bakıyorum. Hepsinin cevabı var bu sitede.
Olur da bir gün meraklanırsanız bakın.

web: Discogs.com

17 Eylül 2007 Pazartesi

Basit ve akıllı


Chicago'daki Museum of Science and Industry'de açılacak "CSI: The Experience" sergisi için tasarlanmış minisite.

web: http://www.solvethead.com/

Dog Memo Clip

The Design Town sitesinde daha niceleri var. Bakındıkça aklım kalıyor.
Ben yeşil ve siyahı seçtim :)


web: http://www.thedesigntown.com/

Pıtır ve Mumo

Bu yaz 2 kedi bizim hayatımızı, biz 2 kedinin hayatını değiştirdik. İyi mi oldu kötü mü göreceğiz.
Hani benim yolda bulduğum kedicik vardı ya "Pıtır" o işte. Büyüdü ve çok ama çok güzel bir kedi oldu. Bütün yaz Bayramoğlu'ndaki evin bahçesinde o ağaç senin bu çiçek benim debelendi durdu. (debelendiği çiçekler benim özlemle düzenlediğim bahçedekilerdi o ayrı) Bu arada kendine bir de Mumo adını koyduğumuz minik bir arkadaş ta buldu. Mumo ve Pıtır yaz boyunca tüm sitenin özellikle de çocukların sevgilisi oldu. Pıtır'a büyük sevgi duyan Bora, son zamanlarda onunla uyumaya bile başladı.

Ancaak! Yaz bitti ve site boşalmaya başladı. Herkez evine dönünce sitede ne çocuk, ne de yemek verecek bir allahın kulu kalmadı. Biz de dün gidip son toparlamalarımızı yapıp ayrılırken, Pıtır ve Mumo'yuda alıp Kozyatağına getirdik.

Evde bakmak üzere değil ama istediklerinde gidip gelecekleri, yemek yiyip, soğuk havalarda ısınacakları bir düzen kurmaktı amacımız. Eve geldikten bir süre sonra, bahçeyi tanıtalım diye dışarı çıkardık kedileri ve o da ne? Mumo gitti... Hava kararana kadar kah aradık kah camın önünde bekledik ama dönmedi.

Pıtır hala bizimle. Zavallı Mumo umarım burada da mutlu olur. Sitenin bahçesi büyük ve kedi seven, besleyen bir sürü insan var. Tek korkumuz daha önce hiç görmediği arabalardan kendini sakınamaması.

14 Eylül 2007 Cuma

Toilet Buddy :)

Bulsam hemen alıcam, süperler!!!

2. vites

Sonbaharla birlikte eve dönüş yaptık. Yağmur ve tabii ki trafik çilesi başladı. Her gün Bayramoğlu'na katettiğim 22 km yol 15 dakika sürerken, Kozyatağı'na gidiş için yine 22 km yolu 1 saatte alıyorum. Bünye dumura uğradı. Seyir defterime yansıyan görüntüler bunlardı...





kardeş

Bora kardeş ister...


- Anne kardeşim olmasını istiyorum..
+ Ne güzel... Neden istiyorsun?
- Canım sıkılıyor ya tek başıma, onunla oynarım ne güzel :)
..........
..........

- Anne benim ne zaman kardeşim olacak?
+ Bilmiyorum yavrum
- Ama çok istiyorum, nasıl olabilir ki?
+ Eee şeey, biz babanla Allah'a dua ediyoruz, sen de et. Allah verirse olur :p
..........
..........

- Anne dua ettim ama hala karnın şişmedi, ne zaman bir kardeşim olacak yaa...
+ Olur yavrum olur üzülme sen, biraz daha dua et
- Tamam da ne kadar sürer yani? Ben kaçıncı sınıfa geçtiğimde onunla oynayacağım ki?
+ En az bir yıl lazım
- !?!??! öf yaaa!!!!

radio anatolia'ya ne oldu?

Daha önce yazmıştım ya, nefis bir radyo buldum diye. Sürekli downtempo yayın yapan, reklam ve anons yapmayan, adı radio anatolia 100.2 olan... Şimdi de kaybettim.

Şu anda aynı frekansta Power XL çıkıyor. Bi süre Anatolia'yı 100.4'ten dinledim ama oradan da uçtu. Yerine dans müziği yayını yaptığını sanan Fenomen isimli dandirik bir radyo yerleşmiş. Gören duyan varsa söylesin, nerede bu Radio Anatolia. Müziğimi geri istiyorum.

4 Eylül 2007 Salı

Meyve çekirdeklerini kurutun

Manisa Belediyesi ilginç bir ağaçlandırma projesi başlatmış. ‘Her Çekirdek bir ağaç’ projesi kapsamında yediğimiz meyve çekirdeklerini çöpe atmayıp, güneşte kurutuyor, daha sonra da poşetler içinde belirlenen noktalara teslim ediyormuşuz. Toplanan meyve çekirdekleri (kiraz, erik, kayısı, şeftalı ve badem) Manisalı paraşütçüler aracılığı ile Spil Dağına serpilecekmiş. Manisa Belediyesi, TEMA Vakfı, Manisa Havacılık Topluluğu ve Manisa Dağcılık Grupları iş birliği ile uygulanacak olan kampanya çerçevesinde 1 yılda 10 milyon meyve çekirdeği toplanıp bunların 1 milyonunun meyve ağacına dönüşmesi sağlanacak deniliyor.
Bu proje sayesinde önce Spil dağı daha sonra Manisa’nın tüm ilçe dağları tropik orman olacakmış.

Bilgi için: 0236-234 92 11