Sayfalar

3 Haziran 2009 Çarşamba

İyi şeyler olsun...


Her sabah radyoda haberleri dinlerken, hangi kötülüğe daha çok üzüleceğimi şaşırarak yol alıyorum.


Çocukları boğup yakanlar, ailesini tarayanlar, boğaz kesenler, teca.vü.zcüler, katledenler, acımasızlar. Kötülük her yerde ve akıl almaz boyutlarda.


Şimdi de Ebru'nun canına kıydılar. Bağırsakları göğüs boşluğunda toplanıp düğüm olana, dalağı ciğerleri parçalanana kadar dövdüler onu. Geçenlerde bir başka vak'a daha vardı yürek parçalayan. O kadar feciydi ki yazamadım.


Ebru'ya olanları ve yardım çağrısını alıntılıyorum (yazım hatalarını düzeltmeye uğraşamadım. okuyanlardan özür):

"Ebru yaklaşık 12 yıldır bu gelişmekte olan kentin, İstanbul’un simgesi olmuştur.

Safkan bir İstanbul sokak köpeği olan Ebru, İstanbul’un merkezi sayılan Taksim’deki Marmara Oteli tarafından yavruyken evlat edinilmişti. On yıldan fazla bir zamandır Ebru bu simgesel mekanın demirbaşlarındandı. Bu nazik ve sevgi dolu köpek sevgili kentimizi ziyaret eden pek çok kişiyi karşılamış, onlara patisini uzatmıştı.

Büyükelçiler, Devlet Başkanları, işadamları, dünyanın her tarafından gelen turistler… Ebru her zaman oradaydı; yakın zamanlarda böyle soyut kavramları unuttuğu anlaşılan bu kentte ümit, şefkat ye hoşgörünün sembolü olarak Otel Konsiyerjinin yanı başında durur ya da yatardı.Ebru dünyanın önde gelen yayınlarından bazılarında yer aldı.

Time Dergisi, Newsweek, Paris Match, hatta aylık tasarım dergisi Wallpaper, bu inanılmaz hayvanı kapak yaptılar.

Ebru’nun yaşamı Cuma akşamı dramatik bir şekilde altüst oldu. Ebru, bu harika, şefkatli yaşlı köpek, herhalde en sevdikleri futbolcuları taklit etmeye çalışan bir veya birkaç kişi tarafından saldırıya uğradı, ve defalarca karnına tekmeler atıldı. Saldırı çok vahşi, ve hayvanlara eziyet edenlere has bir gaddarlıkta idi. En kötüsü, bu saldırı İstanbul’un en kalabalık meydanının ortasında, ve bu acımasız canavarları durdurmak için parmağını bile kıpırdatmayan onlarca, hatta yüzlerce insanın gözü önünde gerçekleşti.Ebru orada, kötülüğün gözünün içine bakakaldı. Onu defalarca, olanca güçleriyle tekmelediler. Onu Taksim kaldırımlarında kanlar içinde ve felç olmuş durumda bırakıp yürüyüp gittiklerinde ızdırap çekiyordu. Ebru hiç geçen Cuma akşamı olduğu kadar yalnız hissetmemişti kendini.

Kanlar içinde ve hareketsiz Ebru derhal İstanbul’un en iyi veteriner kliniklerinden birine götürüldü, ve acil ameliyata alındı.Göğüs kafesinde çoklu kırıklar, delinmiş ciğerler, yırtılmış bir diyafram. Tekmelerin şiddetinden Ebru’nun barsakları yukarıya itilmiş, kalp bölgesine gelmişti. Becerikli veteriner operatör Ebru’nun iç organlarını bulmaca çözer gibi yeniden yerleştirdi. Durumu: 48 saat sonra Ebru öldü.

…Onun duymuş olduğu korku ve şaşkınlık akıllarımızda silinmez izini bırakacak. Bugüne kadar çalıştığımız vakalar arasında bu, ruhlarımızı derinden yaraladı.Bir milletin kahramanlarına davranışı, değerlerini yansıtır. Ebru’nun (ve eziyet gören sayısız hayvanın) hikayesinin bize kendimiz hakkında neler anlattığını oturup iyice düşünmeliyiz.

