Sayfalar

1 Haziran 2008 Pazar

Koşturmacalı bir gün

Dün sabahın aksine güne telaşeli bir biçimde başladım.
12:oo'de Beyoğlu'nda bir arkadaşımın düğün töreni varken, alışılmadık biçimde uyuya kaldım. Bora'nın,
- Anne saat on buçuğa geliyor, ne zaman uyanacaksın?
sözleri ile yataktan fırladım ve 11:30'da evden çıkana dek, kahvaltı hazırlığı ve atıştırma, bulaşık makinesinin boşaltılması, makyaj, saç, giyim işlerini halledip sokaklara attım kendimi.

Düğün töreni Neve Şalom Sinagogu'nda. İlk kez başka bir kültürün düğün törenine katılacağım için meraklı, arkadaşım adına heyecanlı ve mutluyum. Mucize biçimde törene tam saatinde ulaşıyorum.

Girişteki güvenlik kontrolünü ve sorgu-suali aşarak [geçmişteki üzücü bombalama olayları nedeniyle müthiş önlemler var] içeriye giriyorum. İçerisi harika çiçeklerle bezeli, istisnasız herkes çok şık, bakımlı ve güzel. Tören ışıltılı ve neşeli biçimde tamamlanıyor. Koltukların altındaki baretler dikkatimi çekiyor. İçim burkuluyor ve üzülüyorum buna.

Çıkışta bizi 2 aşamalı (2 oda) bekleme alanına alıyorlar. Bir kaç dakikalık beklemelerle 15-20 kişilik gruplar halinde çıkabiliyoruz dışarıya. Dışarıdaki güvenlik birimleri , beklemeden hızla dağılmamızı rica ediyorlar. Ne üzücü değil mi?

Otopark çıkışında arabamı beklerken karşıdaki belediye düğün sarayını görüyorum. Önünde insanlar birikmiş, çoluk çocuk, simitçiler, su satanlar curcuna yeri gibi.... Hanımların hepsi sözleşmiş gibi türbanlı... İnsan güruhu bağırış çığırış içinde içeriye doluşurken arabam geliyor. Az önceki nezih ve modern törenden sonra bu manzara beni şok ediyor ve elimde olmadan kıyaslama yaparak üzülüyorum..

Hiç yorum yok: