Sayfalar

1 Nisan 2009 Çarşamba

peksimet vardı

Tüm çocukluğum peksimeti merak etmekle geçti. Çocuk macera romanlarında bahsi geçerdi. Jules Verne'in Dünyanın Merkezine Seyahat'inde de vardı. Şimdi adını hatırlayamadığım diğer bir sürü kitapta da. Tadını merak ederdim saf saf, tipini de...
Bilemeden, öğrenemeden büyüdüm gitti. Nereden geldiyse aklıma gece gece..

11 yorum:

elfeyp dedi ki...

Burda, Bodrum'da çok yapıyorlar. Taş gibi sert, kuru, ıslatıp yiyorlar. Ben pek sevmedim ama zeytinyağlı çökelekle fena olmuyor :)

biselle dedi ki...

Ben de çok merak ederdim.. Romanlarda kahramanlar, acıkınca hemen heybelerinden bir peksimet çıkartır yerlerdi..

Bir diğer merak ettiğim / özendiğim:

- Uzun çoraplı kız Pippi'nin karamela dükkanına girip cebinden 1 altın lira çıkartması, sonra o ve beraberindeki tüm çocukların dükkandaki tüm karamelaları yemeleri (nasıl olsa altın para her şeye yetiyor ya)

Altın liramın olmaması bir yana, "karamela" da ne, hep merak ederdim.. Çok tatlı ve lezzetli olduğu kesindi de, neydi acaba?? Hala da karamela dendiğinde şöyle kremamsı, hafif kahverengi bir şeker canlanır gözümde.

olmadık işler peşinde dedi ki...

ElfEyp
kahke gibi bir şey o zaman?

olmadık işler peşinde dedi ki...

Biselle,
Hatırladım ben de karamelayı!! Çocukluk ne güzel:)) Ben bir de Heidi'nin dedesine götürmek için biriktirdiği minik ekmeklere hataydım. Hehhee puf puf, mis gibi!!

Magissa dedi ki...

Ayy ne güzeldi o çocuk romanları...

Peksimeti ben de merak ederdim, ıssız adaya düşen bilumum denizci de karaya vuran fıçıda kuru kalmış peksimet ve kurutulmuş et bulurlar, yerlerdi. Gözümde pastırma ve annemin kapıya gelen sepetli amcadan aldığı kuru, tıkır tıkır "krik-krak"lar canlanır, bu ikisini yan yana getiremezdim kafamda...

Karamela bence "fudge".

Senem dedi ki...

Yaaa, bir de francala vardı, hatılar mısınız? Peksimet ve francala... nasıl da merak ederdim bunları çocukken!!!

olmadık işler peşinde dedi ki...

Francalayla ilgili iğrenç bir espri vardı:p Fransız esprisi diye anlatmışlardı ben bir halt anlamamıştım. Adam fırına gitmiş, ekmek istemiş. Francala var demiş fırıncı. Adam da "ben de bisikletle gelmiştim zaten" demiş gibi bir şeydi... Küçücük çocuğa kafayı yedireceklerdi.
Allam o günlerde Fırat gibi yere konmuş tepside paşa çayı içiyordum ben:)))

olmadık işler peşinde dedi ki...

Magissa, kurutulmuş eti hatırladım ben de! Onu da kavurma gibi bişi sanırdım.

Peş peşe hatırlıyorum.
Patikayı severdim birde. Çocuklar patikalardan ilerler, maceraya giderlerdi. Pikniğe gittiğimizde babama "bu patika mı?" diye gösterip onaylattığımı hatırlıyorum:)

alis dedi ki...

Benim de Robinson Crusoe'yu okurken ne olduklarını bilmeden canım istemişti peksimet ve kuru et. Kuru et dedikleri de "jerky" olsa gerek.

Çalıkuşu'nda Feride'nin nişanlısından hediye gelen fondan şekerlerini nasıl sevinçle karşıladığını, renkli kağıtlarını özene bezene açıp sonra dilinin üzerinde eriterek yediğini anımsayan var mı? Fondan her ne ise ondan da canım çekmiştir hep..

biselle dedi ki...

Heidi'de dedesi hep peynir kızartırdı Heidi'ye. Çok özenirdim! Ben de denemiştim, ama tavaya yapışmış, iğrenç olmuştu. O zamanlar hellim falan da bilmiyoruz, beyaz peyniri koyup kızartmıştım ben :))

Axius dedi ki...

Ya sayfanda dolaşırken dolaşırken kendimi burada buldum...Hadi yorum yapayım dedim "hani Heidi'nin Klara'nın evinde kalırken dedesi için francalaları biriktirmesi vardı ya" diye...Bir de ne göreyim sen yazmışsın bile çoktan OIP'cim...Kalp kalbe karşıymış. Peksimet pastanalerde oluyor anasonlu, üzümlü falan...Güzeldir. Kahke gibi değil.Kurutulmuş kek gibi düşün, Etimekten daha yoğun.Kalorisine gelince kesin vardır gene bir ton.