Sayfalar

9 Eylül 2008 Salı

Yeni Hayat

Evet, yeni bir hayata hazırlanıyoruz.
Beklediğimiz, gün saydığımız her şey yavaş yavaş geride kalıyor.



Güzel, huzurlu, dolu dolu bir yazdı. Konaklamalı akraba ziyaretlerimiz bu yıl da oldukça yoğundu. Öyle ki biz bize kaldığımız, ya da yakın dostlarımızı ağırlayabildiğimiz gün ve geceler sayılıydı… Bora kuzenleri ve sitedeki arkadaşları ile gece gündüz demeden oynadı, oynadı... Yüzmekten ve oyundan bıktıklarını söyleyebilirim. Ona böyle bir yaz tatili yaşatabildiğimiz için ne kadar da şanslıyız.


Ve nihayet doğum izni... Ağustos’un 18’inde izne ayrıldım.
- İzinde ne yapsam? Canım çok sıkılır mı? Bol bol tatil yapıcam…
gibi endişe ve umutların hepsi yalanmış… İzne ayrıldıktan 17 gün sonra İstanbul’daki eve döndük. Yani Bayramoğlu’nda çok takılamadım. Ama yaz boyunca gerek iş dönüşü gerek hafta sonları bol bol yüzüp, akşamları düzenli yürüyüş yapıp, bolca kitap okudum. Havuzdaki görüntüm sitedeki tüm çocuklara ilginç bir deneyim oldu… Çok şeker yorumlar ve sevgi gösterileri yaptılar.

Okulların açılması ile yazlık keyfi son buldu. Evi kapatma telaşı falan derken bir baktım İstanbul’dayız. Döneli bir hafta oldu ama bir dakika oturamadık. Taşınıp hemen yazlığa gittiğimiz için yerleşecek dolap-çekmeceler, elden geçecek bir sürü eşya vardı. Ufuk’un yardımıyla her şeyi hızla hallettik. Doğum için alışveriş ve hazırlıklar tamamlandı. Bebeğin eşyaları, odası yerleşti. Okullar açılacağı için Bora’nın kütüphanesi elden geçti, kitapları kaplandı.

Gelelim bebeğe... 36. haftaya ulaşan hamileliğim ve iyice büyüyen karnım ile gittikçe yavaşlasam da yine de rahat durduğum söylenemez. Şimdiye dek 10,5 kilo aldım. Sanırım 13-14 kilo ile tamamlarım hamileliği. Bora’da da bu kadar almıştım zaten.

Minik oğlumuzun adını “Arda Çağan” koymaya karar verdik. Her ne kadar Bora “Çağan”a muhalefet etse ve bizim pek hoşlanmadığımız “Kaan”da ısrar etse de uzlaşmaya yaklaştık sanırım.

Diğer taraftan Boracığımı kardeşe ve yeni hayata hazırladığımızı düşünüyorum. Pek öyle kıskançlık ve sorun yaşanacağını tahmin etmiyoruz. Umarım yanılmayız.

Arda Çağan bayramdan sonra geliyor. Her şey yolunda giderse 13 Ekim sabahı kavuşacağız ona… Minicik eşyaları, mis kokulu sabunları, küçücük yatağı hazır. Anne, baba ve en başta abisi sabırsızca bekliyor.



Bu küçük adam hayatımızı kökünden değiştiriyor. Yeni bir hayat bizi bekliyor...

11 yorum:

miklagard dedi ki...

çok heyecanladım, eminim her şey yolunda gidecek... bu arada; benden 10 yaş küçük, biricik ve başımın tatlı belası kardeşimin adı da arda :)

Goddess Artemis dedi ki...

"Arda Çağan" güzel bir seçim. Bora'ya söyleyin: Kaan çok bilindik ve sıradan.

Balık burcu bir oğuldan sonra, Terazi burcu bir tane daha geliyor demek! Ne diyeyim, kolay gelsin! Merak etmeyin, her şey yolunda gidecek...

Sevgi ve selamlar :o)

Magissa dedi ki...

Hoşgeldiniz, tıklamaktan hal olmuştum :)

olmadık işler peşinde dedi ki...

Herkese merhaba!
güzel yorumlarınız için ayrı ayrı teşekkürler :)

Miklagard bir şey sormak istiyorum. Kiminle konuşsam "Arda"ların acayip yaramaz olduklarını söylüyor. Sizin ki nasıl?? Allam n'olur uslu de:I

Artemis... Balık erkeği öyle zor ki.. Ben pek anlamam ama Terazilerin de Balıktan aşağı kalır yanı yok diyorlar. Sen de dikkat çekmişsin :( yandık sanırım...

ve Magissa iyileşmene çok sevindim:))

selam ve sevgiler :)))

miklagard dedi ki...

bu genellemeyi ben de duymuştum. ne yazıkki benim kardeşim de yaramaz bir çocuk. yaramaz derken, kendisi boğa burcu ve dediğim dedik bir kişiliği olduğu için genelde sorun yaşıyoruz. ama bunun dışında çok hassas bir yapısı da var.
bu konuda düşüncem şudur: 80li yılların son döneminde ve sonrasında doğan çocukların genel olarak uysallıktan uzak ve gereğinden fazla bireysel olduklarını düşünüyorum. yaşama ve dünyaya çok farklı algılar ile geliyorlar. ve öncekiler tarafından asla tam olarak anlaşılamıyorlar. (kendim 80ler'in saf çocuklarından olduğum için) bir de ilk çocuklar genelde daha uysal oluyor galiba. tabi tamamen bilimsel olmayan kişisel genellemelerim bunlar.

olmadık işler peşinde dedi ki...

Miklagard ne güzel açıklamışsın:)

Çok ilginçtir ki şu söylediğin tespitleri biz 70'liler, 70'lerin sonları ve sonrası için düşünürüz:o

Radyoda "Arkası Yarın" ve "Çocuklarla başbaşa" dinleyip tek kanallı TV'de "Heidi" izleyerek büyüdüğümüzden olsa gerek teknoloji inasnı yeni nesli ve tatminsizlerini anlamakta çok zorlanıyoruz.

Sonuçta, çocukta eğitimle bir çok şey düzeltiliyor ama içgüdüsel bir azgınlık varsa işte ona pek birşey yapılamıyor sanırım :)) amannn! büyük konuşmayayım :)

karamelize dedi ki...

arada bakıyordum, bizim hamiş ne hallerde diye, sonunda dönüş yapmışsın..:)
hadi bakalım, çok az kaldı gerçektende hayatınızın değişmesine..umarım sağlıkla alırsın kucağına yeni kuzuyu...
öpüyorum

olmadık işler peşinde dedi ki...

çok teşekkürler canım :D
darısı başınıza diyeyim :))
sevgiler

karamelize dedi ki...

hayırlısı ve nasipse diyelim..:)
ama biz öyle bir yayıldık ki hayatımızın ortasına, o kadar rahatladık ki, yeniden popoyu kaldırıp böyle bir işe kalkışabileceğimizden çok ciddi şüphelerim var..:))

olmadık işler peşinde dedi ki...

bizde başlarda
"durduk yerde keyfimizi bozduk" falan diyorduk...
ama şimdi zaman yaklaştıkça, kendinden önce eşyaları ve ihtiyaçları ile yaşantımıza yerleştikçe tüm iyimser ve fedakar duygular yeniden uyanıyor inan:)

Krkil dedi ki...

;o)