Sayfalar

31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu Yıllar!!

Bacaksız kutukafamla birlikte yeni yılınızı kutluyor,
hepinizi sevgiyle kucaklıyoruz:))

29 Aralık 2010 Çarşamba

BİR KAR MASALI çıktı!

Bir zamandır buradan, "masal geliyor, birşeyler oluyor, öyle sürpriz böyle bilmemne" diye yazıp durduğum şey işte nihayet karşınızda ! Buyrun size BİR KAR MASALI!!

Nereden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum gerçekten.
Özetle... Biz birbirini tanımayan üç blog annesi, oturduk birlikte bir masal kitabı hazırladık. Bu acayip büyülü birşey aslında. Düşünsenize hiç tanışmadan, etmeden birlikte bir işe girişmek falan... Çalışma hayatımızdan artırdığımız zamanlarda, gönüllü bir biçimde ve hem de çok çalışarak. Bu sayede tanıştık, dost olduk ne güzel:))

Kitabı nurturia'da tanıştığım sevgili  Esra Özlem yazdı, ben çizdim. Bütün bunlar olurken Özgüranne Deniz geldi ve sihirli değneği değdirdi.. Kitabı nasıl yayınlasak diye sorduğum feed'e "ben size app yaparım" dedi :) App dediği bildiğiniz iPad/iPhone uygulaması :)

Evet dostlarım kitabımız bugün e-kitap olarak yayında.
Ama asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Aplikasyonumuz 2011 Ocak ayında aktif olacak ve iPhone/ iPad kullanıcıları ücretsiz olarak Apple Store'dan indirebilecek. Edit: çıktı çıktı!!Yani bu uygulama sayesinde gayet seslendirmeli, animasyonlu falan bir kitap bekliyor sizleri.

Ardından bu uygulamanın İngilizcesi çıkacak! Rüya gibi...

Daha da önemlisi alanında bir ilk bu. Yani biz bir ilki başardık:))
Türkçe içerikli ilk çocuk masalı uygulamasını yaptık:))

Böyleyken böyle...

Beklediğiniz gibi basılı bir kitap olmadı, bakarsınız bir gün o da olur kimbilir?

Bu kitap sizlere ve tüm minnaklara yeni yıl hediyemiz olsun.

Gelişmeleri blogdan ve kitabın fan sayfasından takip edebilirsiniz.
Bunun bir final değil bir başlangıç olduğunu bilmenizi istiyorum:)) Olmadık işler peşinde son sürat koşmaya devam edeceğim:))

Bu güzel projeyi birlikte hayata geçirdiğim dostlara, beni yüreklendiren siz sevgili okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

iPhone Uygulaması: BİR KAR MASALI iPhone
iPad Uygulaması: BİR KAR MASALI iPAD
Kitabın fan sayfası için: BİR KAR MASALI Facebook Fan sayfası

25 Aralık 2010 Cumartesi

Dünyanın en zengin kahvaltı sofrası!

Bu ne biliyor musunuz? Bu dünyanın en mutlu, en zengin, en doyurucu kahvaltı sofrası.
Bakmayın öyle özensiz gibi, servisleri eksik gibi olduğuna. Marifet olayın detayında.

Her hafta sonu olduğu gibi kardeşinin odasındaki karyolada uyuyan Boracım, bu sabah fazlasıyla erken kalkan kardeşiyle birlikte uyanmış. "Annem yorgun uyandırmayalım" diyerek onu parmaklıklı yatağından çıkarmış. Mutfağa gelip bu sofrayı hazırlamış ve kardeşinin karnını doyurmuş.... Tabağındakileri güzelce bitirdiği için de, ödül olarak bir kek vermiş kardeşine:)

Uyandığımda salonda TV izliyorlardı. Yanlarına gidip "neden seslenmediniz? diyince anlaşıldı durumlar. "Merak etme ben Çağan'a kahvaltı yaptırdım" diye anlattı tatlı tatlı.

