Sayfalar

28 Nisan 2008 Pazartesi

çar çur har vur paraları paraları!

Süper süper!!
Bayılıyorum bu reklama. Baktıkça gülüyorum, şaşırıyorum, kendimi buluyorum, utanıyorum :)) Resmen alışverişte böyle hissediyorum ben de, o kadının bakışlarında kendimi görüyorum. Hahahaa! Çok doğru bir iş yapmışlar çok.. 12'den vurmuşlar(!) Bir daha alışveriş yaparken elim o kadar çabuk gitmeyecek cüzdanıma...
Saç saç, çar çur har vur paraları paraları!
Helal olsun(!)

16 Nisan 2008 Çarşamba

Efkar bastı içimi

Bizim bu evi almamız çok uzun bir emeğe dayanır.
İlk yatırımı Tuzla’daki bir kooperatif evine yaptık. Evlendikten hemen sonra girdiğimiz kooperatifi yıllarca ödedik. O zamanlar daha işte de çömezdik, maaşlar, imkanlar sınırlı. Zorlandığımız olurdu, hesap kitap yapardık durmadan. 3-5 sene sürdü böyle. Öyleki bittiğinde çılgınca alışveriş yaptığımı hatırlıyorum(!)

Bittiğinde oturur muyuz acaba diye düşünmedik değil. O zamanlar Bora da yok. Nohut oda bakla sofa 90 m² ev işte. Baktık içimize sinmedi. Ne oturduk, ne de sattık bir süre. Arada biraz daha birikim yaptık.

Bir gün Kozyatağı’nda ev bakmaya karar verdik. Eşim gidip bakıyordu evlere. Daha ikinci hafta karşı sitede bir ev buldu. Üç katlı binanın birinci katında, 3 odalı, bahçe manzaralı bir ev. “Bekler misiniz bizi?” dedik, bekledi sahibi. Tuzladaki evi satılığa çıkardık. 1-2 haftada taliplisi çıktı ve trink ödeyip satın aldı. Biz de koşup beğendiğimiz evi aldık. Eski bir bina olduğundan, duvarları kalana dek yıktık içini. Herşeyini yeniden yaptık. Dolaplarını, mutfağını kendimiz tasarlayıp, yaptırdık. Her detayına değdi elimiz. Orası bizim yuvamız oldu. 3,5 yıl mutlu mutlu yaşadık bu evde.

Şimdi artık sığmıyoruz buraya. Daha büyük bir eve geçeceğimiz için kiraya vereceğiz başkalarına. İçim cız ediyor. Yuvamız burası bizim. Kolay elde etmedik ki, kolayca verelim. Bizim gibi kullanırlar mı? Ya hırpalarlarsa... Yapacak bir şey yok. Veda etmek çok zor.

Evdeki son iki günümüz. Ufuk, yerlerdeki halıları silip silip kaldırdığından çıplak her yer. Taşınacağımız yer “ev”, burası ise “yuva”ydı.
Bora bu sabah kahvaltıda:
- Bu iki gün hiç geçmesin isterdim. Bu evi çok seviyorum annecim dedi.

Gözlerim doldu. Hepimiz hüzünlüyüz, vedalar her zaman üzüntü veriyor. Ev bile olsa.....

Kabus

Şimdiki kız çocuklarının aşırı bilmişliklerine, 5 iken 15’lik gibi konuşmalarına dikkatinizi çekerim. Erkeklerde pek yok bu, ama nedense kızlar büyümüşte küçülmüş gibi.

Geçtiğimiz yaz hastanenin kantininde birşeyler yedirip, oyalamakla görevlendirildiğim 3 yaşındaki cüce kadın anlattıkça coşuyor, coştukça anlatıyordu...
- Kaan’a aşığım. Okullar açılnca evlenme teklif edicem ona. Gerçi hemen evlenmeyi düşünmüyorum ama .....
+ Dumur (!!?!!?)
- Tostun yanında Cola içerim.
+ E annen izin veriyorsa içebilirsin tabi...
- Annem izin veriyor tabi ki (!!yalan!!)

Bunları daha yakından tanımak için Murathan Mungan’ın Yüksek Topuklar isimli romanını okumalısınız. Tuğde isimli 5 yaşındaki cinnet kız çocuğunu yakından tanımalısımız. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bu kitaptan mıdır nedir bende çok kötü biçimde “kız çocuk fobisi” oluştu.
Dün gece kabus gördüm hatta. Şöyleydi:
Bir kız çocuk dünyaya getirmişim. Ancak ortalarda yok. “Emzirmem gerek” diye dört dönüyorum. Günlerdir emzirmedim diye telaşlanıyorum....Yok...
Birisi diyor ki:
- Kapıda gördüm, biraz önce çıktı, kuaföre gidiyordu...
+ ( !!!?!??! )
Koşuyorum peşinden ve yakalıyorum yolda. 2-3 yaşlarında siyah, lüle lüle saçlı bir kız çocuğu. Tutuyorum elinden ve nasihatler vere vere eve getiriyorum. Kurallardan bahsediyorum vs....

