Sayfalar

30 Mart 2010 Salı

KELİME OYUNLARI

Eczanede gördüm "KabzOred" diye sakız varmış. Kabıza Red diye isim koymuşlar resmen! Pankart yazısı gibi:)

KA-BI-ZA REDDD!!!
Daha fazla kabız olmak istemiyoruz!!! Git burdan kabız... Hoaaaa!!! git kızım...

Böyle abidik şeyler hep beni mi bulur...
Daha önce de G*TÜ KOLLA diye bi ilaç görmüştüm...
Galiba bende bi kabızlık var....
(Hava bugün ne güzel di mi?)

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ!  SON DAKİKA!
Çırağım Selen Endonezya'dan bildirdi. Bi de bu varmış!!! :D))))
"Ne içinse acep?" demişsin ya, ci.sel gücü artırmak içinmiş:) Çok yaşa e mi?

Muhabirimiz Açalya Amerika'dan bildirdi.
Yine özel bir marka, yine özel bir ürün!!



Leylak Dalı Cafergot diyor!!!

Derya Bengay diyor!

"Adını açıklamaka istemeyen" bir okurumuz çinkos*krem diyor..


LALE Kosla diyor!! "Ne alaka deme, tersten oku anlarsın" diyor:))


Yok mu artıran!!!

28 Mart 2010 Pazar

O zaman bu zaman

Kaç kaç nereye kadar OİP? Hep yaptığım gibi (!) İlkay'dan gelen pası alıp topu taca atmak var ama, öyle şık bir hareket geldi ki kıyamadım dağlara taşlara yollamaya...

Okuyanlar bilir, çok severim eskileri konu etmeyi. İlkay sormuş "senin çocukluğunla şimdi evlatçıklarının yaşadığı çocukluk arasında ne fark var" diye.

Ben çocukluğumu çok masum zamanlarda yaşadım. Enine boyuna, doya doya, özgürce ve içimden geldiği gibi... Şimdikilerin ki çocukluk değil de bir tür oryantasyon sanki.

İlkokulda çantamı sırtıma atıp, sağa sola bakına bakına, tanıdıklara uğrayıp, gazozumu içip, ikram edilen kıvır zıvırı atıştırarak, yürüyerek gider gelirdim okuluma. Şimdi oğlum kapının önünden bindiği servisiyle 40 dakika yol alarak, gayet steril bir biçimde gidip geliyor. Şuna bak, daha ilk dakikadan eksik kalıyor hayat dersinden!

70'lerin sonu 80'lerin başına dair anlatılan, en güzel çocukluk anılarının geçtiği mahallelerden birinde büyüdüm. Bahçemiz vardı, koca büyük meyve ağaçlarımız. Ağaç evimiz, komşu çocukları, boş arsa, karnımızı çat kapı gidip doyurduğumuz komşu evleri, mahalle bakkalları, mahalle kavgaları... Oğlum çimenlerde top oynayıp, ağaçtan kopardığı meyveyi yiyebilsin, toprakla bahçeyle falan uğraşsın diye, bu imkanları sunan bir okula gönderiyoruz onu.

Teknolojiyle ilişkim Philips transistörlü radyoda dinlediğim "Çocuklarla Başbaşa" ve "Arkası Yarın"la sınırlıydı mesela. Videoyu gördüğümde ise çoktan ortaokula falan gelmiştim sanırım... Oğlumun oynadığı, taşıdığı alet edevatın ise haddi hesabı yok. Odası bi nevi teknoloji market.

Bu liste böyle uzar gider. Görüldüğü üzere, ara epey açılmış. Bizlerin masumiyet dolu çocukluk zamanları; bugünün modern, teknolojik, fobik ve gudik çağının çok çok gerisinde kalmış.

Aradaki sekiz yıl farka bakarsak, Çağan bile Bora’ya tur bindirebilir korkarım!

26 Mart 2010 Cuma

RAHATLADIM

Anatomi serisi hakkında düzenlediğim “dev” kamuoyu araştırması bitti. Üşenmeyip oy kullananlara teşekkür ederim.

