Sayfalar

22 Ekim 2008 Çarşamba

Bu seferki bir başkaydı

Uykusuz gecenin yorgunluğu ya da her detayını bildiğin riskli bir yolculuğa çıkmanın tedirginliği mi, altüst olmuş hormonların bir oyunu ya da aylardır beklediğim mutlu sona ulaşmanın heyecanı mıdır bilmem, o sabah göz yaşlarıma söz geçiremedim...

Mavi ameliyat giysileri ile odadan sedye ile ayrılırken eşime, anne, babama ve Bora'ya veda ettim geçici olarak ve ağlayarak.

Ameliyathane girişine kadar benimle geldiler. Yol boyunca ağladım...

O sedyede, gözlerinden sürekli yaş süzülen kadının benimle uzaktan yakından ilgisi yoktu.
Ben ki ilkinde aslanlar gibi girip çıkmıştım doğuma, hatta ameliyathanede "bravo" almıştım.. "Ihh" dememiştim.

Bu seferki bir başkaydı. Salya sümük ve çok aciz bir haldeydim. Heyecanlı, tedirgin, endişeli, kendini bırakmış... Çok ama çok utanç verici ( ! )

Ne bileyim yani ben pek canlıyımdır, güçlü ve dayanıklıyımdır. Böyle bir doğumu asla hayal edemezdim.

İçeride epidurali ikinci denemede takabildi doktor. Oysa ki ne kadar güvenilir ellerdeydim.. Dr. Kut,ay Bey Bora'nın doğumunda da aynı anesteziyi yapmıştı bana ve yine birlikteydik..
Çok ama çok heyecanlıydım..

Ya operasyon başladığında nefesimin gittikçe daralmasına ne demeli?
"Dayan, 5 dakika sonra oğlun yanında olacak" diye ellerimi tutup, başımı okşayarak beni yüreklendirmeye çalışırlarken ben bebeğimden başka birşey düşünemiyor, heyecandan nefes alamıyordum.

Bedenime yapılan müdahale beni hafif hafif sarsarken, sık daha sık nefes almaya başladım ama yetmiyordu. Bir yandan göz yaşlarım ince ince yanaklarımdan süzülüyordu.. Oksijen maskesi ile yeniden derin nefes almaya başladım ve kendime geldim. İşte o anda bebeğimin çığlıklarını duydum (!) Hemen sağımdaki yatağa aldılar O'nu...

Allahım nasıl bir mucizeydi bu!

Oradaydı, pespembe, tortop birşeydi.. Ağlıyordu..
Sağlıklı olduğunu söylediler. Temizleyip, göğsüme koydular.
Uzanıp öptüm, öptüm öptüm, kokladım...
Ağlamayı aniden kesti. Nefis bir andı.

Sonra, O'nu götürdüler. Halime acıyan anestezi doktorum iznimi alarak beni 25 dakikalığına uyuttu. Allahım bin yıl uyumuş gibiydim. Uyandım... Gülümseyerek, sakinleşmiş olarak uyandım...

Herşey bitip dışarı çıktığımda eşim, Bora ve babam beni bekliyordu. Onları görünce yine ağladım...

Odama döndüğümde, Çağan oğlanı odamıza getirdiklerinde, annem elimi tuttuğunda, Bora ve bir tanem beni öptüklerinde yine ağladım..
Heyecan, sevinç, mutluluk, gurur, hayret, stres bir aradaydı...
Şükürler olsun... Sağlıkla aldık kollarımıza Çağan'ı..
Buncacık, küçücük şey nasıl büyüyecek onu düşünüyorum şimdi.

2 yorum:

Magissa dedi ki...

Valla ben de siz taze annelere tam o cümleyle acıyorum, "allaaam nası büyiycem bu kadıncağızların bebekleri, uyku yok durak yok". Çünkü hiiiççç yemiyor gözüm.

Ama Bora nasıl büyüdü? Çağan'cık da bir gün bir bakıcaz okula filan başlayacak. Di mi? Yoksa bekar(ben) karı mı boşuyor...

olmadık işler peşinde dedi ki...

Ha-ha-haaa!! :D
harika yorum... harika teşhis :I
sakın gözünüz korkmasın, çünkü hemen duruma adapte oluyor ve moda giriyor insan. Uyku muyku derdi kalmıyor. sevgisi, şirinliği herşeye ilaç oluyor bunların.
Bora bunun yanında o kadar koca adam kaldı ki kucağımda yok olan bu minik cüsse karşısında şoktayım hala :))