Sayfalar

9 Ocak 2009 Cuma

En uslu bebek uyuyan bebektir


Annelik sınav gibi. Mesela ben, her ay rutin kontrole giderken çok heyecanlanıyorum.
Acaba iyi bakabildik mi, yeterli kilo almış mı, sütüm yetiyor mu? falan falan...
Doktordan çıktığımızda ise iyi karne almış çocuk gibi seviniyorum. "Bu ay da görevimi iyi yaptım" diye keyifleniyorum saf saf..
Sonuçta büyük bir sorumluluk çocuk büyütmek.. Çok emek ve fedakarlık isteyen bu görevi başarabilmiş olmak nasıl büyük bir ödül anlatamam.
Herşeyi dört dörtlük yapmak dürtsüyle dolup taşıyor insan.

Mesela uyku. Daha önce de yazmıştım, bebeğe doğru uyku alışkanlığı kazandırmak gerçekten çok emek ve sabır istiyor.
Sallamak yok, kucak yok, geç saatlere kadar takılmak yok!
Gestapo gibi, ama doğrusu bu. Ve de en zoru...
Bunu başarmak üzereyim.. Yani az kaldı. Az kalma sebebi Çağan'ın bu eğitimi yüzde yüz anlayabilecek kadar büyümemiş olması. Henüz üç aylık. Altı aylık olduğunda akşam 19:00'da dönüp totosunu yatacak. Şimdilik biraz bizim yardımımıza ihtiyacı var. Ama iyi gidiyor.

Şu bir gerçek ki en uslu bebek uyuyan bebektir. Kendi kendine uyuyanı ise her annenin rüyasıdır.
Çocuktan çocuğa farklılık gösterse de, uyku alışkanlığı başlı başına bir eğitim konusu.
Uyku problemlerinin çok yaygın olduğunu bildiğimden, kitaplardan öğrendiğim, deneyip de iyi sonuçlar aldığım yöntemleri buraya yazayım dedim. Bu konuda görüş araştıranlara, artık rahatlıkla "deneyimli" denilebilecek bir anneden nacizane bir yardım olsun diye…

Denedim ve gördüm ki:
  • Her şeyin başı huzur. Huzurlu ve uyumlu bir bebek yetiştirmenin ilk şartı bu. Evde huzur yaratmak gerek. En önemlisi de annenin huzurlu olması. Tabi bu “huzurlu olucam” demekle olmuyor, bunun için ilk önce değişen koşulları, kısıtlanan yeni yaşantıyı, bebekle değişecek hayatı kabullenmek gerek. Fedakarlıkta sınır tanımayacak bir dönem var önünde. Her şey karşılıklı: sen huzurluysan bebek de huzurlu, bebek huzurluysa sen de huzurlusun.
  • Önceliği kayıtsız şartsız bebeğe vermek gerek. Mesela her şeyin soruna dönüştüğü, bebeğin en yorgun ve stresli olduğu akşam uykusu saatine program koymamak, bir TV dizisi takip ediyorsanız bundan vazgeçmek gibi. Kendinizi artık bunu izlememeye hazırlayın. Böylece bebekle odada geçirdiğiniz dakikaları saate bakarak, uyumadıkça için için sinirlenerek değil, keyifle geçirirsiniz. Bebek bunu hisseder. Uyursa bu size ödül olur ve dizinizi izlersiniz.
  • Ya da ne bileyim o saatlere misafir, gezme falan koymayın. Çok yakın , samimi olmadığınız konuklar davet etmeyin, siz de gitmeyin… Aklınız konuklarınızda kalır, strese boğulursunuz ve o bebek uyuyacağı varsa da uyumaz. (tecrübeyle sabit)
  • Bebeği sallamak başta anne için çok büyük bir kolaylıkken, büyüdükçe kabusa dönüşüyor. Sallamak yerine, popoya pıtı pıtı vurup, pış pışlamak daha kolaydır.
  • Bebeği mutlaka bir düzene alıştırmak gerekiyor. Beslenme, ninni, müzik, masal vs..
  • Bebek gündüz uykusunu gün ışığında, gece uykusunu ise karanlık bir odada ve karyolasında uyursa düzene kolay alışıyor. Gecenin 10'unda, salonda, TV sesi, muhabbet ve ışık altında bebek uyutmaya çalışmak boş ve bebeği hırpalayan bir çabadır.
  • Kucakta uykuya dalıp da yatağa yatırılan ve kısa bir süre sonra uyanıp mızırdanmaya başlayan bebeği tekrar kucağa almamak gerekiyor. Emiyorsa emziğini verip, elini tutmak, başını okşamak, karnını pış pışlamak, tatlı bir kaç söz söylemek O'na güven verir. Yeniden uykuya dalmasını sağlar. (Çok ağlarsa kucağa alıp sakinleştirip tekrar yatağına bırakmak gerekebilir.)
  • Bunları başarmak için babanın katılımı ve desteği çok önemli. Bu, işleri yoluna koyduğu kadar, annenin ilgilenemediği ya da halledemediği işler için gerilmesini ve aksaklıkları ortadan kaldırıyor.

Sonuç şu: gazı olsa da kendini hırpalamayan bir bebek, uyku saatinde sallanmadan, iki pışpışla uykuya dalan bebek, fazla yorulmayan, gerilmeyen ve kendine vakit ayırabilen bir anne...

4 yorum:

Melis dedi ki...

hımmmm...
işim biraz zor galiba benim! bu iş öncelikle sabır işi :P

olmadık işler peşinde dedi ki...

a-aa! küçük anne olmuş da bunları okur olmuş :))
Kitabı da hazırladım sana. Yarın gelirsen veririm :)

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Merhabalar;
blogunuzla yeni tanıştım ama hemencecik de kaynaştım.Bu güzel yazıdan sonra.Biz bir buçuk senelik evliyiz henüz bebişimiz yok daha ama düşüncelerimizde var tabi:)böyle okudukça bilgilendikçe rahalıyorum.korkuyorum sanırım biraz ayy nasıl yaparım falan gibi:)şimdi okuduklarımın hepsini kafama yazıyorum.bebişiniz süper şeker maşallah.pek de uslu gibi.oğlunuzu da üst yazıdaki güzel sofra için kutluyorum.söylemeden edemedim.yazılarınızı okumaya devam edeceğim. Kocaman sevgiler:)

olmadık işler peşinde dedi ki...

Merhaba! Hoşgeldiniz:)
Hiç kormayın, verdiğiniz emeğin karşılığını kat kat alıyorsunuz. Sevgisi yetiyor inanın..
Yorumlarınız için de çok teşekkür ederim:)