Sonuçlar ortada. Özetle “Evet evet o benim” diyenler diğerlerini dövmüş. Bu denli açık olamayıp, ucundan “ehem!.. evet var tabi ki... he he..” diyenler de oldukça fazla... Onlara da helal olsun, harbi bloggerlarmış. 2 kişi çıkıp, “yok artık! abarmışsın” gibisinden bişiler söylemeye çalışmış ama, diğerleri onlara "şşşhhh! akıllı ol" demiş.

Usta anket yorumcusu OİP'ten araştırma sonuçlarının analizini dinlediniz.

Vicdanım rahatladı. “Çok mu acımasız çizdim hülen kendimizi??” diye şüphelendiğim anlar olmuştu, ama bu sonuçları görünce, soruda da dediğim gibi “rahatladım”!!

Evet annenin biti kanlandı, ne var?!?

25 Mart 2010 Perşembe

ZAM! ZAM!!

Anne evde. Ama hasta. Durmadan uyuyor.
Ağzına maske takıyor bir de ne biçim... Bebek tutup tutup çıkartmak istiyor, anne "olmaz" diyor. 
Bebek terliklerini çıkarmış, öğle uykusuna gitmiş.
Anne terlikleri kokluyor. Mis gibi bebek kokuyor.
Topik ayakları düşünürken anne de uykuya dalıyor...

21 Mart 2010 Pazar

İyi Pazarlar!

Dışarıda müthiş bir hava var. Baharla flört etmek için ideal!!
Şimdi Çağan uyurken ve evde el ayak çekilmişken önce biraz blogla flört edeyim.

Bir süredir anatominin rüzgarına kapılıp bizden bir şeyler yazmayı ihmal etmiştim. Çizim işini ilerlettikçe, yazı geride kalıyor. Çünkü çizmek yazmaktan kolay geliyor.

Son zamanlarda hepimiz sırayla hastalanmakta olduğumuz için, yazmaya pek vakit ve motivasyonum da kalmadı aslında. Bahane çok anlayacağınız.

Evde bir büyüme yarışı var. Önce babamız. (gerçi epey geçti üstünden) 40'a adım attı. Eş dostu çağırdığım sürpriz bir kutlama düzenledim O'na. Eski dostlar, nicedir görüşülemeyenler, 80'lerin müzikleri, Forever Young eşliğinde kesilen pasta, özel dekorasyon ve bir film... Bebeklikten bu güne uzanan, heyecanlandıran, gülümseten ve bolca duygulandıran türden!

Sonra Bora.. Geçen hafta 10 oldu oğlum. Büyüme yarışında açık ara önde olanımız o. Öyle ki, hızlı büyüyen bedeni baldır, bacak ağrıları ile alarm veriyor zaman zaman. Doğum günü için çok istediği gitarı aldık ona ve bir de gitar kursu hediye ettik. Bakalım romantik balığımın notalarla imtihanı nasıl olacak?  Müzik merakı başladı hafiften. Geçen gün serviste dinlediği bir parçayı istedi benden. Sözlerini tutmuş aklında:  "undisclosed desire vardı" dedi nakaratında. Kulağa bakın!


Son olarak miniğim. O da iddialı yarışta. Büyüyor, akıllanıyor, kendini ifade ediyor ve abisinin küçük bir kopyası olarak yetişiyor. Arabalarla oynamayı çok seviyor. Bu haliyle olduğundan büyük gözüküyor.
Koca yanağını dayayıp oynaması var ki bir de, tam seyirlik!
Ağzımızın tadını ve totomuzun keyfini de gayet iyi biliyoruz bu arada.

Kapanışı bir abi kardeş klasiği ile yapalım.
Hafta sonu sabahları bizim yatakta geçirilen eğlenceli zamanlar tam hız devam ediyor. Oyuncağını, yastığını kapan geliyor...
Kikir kikir, fıkır fıkır kaynıyorlar.
Bizden şimdilik bu kadar. Hepinize iyi Pazarlar!!!

19 Mart 2010 Cuma

Haber Analiz

İmza: Temizlikçi Bayan

İki haftadır Cuma’ları hiç de öyle hayırlı falan değil benim için. Öyle biçimsiz öyle uğursuz aksaklılar yaşıyorum ki anlatamam. Kozmik bi lanet olabilir mi acaba bu?


Sabah Çağan’ı öpüp koklayıp çıktım evden. Hava ışıl ışıl güneşli. Radyoyu açıp koyuldum yola. Bugün çizeceğim kareyi düşünüyorum bir yandan. Trafikten kaçmak için girdiğim ara sokaklardan birinde bozlu, sarılı neşeli bir köpek sürüsüyle karşılaştım. Karşıya geçerlerken denyonun biri durmak istemedi. İkinci viteste, yavaş ama köpeklere değdirdiğinden emin olarak, iğrenç bir sırıtışla aralarına daldı. Kornaya basa basa sürdüm ona doğru, bir yandan da
-DURSANAAAĞĞĞ! HEÖÖÖYYY!! DDUUURRR!
diye bağırıp, camı açmaya falan çalışıyorum. Denyo durdu, camı açtı,
+ Ne var? dedi..
Tükürükler saçarak ve gırtlağım patlarcasına
-NİYE DURMUYOSUN, DURSANA BE ADAM DURSANA!!
diye yırtındım belime kadar sarkarak.
+ Sana ne ? dedi sırıtık.
-İNSAN OL İNSAN!!! dedim.

Bir yandan huzursuzlaşan köpekler bağırıyor, bir yandan denyo dişlerinin tamamını görebileceğim şekilde sırıtıyordu. Salyaları da akıyor muydu acaba? Tam göremedim...


Bir anda arabadan inip, boğazıma yapıştığı sahne canlandı gözümde. Hemen camı kapatıp, sürdüm.


Denyo birazdan gidip, çayını yudumlarken, sabah karşılaştığı "manyak" kadını anlatacak arkadaşlarına. Arkadaşları da benim ne o..puluğumu, ne de k...taklığımı bırakacaklar. Salya sümük küfür edip gülüşecekler arkamdan. Köpek sürüsü ise çoktan güneşli bir yer bulup serilmiştir boylu boyunca.
Benim sinirler ise harap...


Masama oturduğum anda çalan telefondan fışkıran böğürtüyü ise hiç anlatmayayım. Ajansın bir hatasıyla b.ka saran işlerin patlama anı. Bu güne böyle başladık vesselam.


Şimdi çıkıyorum. Geçen sabah ofiste bulduğum şu notu koyayım buraya. Hiç olmazsa gülümseten bişi yapmış olayım...


18 Mart 2010 Perşembe

Dev Araştırma

Alın size dev araştırma !
"ANATOMİ" için ne diyosun? anketi şimdi piyasada....

+ Yok efendim bunlar abartı,
+ Yok efendim hiç görmedik,
+ Aaaa olur mu hep rastlıyorum.
+ Alem bunlarla dolu...
türünden diyeceğiniz ne varsa buyrun deyin.

Adres: Şu taraftan devam et. Git git git, o yana dön. Orda, en üstte ... Bulamazsan birine sor. (erkeksen ve bulamazsan, kimseye de sormayacağın için dolaş dur. ben n'apıyım?)

Bir Blogger'ın Anatomisi - 16

15 Mart 2010 Pazartesi

Bir blogger'ın anatomisi - 14

Blog idaresinden rapor aldım. Nezle olmuşum üstünüze afiyet (fırk). Ama içim elvermedi sizi böyle gözü yolda (!!) komaya. Tüm imkanlarımı seferber edip devam ediyorum kaldığımız yerden :))

12 Mart 2010 Cuma

Bu hafta bitmeden

Bu hafta sona ermeden OKUYUN...
Günün bu saatinde böğrünüze bir yumruk sallamış gibi olacağım kusura bakmayın.
Eee! hep kakara kikiri nereye kadar…

11 Mart 2010 Perşembe

Boş ders

Dört gündür, gece mesaisindeyim. Nezle, azı dişleri falan birlik olup saldırdılar miniğime. Ben bir yana, asıl hırpalanan o elbette.


Her gün, gece vardiyasındaki görevim şöyle: Saat başı kalk, odasına koş, ateşini ölç, burnunu aç, ilaç ver, emzir, yatır, uyumasını bekle, tekrar tekrar... Sabah Boracık için 06:30’da kalk ve sonra doğru işe... Düşünün artık işteki halimi.

Oysa geçen hafta nasıl güzel dinlenmiştim, Pazar günü abi ve babanın dönüşünü beklerken havaalanında ne çok eğlenmiştik. (birden OİP'in kafasında şu görüntüler belirir)

Anammm! nereye geldik biz böyle? koş koş bitmez valla...

 Du azıcık gidiyim şu tarafa. Işıklı gibi bişiler mi var ne?
(kımıl kımıl yürü)

Aha itmeli bişi buldum! Önümü göremiyorum ya neyse.. 

Şu taraftan mı gelicekler acaba?

Yok galiba bu taraftan.

Amann boşver şimdi, bu çok eğlenceli yihhuuuuu!!
  Hurraaaa!!!

pfff!! çok yoruldum, bu kahve molası iyi geldi...

Neyse efendim, bugün ve yarın anatomi dersine giremiycem, yani ders boş geçecek. "Ulen bakalım bu kadın bugün neyimize ne diyecek?" demeden, bir iki gün rahat rahat takılın bakalım.

6 Mart 2010 Cumartesi

Bi takım bişiler...

• Perşembe'den beri minik oğlanla yalnızız. E baba ve abi olmayınca ve evde uğraşacak pek iş kalmayınca, kendimizi sosyal hayata verdik bizim cüceyle. İki gündür gez babam gez.. Yatma saatinde zor yetişiyoruz eve. Çağan bayağı bayağı arkadaş oldu bana. Gittiğimiz yerlerde de çok akıllı duruyor cücem.

• Hazır millet gitmişken evde ne var ne yoksa yıkadım. Zaten oldum olası severim bu yıkama işini. Bi de yıkananlar ütü istemeyen cinsten olunca, ohh değme keyfime. Yorgan, yastık, alez, mont, bornoz ne varsa ipte!

• Yarın bizimkileri almaya gideceğiz havaalanına. Erken gidip biraz vakit geçirelim, uçakları falan seyredelim diyorum. Bakalım n'apacak bizimki?

• Off çok sıkıldım valla, yarın olsun artık. Ev böyle hiç çekilmiyor...

• Sonunda 59 kilo oldum!! Dört haftada dört kilo verdim. Ağır bir rejim falan yaptığım yok, ama yediğime dikkat ediyorum. Üç kilo daha vermem lazım. Ha gayret!!

• Bu benim "Anatomi" işi aldı başını gitti. Gitti dediysem, benim kendi küçük dünyama oranla diyorum. Nesini çok sevdiniz merak ediyorum aslında? ve bir de çok teşekkür ediyorum herkese.

• Film başlıycak şimdi. Hadi ben kaçtım..

4 Mart 2010 Perşembe

İzleyin.. çok şaşıracaksınız

biraz yavaş yüklüyor sabırlı olun. pişman olmayacaksınız..

buraya koyduğum embed video, siteye girince otomatik yüklemeye başlıyor ve çok gürültü yapıyor. Ondan sebep linkini veriyorum, tıklayınız bi zahmet.

Melis'e teşekkürlerimle...

Bir blogger'ın anatomisi - 9

3 Mart 2010 Çarşamba

Çoktan Seçmeli OİP

Sayın abonemiz, bu bir bant kaydıdır:

Fotoğrafçı OİP için 1'e
Anne OİP için 2'ye
Güldürükçü OİP için 3'e
Geveze OİP için 4'e
basınız.

Operatöre dönmek için lütfen bekleyiniz....

Bir blogger'ın anatomisi - 8