Sayfalar

30 Kasım 2010 Salı

29 Kasım 2010 Pazartesi

Yellow Submarine


Bu akşam....
Müzik arşiviyle böbürlenen OYİP, açar çeyizini (çok gigabaytlı harddisk) ve oğluna (10) sorar:
- Bi grup adı söyle bakalım?? (iç ses: ayy iğrenç Highschool Musical falan istemez inşalla)
+ Beatles....
- ?! Amanın sen nerden biliyosun onları??
+ Bilirim ben:))
- Bildiğin parçaları var mı peki?
+ Yellow Submarine... var mı sende??
- Ummph! Var yahu, var be Boracım:)) Al çalıyorum, helal sana minnak oğlum, ağlıycam bak valla.

Valla suç bende değil!!

Yok yok resmen evren sınıyor beni. "Dünya üzerinde zibilyon tane insan varken neden ben?" diye sormak istiyorum kendisine.

"Dört haftada üç-beş kilo fazladan kurtulmam lazım" (göbek içe çekmekle kaybolmuyorun kibarcası) dediğim günden beri hergün önüme sultan sofrası kurduruyor şerefsiz.

Yok test yemekleri, yok çikolata tadımları falan (kutudakilerin hepsini yemeden anlayamıyorum n'apıyım), bitmedi bana oynadığı oyunlar. Test yemeği dediğim de öyle iki çatallık bişey değil, yok kruditeler, yok soğuk-sıcak kanepeler, yok ara sıcak, ana yemek, tatlı (çeşitleri)!! Yuh demek istiyorum sana evren. Dur ama dur sen! Çok kötü kalbini kırıcam senin, kolla kendini.
Evrene gol atmak amacıyla aldığım çok garantili (iki haftada 4 kilo!) diyet kitabının tuğla kalınlığında çıkmasına ne demeli? Kitap geldi bi baktım, yuh(!) dedim. Ben bunu okuyana kadar (günde iki sayfadan hesaplayın artık) geçer biter dört hafta.

Ah be Dukan abi, diyet dediğin liste olur, ince fasikül olur, sen oturup dünya diyet tarihini yazmışsın. Düşünün ki obez dünyanın derdi, hikayesi anlat anlat bitmez... Ne yaptın sen baba ya... Ühüh ühüü....
Evrenle işbirliği yapan eşe dosta ise söyleyecek laf bulamıyorum zaten. Son iki hafta sonunda, hem Cumartesi hem Pazar (çarpan etkisi) mükellef sofralarla aklımı, midemi çelen gereksiz becerikli arkadaşlar!! Yeni alacağım elbisenin (L) faturasını aranızda paylaşırsınız artık!

İmza: Boğazını tutmayı beceremeyip, pizzayla tabağı sıyıran, üstüne utanmayıp sağa sola b*k atan başarız diyetotör OYİP

20 Kasım 2010 Cumartesi

Sanata Giriş

Sanatla ilgilenmeye başlayan delişmen bünyenin, sanat malzemeleri satan bir dükkana uğraması pek acayip oluyor.
İçerideki o envai çeşit renkli kalemi, boyayı tek tek incelemeye, kurcalamaya başlayan bu toy sanat cücesi, stantların önüne bırakılmış küçük deneme kağıtlarına üşenmeden bir bir çizik atıyor.

Ne işe yaradığını zerre anlamadığı gayet düz gibi kalemlerin, bir servet değerinde olmasına çok şaşırıyor.(pek cahil, bilmiyor ablası) Daha çok, bilindik ve hesaplı gibi olanları beğenip satın alıyor.

Bunları tek tek kalemliğine yerleştirip, sevip okşuyor. Artık sanat işlerine girmeye hazır!
İki kalemi ve bir masası var diye öyle mutlu ki. Evine kurduğu kaçak çizim imalathanesinde başlıyor çizmeye (dilinin ucu hafif dışarda olarak).

Çok yakında: Tam gaz kış masalı çizen toy sanatsever, kardan adamıyla dünyayı ele geçirebilecek mi?? Kar yağmadan bu çizimler bitecek mi?? Sabahlara kadar çizmek de neyin nesi?? Peki uykusuz bırakan bu şiddetli aşk karşılıklı mı? Hepsi ve daha fazlası bu blogda:))

17 Kasım 2010 Çarşamba

Sevgili Güzin Apla

Sevgili Güzin Apla,
Ahh ahhh! Derdim çok büyük inan.. Ne yapsam ne etsem bir türlü gırtlağıma sahip olamıyorum. Öyle ki, iki haftada 4 kilo almışım (yuh!). Su içsem yarıyo be aplacım (yalanımı yiyim).

Bunun sebebi nedir bilemiyorum ama yedikçe yiyesim geliyor, çok fenayım.. Bu tatilde kebapları, köfteleri (ekmek arası), şıraları, sufleleri, tatlıları falan gözümü kırpmadan yuttum, hamuduyla götürdüm ama hiç vicdanım sızlamadı, hiç elim titremedi be aplam...

Off of. Resmen kutukafaya dönüştüm (kim lanetledi layn beni??) Böyle dümdüz kutu gibi, küt gibi bişeye benzedim yeminle...

Tam dört hafta sonra önemli bir davete katılıcam, bu sürede tam 5 kilo vermem lazım... Ne yapmam lazım bilemiyorum. Lütfen yardım et bana. Ühü hüüü:((

15 Kasım 2010 Pazartesi

Ne güzel bu bayram

Bayramları bayram gibi yaşamak lazım. Hani tam da şimdi ekranlarda dönen şu acınaklı reklamlardaki gibi, anne baba evinde, kalabalıklar, gürültüler, koşturmaca ve cümbüş içinde...

Her odada kurulu yataklar, her biri ayrı bir seremoni sofralar, çocuk gürültüleri, geç saatlere kadar sohbetler falan... İşte alın size bayram.

Ben şahsen bayılıyorum böyle bayramlara. Çocuklar için de inanılmaz güzel. Çağan'ın mutluluğunu görseniz, abi, kuzen, dede, dayı ve oyuncu bi ton insan arasında kocaman kahkalar atarak koşturuyor.

Boracım ve kuzeni, sabah bayramlıklarını giyip, dede ve babalarıyla bayram namazına gidecekler. Oradan kurbana, sonra evde kebap keyfine... Bayramda eli öpülecek, birlikte namaza gidilecek, harçlık alınacak, evine doluşulacak, gelenekleri doya doya yaşatacak, öğretecek büyüklerimizin hala başımızda olması ne büyük şans:))

Sevdiklerinizle, neşe, mutluluk, sağlık dolu nice nice bayramlar diliyorum:))

12 Kasım 2010 Cuma

Sosyal Medya Manzaraları - 4

Yıldızlar açı yaptı (sanırsam)

Bugünlerde sanki hayatıma, aklıma sihirli bir değnek değdi. Yıldızlar mı açı yaptı (gazete burç köşelerinden edinilen sığ bilgilerin elverdiği düzeyde astroloji yorumu), birilerinin hayır duasını mı aldım bilmem.

Bugün, uzun zamandır uğraştığım, çok inandığım bir projeyi onaylattım. Nasıl diyeyim, çok farklı ve yenilikçi bir iş, müthiş heyecanlıyım, acayip hevesliyim. Bu iş için bir sürü akıllı insanla çalışacağım, oturup akıl yarıştıracağız. Yaratıcı insanları seviyorum. Akıllı ve cesur insanları da.

Diğer taraftan bi bunun kadar heyecanlı bir işin daha içindeyim ki, o da yukarıdaki hikayeden aşağı kalmaz:)) Çok yakında çıkacak kokusu ya hadi hayırlısı!

Bugün masamı aldık İkeya'dan. Akşam akşam baba-oğul bir olup kurdular üşenmeden. Pek güzel oldu görseniz. Düz beyaz bir masa aslına bakarsanız, onu güzel yapan verdiği ümitler, vaadettiği hayaller belki de... Yarından tezi yok tünerim başına.

*Yıldızların açı işine takıldım bak şimdi. Neyse ki önümüz Aralık. Gazeteler tam sayfa "burcunuz ve siz" yazı dizileri yayınlar durur. Okur öğrenirim artık:))*

5 Kasım 2010 Cuma

Sevilmek ne güzel şey

"Her baş okşanmak ister" der annem... Tüm canlıların sevgiye ihtiyacı var.
Tanımadığımız bir el bile olsa şefkatle uzanan, sevilmek ne güzel şey...

3 Kasım 2010 Çarşamba

mini öykü

Dün akşam konusu oldu "böyle mi oluyor" diye..
Evet sanırım böyle oluyor:))

2 Kasım 2010 Salı

Resmen keklendim!!!

Hi-ho-ho-ha!!!
Ay nasıl tatlı dostlarsınız siz:))
Şuna bakın hele. Sevgili blog dostum Leylak Dalı, üşenmemiş yapmış bunu.
Çok tatlı gerçekten.. Çok teşekkürler!! :D))

1 Kasım 2010 Pazartesi

Top 5

Ortalıkta bir mim dolaşıyordu ya hani geçen haftalarda. Hani şu blogun "en fazla tıklanan yazıları" hakkındaki.
Birkaç kanaldan beni de buldu bu. Merak ettim baktım ne yalan söyliyeyim.
Ne kadar olmadık iş varsa, peşinde koştuğum da belli oldu böylece:))
Ammannn, amacım da bu zaten: Burası benim hayal alanım, kafamı boşaltma, dağıtma yerim, arka bahçem:))

1. Bir Blogger'ın Anatomisi
    Evvet bir numarada BBA serisinin linkini görüyoruz.
    Bileğinin hakkıyla yerleşiyor listenin başına.

2. Haber Analiz - Gözümüz Aydın Doğurdu
    Siz de az değilsiniz ha! Tıkı tıkı tıklamışsınız bu dedikoduları:))

3. Bir Blogger'ın Anatomisi - 22
    Heheyt! Selam olsun tüm sevenlerime...
    Beni kırmayıp selam çakanlara selam olsun!!

4. Şşşt Kutukafa Blogır Tişörtleri Hediye Ediyorum
    ......buna yorum yapmaya varmıyor elim.....

5. Haber Analiz - Pilates Patiği
    Ben ne diyim size... yok yok, bu komik lafları edip,
    bizi böyle konuşturanlara:))