Sayfalar

30 Aralık 2008 Salı

Süper Bir Performans: THE MOM SONG!


The Mom Song from Northland Video on Vimeo.

LÖSEV için kurabiye pişirdik

Geçtiğimiz Cuma Boraların okulunda "Yerli Malı Haftası" kutlandı. Tüm sınıflar açtıkları standlarda kuruyemiş, meyve ve evde hazırlanmış yiyecekleri sattılar. Elde edilen gelir LÖSEV'e bağışlandı. Böylesine hayırlı bir iş için organize olmaları çok güzeldi. Bize kurabiye hazırlama işi düştü.
Bora'yla çocukların hoşuna gideceğini düşünerek, yılbaşı kurabiyesi yapmaya karar verdik. Hastalandığı için okula gitmediğinden kurabiyeleri birlikte hazırladık bizim "küçük şef"le. Tchibo'dan aldığımız yeni kalıpları denemek için de sabırsızlanıyorduk zaten, iyi oldu. Geçen yaptığımız deneme becerimizi artırdığından, bu sefer daha keyifle çalıştık. Bonibonlarla süslediğimiz kurabiyeleri, tek tek poşetlere koyduk.

Ertesi gün Bora okuldan büyük bir heyecanla döndü. Kurabiyelerimiz yok satmış!
Standın önünde kuyruklar olmuş ve sabahtan hepsi tükenmiş. Ben de çok mutlu oldum, emeğimize, yorulduğumuza değdiğine sevindim.

Bu hafta bonibonlu muffin yapacağız oğlumla...

24 Aralık 2008 Çarşamba

Dilek

2008'i çok sevmiştik.
Mutluluk, umut, yenilik, güzel heyecanlar, bir evlat, sağlık, huzur getirdi bize.
Çoğaldık, büyüdük, yenilendik...
2009!
Daha fazlasını istemiyorum senden...
Sahip olduğumuz tüm bu güzellikleri korumamız için şans, fırsat ve güç ver yeter.

Çilek Aşkına

Dr. Oetker Krem Şanti'nin bir reklamı vardı. Hani küçük kız babasıyla çilekli pasta yapıyordu, sonra çileklere göz falan yapıyorlardı. Boracık reklamı ne zaman görse "anne! yapalım, yapalım" derdi de bir türlü yapamazdık. Dün gece biraz ateşlendiği için bugün okula göndermedim Bora'yı. Neşelenmesi için de istediği pastayı yaptık birlikte. Hafta sonu gelecek arkadaşlarımıza yapacağım hazırlıklar ve Cuma günü okula gidecek kurabiyeler için beni mutfakta uzun mesailer beklediğinden, pastayı hazır kek ve şantiden yapıverdik.

Görünüşü eğlenceli, lezzeti güzel oldu.
Oğlumun hem keyfi yerine geldi hem de ağzının tadı.

(Melis seni unutmadım :) Gel ayırdım bir dilim...)




20 Aralık 2008 Cumartesi

dur bi "internete sorayım"


Var böyle bir şey!
Adam merak ettiğini internette araştırmıyor, internete soruyor?!!?!?

Site istatistiklerimde görüyor, gülüp geçiyordum hep... Bu akşama kadar(!)
Bu akşam olay zirve yaptı ve bir internet kullanıcısı Google'da şunu aratarak geldi sayfama:
"PAZARTESİ GÜNÜ ÜMRANİYE AFM DE ISSIZ ADAM FİLMİ OYNUYOR MU"
Oynuyor canım.. Kaç kişilik yer verelim?
Adam aşmış, internetle muhabbete başlamış. Helal olsun...

Madem başladık devam edelim. İşte daha önceden not ettiğim komik keyword şeysi örnekleri..

  • Saç saç paraları har cur paraları reklam videosu (bravo!çok gayretli bi arkadaş, şu yazıya gelmiş kendileri)

  • Fayrouz içecek helalmi (diyanete bir mail atıverin pls... ben ne demişim?)

  • Ormandaki ilginç kanlı ipler (!!!???!! allam yareppim, neyi arıyosun yaaa! ben şöyle bir web sitesi bildirmişim)

  • Put your loving hand out, baby I'm beggin ne demek (başlamışken tüm şarkıyı yazsaydın.. tık)

  • phanner islama uygunmu (hayır anlamadım, bende mi bir yamukluk var, böyle antin kuntinler bana geliyor?? bkz. pfanner)

Dolmakalem alıcam hepsine, o olacak

Yeni yıl, doğum günü kutlamaları derken hediye trafiği iyice arttı. Bora'nın ne çocuk ne de genç sayılamayacak "garson boy" arkadaşlarına hediye seçmekte iyiden iyiye zorlanmaya başladık. Oyuncak pek olmuyor, aktivite setleri ilginçliğini yitirmeye başladı, kitap ise hiç ilgi çekmiyor.

Çocukluğumuzda her şey ne kadar yalındı oysa. Nerde öyle büyük alışveriş merkezleri, oyuncak marketleri... Ya kitap alırdık ya dolmakalem (!) Hakikaten ne popüler bir hediyeydi şu dolmakalemler. Her doğum günümde 3-5 tane gelirdi.

Türlü çocuk klasikleri ve romanları gelirdi sonra. Hepsini okurdum. Hiç birini kenara atmışlığım yoktur. Bu hediyelere çok sevindiğimi hatırlıyorum, içten bir mutluluk duyardım.

O yıllarda kimse orjinallik peşinde değildi, tüketim virüsü henüz ele geçirmemişti dünyayı. Dükkan dükkan dolaşmaz, girer bir kırtasiyeye efendi gibi seçerdik hediyemizi.

Şimdi öyle mi? Dünyayı versen mutlu olmuyorlar. Bakın çocuk doğum günlerine. Hediyeler havada uçuşur. Evde ya aynıları vardır ya da benzerleri. İki mıncıklanıp atılır kenara. Aldığı hediyelere içten sevinen bir çocuk görmedim şimdiye dek.

İşte bu sebepten, çocuklara hediye seçmek hiç keyif vermiyor bana. Farklı bir şeyler seçmek istiyorum, bulamıyorum çoğu zaman.


"Bizim zamanımızda" geyiğine sarıp lafı amma uzattım. Hediye fikri yazacaktım aslında. Babamızın aklına gelmiş, çok güzel seçimler yapmış. Benim de çok sevdiğim(!) PETS@WORK objelerinden kumbara ve alarmlı saat almış çocuklara.

Tasarım objeleri sevenlere duyurulur. Bunlar D&R'larda satılıyor ve şu sıralar %4o indirimdeler!

18 Aralık 2008 Perşembe

evdeki hesap

Derlerdi de inanmazdım. İkinci çocuğu büyütmek gerçekten pek keyifli ve kolaymış. Tecrübeli anne olmanın keyfi, konforu ayrıymış. Bir el çabukluğu bir marifet ki sormayın.

Bora doğduğunda, ortaokula kadar oynadığım evcilik deneyimim dışında elime bebek eli değmemişti. Doğumun hemen ardından, annelerin yardımı ile başladım öğrenmeye. Sonra alıştık birbirimize ve biraz içgüdüsel daha çok kitaplardan kaptım bakım işini. Kitaplardan öğrendiklerimizi, babasıyla hiç taviz vermeden bire bir uyguladık.
İyi ki de öyle yapmışız. Hiçbir aşamada sorun yaşamadı Bora: Yemek, uyku, tuvalet, konuşma,… ve sosyal becerileri hep sorunsuz kazandı. O da biz de çok rahat ettik doğal olarak. Hala bu huzuru devam eder kuzumun.

Şimdi yine başucumdalar, yine baş tacı ettim bu kitapları. (Uykusuz ve Masumiyet Müzesi meze olarak orada bulunuyor) Okurken bakıyorum da 8 yıla rağmen her bir konu, örnek vs. harfiyen aklımda.

Ben derim ki tüm hamileler ve yeni bebeği olanlar böyle sağlam bir rehber edinmeli kendine... Taviz vermeden uygulamalı anlatılanları.. (Bu küçük adamlar, bir karış boylarına rağmen müthiş duygu sömürüsü yaparlar. Ruhunuz duymaz)
Bir tarafta kitaplarım, diğer tarafta deneyimlerim iş başında.


Kuzucuk, 2 aylık olmasına rağmen günde bir-iki uyku seansını kendi başına uyumaya başladı bile. Ben işe başlamadan güzel bir düzen oturtacağız ki, başta kendisi, sonra U. ve ben rahat edeceğiz.

Umarım evdeki hesap çarşıya uyar.

15 Aralık 2008 Pazartesi

nasıl anlatsam, nerden başlasam...

