Sayfalar

18 Şubat 2009 Çarşamba

Sezon Finali


Her 6-7 yılda bir çocuk yapmalı çalışan kadınlar. İş hayatından aylarca uzak kalıp, doyasıya dinlenmeli. Ruhunu, bedenini, kafasını dinlendirmeli.

Tam altı ay oldu izne ayrılalı. Kafam bebek kafası gibi oldu. Tertemiz ve berrak.
Ne zorlu toplantılar, ne stresli projeler, ne de uğraşmaktan bitap düştüğüm insan güruhu... Hiç biri yoktu hayatımda. Mis gibi oldum, nasıl desem? pamuk gibi, yerçekimsiz bir ortamda gibi hafifledim.

Tatilde neler neler yapmadım ki:
  • Hiç kasmadım kendimi. Evde olmanın, ayağını uzatıp, kitap okumanın tadını çıkardım. Canım isterse gezdim, istemezse burnumu çıkartmadım dışarı.
  • İstanbul'u hafta içi yaşamanın keyfini sürdüm.
  • Hafta sonu izdihamına maruz kalmamak için yıllardır doğru düzgün adım atamadığım alışveriş merkezlerini karış karış, defalarca dolaştım. Otoparklarda girişe en yakın onlarca park yerinden birine park etmenin dayanılmaz hafifliği ile coştum. Üç-beş insanın dolandığı reyonları, mağazaları dolaştım salına salına.
  • Bunca mağaza dolaşmama, bunca indirime ve aşırı gelişmiş alışveriş refleksime rağmen, biraz kriz korkusundan biraz da şişman olduğumdan bir iğne almadım. (Çocuklar hariç !)
  • Trafikte kahrolmadan bir yerden bir yere gitmenin zevkine vardım. Hiç ama hiç (!) trafikte kalmadım. (kıyamet habercisi!!)
  • Mutfakta olmanın keyfini yeniden keşfettim. Yeni tarifler denedim. Kilolarca un, şeker, yufka ve peynir ile evi pastaneye çevirdim. Sonra... Oturup bir güzel yedim!
  • Yedim evet!! Kilolarımın tadını çıkartıp doyasıya yedim. Nasılsa tombulum dedim, sütü bahane ettim, nasılsa veriririm dedim, yedim de yedim!
  • Öğlen arasında ve akşam üzeri işten kaçabilen dostlarımı ağırladım. Onlara çaylar, kekler, börekler yaptım. Gün içinde yapılan bu tatlı buluşmaların, sohbetlerin keyfini başka hiçbir şeyden alamadım. (bir daha da alamam zaten, anca rüyamda görürüm)
  • Okuldan dönen Bora'yı mis gibi, kek, börek kokuları arasında karşıladım. Çocuğumu hayatında ilk kez eve döndüğünde annesi karşıladı. O'na evde gün yapan annenin arkadaşlarına şımarma lüksünü yaşattım. Misafirlerden artan ganimetleri yutmanını zevkini tattırdım.
  • Üniversiteden bu yana ilk kez Şubat tatili yaptım. Çocuklar, yeğenim, annem ve babamla doyasıya vakit geçirdim.
  • Hiç hoşlanmadığım kuaför salonlarından aylarca uzak kaldım. Özel günleri saymazsak tam 10 ay boyunca uğramadım. Saçlarım uzadıkça uzadı, bildiğin Jon Bon Jovi gibi oldu. (Baktım Faik'e dönüyorum, kestirdim geçenlerde)
  • Hamileyken gururla sağa sola savurup sergilediğim göbekten geriye kalanları nasıl saklayacağımı bilemedim?
  • Hiç topuklu ayakkabı giymedim, el çantası kullanmadım.
  • Evde o kadar çok vakit geçirdim ki terliğim parçalandı, çöpe attım onu!

Yarın göbeğim önde ben arkada, aklım Çağan'da gideceğim işe. Sezon finali biraz acıklı oldu anlayacağınız...

6 yorum:

Magissa dedi ki...

Vallahi birakilir mi bu konfor ve huzur... Cok kolay gelsin. Hepinize de,

Rahsan Collyer dedi ki...

Valla bu kadar olur!!!! Aynen ya, aynen!!! Her bir maddeye tek tek katılıyorum ve aynılarını tek tek ben de yaşamaktayım son 1,5 senedir. Ben hamile kalmayı planlar planlamaz ayrılmıştım işten, dolayısıyla bu süreç benim için daha uzun oldu. Gidişata bakılırsa daha da uzayacak, kızımı en az 1,5 yaşına getirmeden işe başlamam. Hayatımda ilk defa kariyer hırsından, mükemmelliyetçilikten, iş stresinden, insan ilişkilerinden, yarın ne giysem, hangi çantayla hangi ayakkabıyı uydursam, trafiğe yakalanmadan eve nasıl ulaşsam... diye düşünmeden, üstelik iş-güç dünyasında neler oluyormuş, ben geri mi kalıyorum, geleceğim ne olur, tekrar ne zaman çalışırım, beni artık bu kadar aradan sonra kim işe alır... hiiççç ama hiç bunları kafaya takmadan sadece küçük prensesimle geçirdiğim zamanın tadını çıkartıyorum. Dediğin gibi kilolarca un, şeker, yağ tüketip mis gibi börekler çörekleri mideye bi güzel de indiriyorum. Ben de bilemiyorum öndeki 6 aylık gebe gibi görünmeme sebp bu göbeği ne yapacağımı ama onu da dert etmiyorum yahu. Hayatımın tartışmasız en endişesiz, en relax dönemi. Çok güzel anlatmışsın, tam da kafamdan geçenlere tercüman olmuşsun.

olmadık işler peşinde dedi ki...

Magissa
Severek ayrıldık :))

olmadık işler peşinde dedi ki...

Rahşan
Mis gibi huzurlu yaşantına devam ediyor olmanı kıskanmadım desem yalan olur. Kızını ellerinle büyütmek, O'nun yanında olabilmek de hiç bir şeye değişilmez.

Ben işten ayrılmayı hiç düşünmedim. Çağan'la 2-3 ay daha kalabilmek isterdim aslında... Ancak işyerindeki sorumluluklarım gereği dönmek zorunda kaldım.
Döndüğüm için çok mutluyum!

Benim yerimede keyfini çıkart!! :))

Calanon dedi ki...

Ne guzel doya doya, dolu dolu gecirmissin zamanini.

Kilolari, gobegi ben hala tutuyorum, rejim yapmadan kilo ancak cooook yavas bir surede veriliyor, ama dert etmemeye calisiyorum. Eski kiyafetlerimin coguna giriyorum da, hala 3-4 aylik bir gobegim var. Cok bira icen Ingiliz kizlari gibiyim yani, aman bosver diyorum, yemegin tadini cikariyorum.

Is de olsa eminim sen, her anin tadini cikarir, her iki guzel minigin ve esinle her gunu dopdolu gecirirsin. Onemli olan o kafayla ise gitmek.

Sevgiler.

olmadık işler peşinde dedi ki...

Calanon
sizler yazdıkça, benim moralim de katlıyor. Bakıyorum üç aşağı, beş yukarı herkes aynı modda :)
İngiliz kızlar dedinde aklıma geldi, bir yazında "ayyaş göbeği gibi" demiştin ya, kendime baktıkça aklıma hep o geliyor.