Sayfalar

7 Ocak 2010 Perşembe

Üç de bir, Otuz da



8 yorum:

ŞuŞu dedi ki...

Bizim de bu sıralar ki diyaloğumuz.
-hiççç bakmıyorsun ki kendine
-tamam baba bakarım
-Düzgün beslen şu tuz işini bırak
-tamam baba dikkat ederim
-Bak artık sen bir kalp hastasısın
-Offf baba tamam biliyorum
Öyle çokkk canlarını acıttım ki hastalığımla şimdi dahada arttı bu ilgi ve şevkat.
Ama hoşuma gitmiyor da değil hani:)

kara kitap dedi ki...

anne olduktan sonra hak veriyorum onlara.benim oğluş da beş yaşına girdi ama bana göre hala bebecik.yaptığı şeylere şaşıp kalıyorum.çok hızlı büyüyorlar be...

nalan dedi ki...

ben de anneme diyorum sen alma taşıma diye.
o da bana zaten geç vakitte geliyorsun bir de ıvır zıvır için vakit kaybetme bakkalda çakkalda diyor.
ben ona kıyamıyorum. o bana :)

olmadık işler peşinde dedi ki...

ŞUŞU,
Bloguna bakıp detayları öğrenirim ama şimdiden çok geçmiş olsun. Büyük ve önemli bir şey sanırım:(

KARA KİTAP,
Ahh! Ahh! hem nasıl hızlı geçiyor zaman:( Yetişmek imkansız sanki..

NALAN,
Onlar yaşına başına, sağlığına bakmadan her şeyimize koşmaya programlılar. Allah sağlık versin anne-babalarımıza:)

Burcu dedi ki...

yeni keşfettim blogunuzu herşey çok hoş gerçekten, sevgiler

olmadık işler peşinde dedi ki...

BURCU,
Merhaba:) Teşekkürler ve hoşgeldin!

mak100 dedi ki...

Bana babam "senin boyun uzamış" dedi.. 33 yaşındaydım bunu dediğinde..

olmadık işler peşinde dedi ki...

Sahi uzamış sanki:)