Sayfalar

15 Aralık 2008 Pazartesi

nasıl anlatsam, nerden başlasam...

  • Şu krize acayip kafayı taktım. Gidişat korkutucu gözüküyor. 2009'da iyice dibe vuracak memleket. Korkuyorum...
  • Ufak tefek bazı tasarruf önlemleri aldım. Büyük temizlik günlerinin aralarını açtım, makine dolmadan çamaşır yıkamıyorum, "kendin pişir, kendin ye"ye dönen pasta-börek işlerini azalttım... ve en önemlisi alışveriş merkezlerine sık (!) gitmiyorum...
  • Bu uzun soluklu izin sezonu beni iyice domestikleştirdi. Sıkıntıdan durmaksızın pasta, börek, tatlı falan pişirir oldum. Bu yaşıma kadar ağzıma sürmediğim kabak tatlısını, sırf kendim pişirdim diye bayıla bayıla yer oldum. Yakında gün yapmaya başlarsam hiç şaşırmam.
  • Çağan üçüncü ayına girdi. Şimdilik her şey yolunda gidiyor. 50-60 gün sonra işe başlayacağım ve adamı, anne sütü (!) dışında birşeyle beslenmezken öylece evde bırakıp gideceğim. Baktıkça içim sızlıyor... Çok fena bir duygu bu.
  • Göğüslerden süt sızmasın diye 7/24 sütyenle dolaşmaktan sıkıldım. Zaten sıkı çamaşır, çorap lastiği vb. şeylere alerjim vardı, tam oldu yani.
  • Şu Ümraniye ne tuhaf bir yer. Esnafı tembel bir kere. Hiç dükkanı sabah 09:00'da açan bakkal olur mu? Ya da 08:30'da açan kuaför. Hele tam karşında 500 dairelik bir site varken... Yakın çevrede "Uykusuz" satan tek bir market, bakkal yok... Dergiyi her hafta macerayla alıyorum, üstelik 2-3 gün rötarla...
  • Kozmetik ürünlere ne isim uyduracaklarını şaşırdılar. Rejüniveyt diye bişi var, insan adını hatırlayıp alamaz bunu dükkandan.
  • Bakkalcı, dükkancı, manavcı diyenlere acayip kıl oluyorum.

Hiç yorum yok: