Sayfalar

9 Ocak 2009 Cuma

Sen seni bil sen seni...

Bilmezsen, patlatırlar enseni...
Patladı ki ne patladı.. Üç aylık bebeyle kalkıştığım işlere bak..
Sabahtan Kadıköy Verem Savaş'ta aşı olduk. Oradan çıkıp İkea'da fink atıp, çok elzem (!) alışverişler yaptık.. Çağan'ı ve yardımcımızı eve atıp (arada bebişi emzirip, kalan sütü sağıp) hoop Bostancı'daki diş doktoruma gittim.. Oradan çıkıp Kozyatağı'ndan Bora'ya pijama falan aldım(sanki adam çıplak yatıyordu).
Eve döndüm..
Aşılı Çağan bızır bızır beni bekliyordu... Huysuzdu ve bir türlü uyumuyordu.
Bu şekilde akşamı ettik. Bu arada akşam gelecek misafirlerimize hazırlandık..
Tüm bunlar olurken akan mutfak lavabosunun tamiri için Teknik Servis geldi ve bir saate yakın mutfağı iptal etti...
İlk yüz metre bu şekilde tamamlandı ve hemen ardından engelli koşu başladı.
Akşam yemeği, çamaşır asma seansı, misafirlerin gelişi, çay, ikram hazırlıkları devam ederken Çağan hala bızırdıyor ve uyumaya isyan ediyordu...
(aşıyı unutarak bu akşama misafir kabul ettiğim için bana her şey müstahaktı.. nasıl böyle bir hata yaptın be kadın??)
Bu esnada bayanlar çoktan servisi üstlenerek, içimi rahatlatmışlardı.
Neyse ki Çağan çok direnmedi ve 09:30'da beni azad etti..
Neşe içinde salondaki yeme içme faaliyetine katıldım ve çayları yuvarladım.
Yatağa sürünerek gitmem gerekirken, saat 02:00 ve hala buradayım...
Ne vardı o kadar çay içecek?

Hiç yorum yok: