Sayfalar

20 Haziran 2008 Cuma

Din ding (!) tatil başladı.. ve de geri sayım...


Yaşasın ... Sonunda tatil başladı.
Okullar kapandı, evimizi eni konu yerleştirdik.
Eksik dolapları ve küçücük bebeğimin yatağını İkea'dan aldık ve babamız süper bir gayretle monte etti hepsini.

Bebek doğduğunda lazım olacak mini mini giysilerle yağ, pudra vb. malzemelerimizi de aldık. Yorgan yastık ne varsa yıkayıp kaldırdık.
Artık hazırız...
Neye? Tatile, yazlığa.
Yarın bavulları yüklenip gidiyoruz... Bir aksilik olmazsa Eylül'e kadar da oradayız..

Döndüğümüzde merakla beklediğimiz küçük misafirimiz gelecek. Karnımda kıpır kıpır oynaşan, tekmeleriyle inanılmaz varlığını her an hatırlatan küçük adam... 40 cm'lik tulumları giyecek bebek kişi... Annesinin, babasının, abisinin özlediği yavru.

Bebek 6. ayına girdi. Kocaman bir göbeğim var artık. Popom da pek küçük sayılmaz hani (!)
Mesela, ayak tırnaklarıma oje süremiyorum (...)
Şimdilik 6 kilo aldım. Sigarayı bırtığım için aldığım 6 kiloyu da sayarsak +12 kg (!) pöfff..
Bol bol yüzmem lazım. Bol bol yürümem....

Ağustos'un ilk haftası doğum iznine ayrılacağım. Belki bir süre için haftada bir gün uğrarım işe. Aşırı sıcaklarda iyice tempom düşer sanırım. Malesef hamileliğin en zor zamanlarını, yazın kavurucu sıcaklarında geçireceğim.

Bir de, Bayramoğlu'nda internet bağlantımız yok.
Bu nedenle bloga ara vermek zorundayım.
Meraklı ve röntgenci IT yüzünden işyerinden de yazamam.
Bakacağız artık, bir fırsat bulursam yazarım.
Yazamazsam herkese iyi tatiller....

11 Haziran 2008 Çarşamba

Mesaj Kaygılı ve Analitik Üst Geçitler

"8 bin 25 araçlık 16 yeni otopark yaptık"
Bravo, 25'i de yazdınız ya oraya, daha etkileyici oldu.
8 bin yazsanız haksızlık olurdu tabi... Şöyle derdik:
- O ha yani, tam 8 bin nasıl olur, hiç mi küsuratı yok?
diye içimiz içimizi yerdi...

Bu da birşey mi dedirten şu örnek var ki, buna yorum dahi yapmıyorum...
"3 yılda 323 bin 654 kişiye evde ücretsiz sağlık hizmeti verdik!"
Fotoğrafı yok malesef..

Diğer taraftan, dünyanın masrafı, dünyanın bütçesi harcanıyor bu reklamlara..
Bol bol İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve tabii ki AKP reklamı yapıyor, yaptıklarını gözümüze gözümüze sokuyorlar.
  • 43 bin kişiye mesleki eğitim verdik
  • 50 yeni internet evi sizi bekliyor
  • 2 yeni tiyatro, 4 yeni kültür merkezi bitirdik
  • İDO-İstanbul Bursa 75 dakika
  • 3 yılda 323 bin 654 kişiye evde ücretsiz sağlık hizmeti verdik
  • Yeşil alanları yüzde 50 artırdık
Elbette yapacaksınız...
Sonraaa (...) sorarım size.. Kimin parası ile yaptınız bunları acaba ?
Biz ödedik, beyler biz...

9 Haziran 2008 Pazartesi

Yaratıcılık

Bir kaç hafta önce Mudanya'da dolaşırken rastladım. Ne hikmetse demir parmaklıkları içeriden yapmışlar?

4 Haziran 2008 Çarşamba

Yine o gün


Kim bilir kaçıncı kez bahçedeki köpekleri toparlayıp götürdüler?
Kim bilir nereye gitti yavrucaklar?
Hoyratça, acımasızca, itip, kakıp, çekiştirip, ağlatıp...
Bugün yoktum görmedim, anlattılar. Ama adım gibi biliyorum nasıl çığlık çığlığa ağladıklarını.
Yıkıp yakmak, acıtmak, yok etmek ne kadar kolay....
Biraz sabır ve biraz emek yeter aslında.
Asıl inanması güç olanı, medeniyet adına yapılıyor olması tüm bunların.
Lanet olsun

Beggin' - Frankie Valli and The Four Seasons

Power FM'de dinleyip hastası olduğum şarkının, 1967 yılına ait olduğunu öğrenince küçük çaplı bir şok geçirdim. Nasıl oldu da daha önce hiç duymadım, dinledim?
Durmadan, üst üste dinlenesi, bıktırmayan süper bir parça...
Bahar neşesi, yaz coşkusu, mutluluk şeysi.

beggin'!!!
put your lovin' hand out, baby
i'm beggin'
beggin'!!!!!
put your lovin' hand out, baby


MixwitMixwit make a mixtapeMixwit mixtapes

1 Haziran 2008 Pazar

Koşturmacalı bir gün

Dün sabahın aksine güne telaşeli bir biçimde başladım.
12:oo'de Beyoğlu'nda bir arkadaşımın düğün töreni varken, alışılmadık biçimde uyuya kaldım. Bora'nın,
- Anne saat on buçuğa geliyor, ne zaman uyanacaksın?
sözleri ile yataktan fırladım ve 11:30'da evden çıkana dek, kahvaltı hazırlığı ve atıştırma, bulaşık makinesinin boşaltılması, makyaj, saç, giyim işlerini halledip sokaklara attım kendimi.

Düğün töreni Neve Şalom Sinagogu'nda. İlk kez başka bir kültürün düğün törenine katılacağım için meraklı, arkadaşım adına heyecanlı ve mutluyum. Mucize biçimde törene tam saatinde ulaşıyorum.

Girişteki güvenlik kontrolünü ve sorgu-suali aşarak [geçmişteki üzücü bombalama olayları nedeniyle müthiş önlemler var] içeriye giriyorum. İçerisi harika çiçeklerle bezeli, istisnasız herkes çok şık, bakımlı ve güzel. Tören ışıltılı ve neşeli biçimde tamamlanıyor. Koltukların altındaki baretler dikkatimi çekiyor. İçim burkuluyor ve üzülüyorum buna.

Çıkışta bizi 2 aşamalı (2 oda) bekleme alanına alıyorlar. Bir kaç dakikalık beklemelerle 15-20 kişilik gruplar halinde çıkabiliyoruz dışarıya. Dışarıdaki güvenlik birimleri , beklemeden hızla dağılmamızı rica ediyorlar. Ne üzücü değil mi?

Otopark çıkışında arabamı beklerken karşıdaki belediye düğün sarayını görüyorum. Önünde insanlar birikmiş, çoluk çocuk, simitçiler, su satanlar curcuna yeri gibi.... Hanımların hepsi sözleşmiş gibi türbanlı... İnsan güruhu bağırış çığırış içinde içeriye doluşurken arabam geliyor. Az önceki nezih ve modern törenden sonra bu manzara beni şok ediyor ve elimde olmadan kıyaslama yaparak üzülüyorum..