Sahip Çıkalım tanıkları arayıp bulacak, delilleri toplayacak,gerekli raporları hazırlayacak ve suçlulara dava açacaktır, ama önce onları bulmamız lazım, ve bunun için de yardımlarınız gerekiyor.Sahip Çıkalım bu iğrenç gaddarlığı gerçekleştirenlerin yakalanmasına yol açacak bilgileri verene 2,000 USD ödül verecektir.Eğer 29 Mayıs Cuma akşamı gerçekleşen bu olaya şahit olduysanız, veya şahit olan herhangi birini biliyorsanız lütfen V.Larkhill@googlemail.com adresine bilgi verin."

2 yorum:

Bir Bilen Olsa.. dedi ki...

OIP Ayşe Armanın yazısı belki içini rahatlatır biraz..

The Marmara’nın önündeki köpek neden öldü?

Ne zaman bir paspasa...

Kıvrılmış bir kedi ya da köpek görsem...

“Tamam” derim.

“Burada sevgi var, huzur var...”

Taksim The Marmara benim için öyle bir yer işte...

İstanbul’un göbeğinde kocaman bir otel...

Resmen önünden hayat akar...

İnsanlar, insanlar, insanlar...

Döner kapıdan otele girerler, çıkarlar...

İşte tam 14 yıl boyunca, bisküvi renginde bir köpek (Ebru), otelin girişindeki paspasta horul horul uyurdu.

Onu her gördüğümde içimi tuhaf bir huzur kaplardı.

Rahatlardım.

Orada, dünyaya aldırmadan yatan o haliyle Ebru, benim için aslında hayatın ne kadar sakin, ne kadar pürüzsüz aktığının işaretiydi.

*

Öldüğünü duyunca acayip üzüldüm...

The Marmara İstanbul’un genel müdürü Ata Eremsoy’u aradım.

Dünyanın en hoş, en zarif adamlarından biridir, eşi Selda da öyledir.

“Sorma, ailemizden biriydi...” dedi.

“Nasıl öldü?” dedim.

“Solunum yetmezliğinden” dedi. “Diyaframında bir yırtık oluşmuş, ama yeni değil 15 gün önce...”

“O yırtık nasıl oluşmuş?”

“Veterineri, ‘Ya o bir yere çarpmış ya da ona bir araba çarpmış olabilir’ dedi. Esas olarak yaşlılığı sebep gösterdi. Darp bulgusuna rastlamamış...”

“O zaman nereden çıktı bu dayak dedikodusu?”

“Hiçbir fikrim yok. Avrupa Birliği’nden fon almak isteyenler, bu tip şeyler yayıyorlarmış, öyle söylediler. 14-15 yaşındaydı Ebru. Bir köpek için epey yaşlıydı. İnsan olsa 108 yaşında filan olacaktı. Maskotumuz gibiydi. Çok üzüldük tabii. Küçük bir çelenk yaptırdık, kulübesine koyduk. Altına da ‘Seni çok özleyeceğiz. İmza: The Marmara Ailesi’ yazdık. ..”

“O paspasta şimdi Ebru yerine kim yatacak?” dedim.

Derin bir iç çekti, “En çok da bu soru soruluyor” dedi, “Biz Ebru’nun yasını tutuyoruz şu anda, yeni bir köpek edinmeyi düşünmüyoruz. Zaten Kocabaş var arada gidip gelen...”

olmadık işler peşinde dedi ki...

Bir Bilen
Teşekkür ederim. Bu aslında tartışmalı bir konu henüz. Sahip Çık platformu olayı benim aktardığım biçimiyle anlatıyor. Ve diyorlar ki:
The Marmara'nın prestiji sarsılmasın ve konumlandığı bölge güvensiz sayılmasın diye, PR şirketinin güdümüyle bu açıklamayı yapıyor.
(Ayşe Arman'ın yazaısı da PR'cıların girişimi olabilir)

Bu olayda aslında otelin kabahati yok. Aksine bir sokak hayvanını sahiplenip ona yuva ve sevgi verdikleri için yürekten kutlamak lazım onları.

Bilemiyorum... Öyle ya da böyle sokak hayvanları işkence görüyor bu ülkede. En çok da köpekler. Daha geçen sen yazmıştın berbat olayı.

Varsa suçlu, gerçekten dövüldüyse bu köpek, suçlular cezalandırılsın. Örnek olsun herkese ve caydırıcı olsun artık...