Nasıl yer etmişse bende işte böyle bir korku hali içindeyim. İlk çocuğumuz erkek olduğundan herkes bunun kız olmasını istiyor. Bana soranlara
+ Farketmez sağlıklı olsun yeter diyorum.
- Hadi hadi!!! Kız istersin sende. Bir kız bir erkek şahane olur.
diyorlar.
+ Yok valla farketmez.
diyorum. İçimden geçen bu. Sağlıklı olsun. Kız olursa bilmiş olmasın. Çocuk gibi olsun. Büyük konuşmak istemem ama küçük bir kadın gibi olmaması için ne gerekiyorsa yaparım.

15 Nisan 2008 Salı

İçimdeki pırlanta

Çok şahane çok.
Assos "anneler Günü" için yapmış bu kolye ucunu.
Adı "İçimdeki Pırlanta"(!)
Tek taş pırlantanın enfes bir sunumu. Çok damardan bir iş olmuş, tebrik ediyorum kendilerini.
Öhöm(!) fiyatı 500 YTL imiş. Hani merak eden olur diye yazayım ben yine de...

Bu arada benim pırlanta n'apıyor acaba? Kıpraşmaya başlıyor ufak ufak (!)

Aklıma gelmişken hamilelik ile ilgili tespit ve serzenişlerimi yazayım diyorum.

İlkini yazdım bile:

OİP OİP olalı böyle zulüm görmedi !

Paran olup da indirimden hiçbirşey alamamak ne demek?
Ağzından salyalar damlayarak baka kalmak elden ele uçuşan gömleklere, pantolon ve elbiselere.
- Şunu alsam mı? Bir daha 38 beden olur muyum acaba?
diye pazarlıklar yapıp kendinle, sonra aklını başına devşirmek ve kös kös çıkmak mağazadan. Park Bravo'dan 200 YTL'lik elbiseyi 50 YTL'ye almadan çıkmak nedir bilir misiniz siz?

13 Nisan 2008 Pazar

Eskiden

  • Lisede ve üniversitedeyken, evde yaz kış spor ayakkabı giyerdik. Beyaz çorap, beyaz Puma, adidas falan...
  • Arabamızı boyatabiliyorduk sonra. Turuncu renkli Renault 12'yi kırmızı renge boyatmıştık biz.

9 Nisan 2008 Çarşamba

bir sürü bi şey

Bu ara hayatımda her şey yer değiştiriyor. Tüm dengeler altüst oldu.
Ani ve fazla değişiklikleri sevmeyen ben,
hem heyecanlı, hem huzursuz hem de merakla olan biteni izliyorum.

Neler neler olmuyor ki:


  • Taşınıyoruz(!) Yeni bebek ile artacak nüfusumuz, daha büyük bir ev ihtiyacını kaçınılmaz kıldı. Haftaya kocabüyük bir eve gidiyoruz. Diğer taraftan evimize de kiracı bulmak gerekiyor.

  • Toksoplazma tehlikesi nedeni ile bol kedili yaşantımıza bir süre ara vermek zorunda kaldık. Haftalar önce Erzincan'a yolcu ettiğimiz, ev cücesi Mumo kızımızın üzüntüsü, bizim kadar Pıtır'ı da perişan etti. Şahsına münhasır, fazla hoşbeş sevmeyen mağrur Pıtırımız, sırnaşık, bunalımlı bir kucak kedisine dönüştü... Ev-bahçe hayatı yaşayan Pıtır'ı yeni taşınacağımız siteye ve 7. kattaki eve götürmemiz ise imkansız...

  • En az 3 ay ayrı kalacağım iş yerimde, işlerin devri ve yürütümü için bir sürü hazırlık ve önlem almak gerekiyor. Doğum tarihi yılın en bomba ve büyük organizasyon-ları-na denk geldiği için, durumdan herkes ayrı bir mutlu (!!!) Tam bir kaos ortamı....

  • Yeni bebek ile yepyeni bir hayata hazırlanıyoruz.

  • Hamilelik vücut kadar, duyguları da deforme ediyor. Bazen aşırı kırılgan ve duygusal, bazen abartılı huysuz ve endişeliyim.

  • Bahar da cabası (!)


Allahtan hepsi mutlu değişimler...