  • Şu krize acayip kafayı taktım. Gidişat korkutucu gözüküyor. 2009'da iyice dibe vuracak memleket. Korkuyorum...
  • Ufak tefek bazı tasarruf önlemleri aldım. Büyük temizlik günlerinin aralarını açtım, makine dolmadan çamaşır yıkamıyorum, "kendin pişir, kendin ye"ye dönen pasta-börek işlerini azalttım... ve en önemlisi alışveriş merkezlerine sık (!) gitmiyorum...
  • Bu uzun soluklu izin sezonu beni iyice domestikleştirdi. Sıkıntıdan durmaksızın pasta, börek, tatlı falan pişirir oldum. Bu yaşıma kadar ağzıma sürmediğim kabak tatlısını, sırf kendim pişirdim diye bayıla bayıla yer oldum. Yakında gün yapmaya başlarsam hiç şaşırmam.
  • Çağan üçüncü ayına girdi. Şimdilik her şey yolunda gidiyor. 50-60 gün sonra işe başlayacağım ve adamı, anne sütü (!) dışında birşeyle beslenmezken öylece evde bırakıp gideceğim. Baktıkça içim sızlıyor... Çok fena bir duygu bu.
  • Göğüslerden süt sızmasın diye 7/24 sütyenle dolaşmaktan sıkıldım. Zaten sıkı çamaşır, çorap lastiği vb. şeylere alerjim vardı, tam oldu yani.
  • Şu Ümraniye ne tuhaf bir yer. Esnafı tembel bir kere. Hiç dükkanı sabah 09:00'da açan bakkal olur mu? Ya da 08:30'da açan kuaför. Hele tam karşında 500 dairelik bir site varken... Yakın çevrede "Uykusuz" satan tek bir market, bakkal yok... Dergiyi her hafta macerayla alıyorum, üstelik 2-3 gün rötarla...
  • Kozmetik ürünlere ne isim uyduracaklarını şaşırdılar. Rejüniveyt diye bişi var, insan adını hatırlayıp alamaz bunu dükkandan.
  • Bakkalcı, dükkancı, manavcı diyenlere acayip kıl oluyorum.

14 Aralık 2008 Pazar

süper eğlence!


Geçen yıllarda eşe dosta gönderip coştuğumuz "elfyourself" kendini tamamen yenilemiş.

Şöyle ki:
  • 4 farklı dans stili eklenmiş
  • 5 kişiye kadar resim yükleyerek, birlikte gösteri yapabiliyorsunuz
  • Hazırlanan klibi satın alabiliyorsunuz
  • Elf görselinizle hazırlanan hediyelik ürünler sipariş edebiliyorsunuz
Dün tüm aile üyelerini yükleyip komik videolar oluşturduk. Benim favorim "disco". Özellikle Çağan müthiş komik oldu.
İzleyip izleyip gülüyoruz.. Mutlaka deneyin

7 Aralık 2008 Pazar

Gingerbread Bros.

Yarın sabah Gaziantep'e gidiyoruz, eşimin akrabalarını ziyarete. Teyzeler, dayılar, kuzenler...
Bu bayram çocuklar için çok eğlenceli geçeceğe benziyor. Bora oradaki kuzenleri ile tanışacak, oldukça kalabalık bir buluşma olacak.

Bugün Bora'yla birlikte, çocuklara hediye vermek için yılbaşı kurabiyeleri pişirdik. Süslemeleri de birlikte yaptık. Tarifi şuradan aldık. Kurabiyelerimiz gerçekten çok lezzetli ve başarılı oldu.



Bisküvileri hazırlarken Bora ve Çağan'ı da yapmayı unutmadık tabiki. Kalıbımız olmadığı için bunları bıçakla keserek yaptık. Pek bir şeker oldular...


Hediyelerimizi, haribo'larla süsleyip, ambalajladık.
Kırmadan götürebilirsek ne ala...
Dönüşte yeni kalıplar ve krema sıkmak için aparat alıp, sınıf arkadaşlarına sürpriz kurabiyeler pişirmeye karar verdik... Seri üretime geçiyoruz anlayacağınız...
Herkese iyi bayramlar..

Axe'dan çikolata fantezisi

1 Aralık 2008 Pazartesi

Sabah şekerleri

Bora haftada bir benimle uyumaya, bizim yatakta yayım yayım çaprazlamasına yatmaya, bayılıyor. Çağan'ın karyolası da şimdilik bizim odada olduğundan Cumartesi geceleri iki oğlumla birlikte uyuyoruz.

Pazar sabahları ise ayrı bir keyif oluyor bu durumda.
Sabah 08:00'de kalkıyoruz. Ben Çağan'ı beslerken Bora PSP oynuyor.


Çağan uyuyunca kahvaltımızı yapıp hemen "Maaş Günü"nü kurup oynuyoruz.
Bir süre sonra Çağan da uyanıp katılıyor bize.

Sabahın ilk saatlerinde Çağan'ın tüm neşesi üzerinde oluyor.
Gülücükler saçıp, türlü maymunluklar yapıyor bize.
Bora Çağan'ı uğuru yapıyor.
Zar atarken öpücük alıyor ondan..

Babamıza gelince...
Diğer odada tüm bu organizasyonlardan ve cümbüşten uzak, kesintisiz gece uykusunu, sabah uykusuyla taçlandırıyor...