Ağladım ben yine bu duruma. Sarılıp sarılıp öptüm oğlumu.
Bakar mısınız, daha bu çocuk 10 yaşında...
Sanırım ben yırttım arkadaşlar, darısı diğer tüm anaların başına.

24 Aralık 2010 Cuma

Damar damar üstüne gelmiş

Bugün sıkılmış diş macunu tüpü gibiyim.
Geçen sezondan beri ayağımı sokmadığım botları giyip, alelacele çıktım evden.

Meğerse bilek kısmından darlaşmış bunlar :p
"Atma Oyip bot darlaşır mı hiç?" dediğinizi duyar gibiyim. Peki tamam ne var? Benim bilekler etlenmiş son bir yılda :) Demek kilo alınca eşit yayılıyor vücuduma, bileğe, kemiğe falan nüfuz ediyor, güzel bişi bu bence (polyanna sendromu)...

Akşama kadar bu bot cenderesinde kimbilir nasıl ağrıyacak garipler.

Ayak ağrısı diyince aklıma geldi. Size de olur muydu bilmem ama bana eskiden şöyle birşey olurdu: böyle durduk yere ayağımın üstüne basamazdım, zonk zonk ağrırdı. Neyse ki, her anneanne gibi benimkinin de tıbbi teşhişleri sağlamdı ve bu gibi durumlarda koyduğu meşhur teşhis, damar damar üstüne binmesiydi.

Hala anlamış değilim şu damarların binme işini. N'olmuş binmişse??  Vücut bu. Damar, kan, et, kas, yağ, kemik hepsi birbirinin üstünde değil mi zaten??!! Bi de niye sadece ayakta biniyor bu meret? Mesela ensede falan bi binme olmayışının sebebi ne? 

Neyse, işte öyle olduğunda rahmetli anneannem Ben Gay'la (la havle dedirten isimli merhem) ovar ovar ve geçirirdi ağrı sızıyı.  

Umarım bugün bu botlar bindirmez damarlarımı, ezdirmez birbirine. Belki de bir eski zaman efsanesidir ve o damarlar hiç bir zaman binmemiştir üstüste (masalsı anlatıma kasmak)... kimbilir??? (ben bilmiyorum orası kesin, ya siz?)

22 Aralık 2010 Çarşamba

Sorarım size

Merak ediyorum. Sizin gözünüzde bu benim kutukafa nasıl birisidir?
Kadın mıdır, erkek midir?
Kaç yaşındadır, iyi midir, kötü mü?
Naif mi açıkgöz mü? Akıllı mı, saf mı??
Hepsi mi, yoksa hiçbirisi mi??
Sizce nasıl?? Söyler misiniz?
Hatta şuraya yazarsanız sevinirim:
http://www.facebook.com/pages/Olmadik-Isler-Pesinde/147197388642558
Olmadı buraya da olur:))

19 Aralık 2010 Pazar

Kutukafa in da house

Geldi geldi!!!
Evimizin neşesi geldi!
Kutukafam kağıttan çıktı, cisme büründü.
Elle tutulur, öpülür koklanır bişey oldu:))

Çam ağacına kondu, yeni yıl neşesi oldu.

 Abisinin omzuna kondu, pazarlık konusu oldu. (senindi benimdi)

Annesi paketi açıp, onu ellerine alınca gözleri doldu.

Ben böyle güzel hediye almadım bu yaşıma kadar.
Çok teşekkürler Leylak Dalı, çok çok sevgiler bizden :))

16 Aralık 2010 Perşembe

kutukafadan bişe yapılır ki:))

Oy oy oyyy!! Şuna bakın şuna. Ben bunu alıp severim, öperim... onu "like"la beslerim:)) Keçeden yapılmış da, içine lavanta falan konulmuş:) Yarın bana doğru yola çıkacakmış. Gözüm yollarda.

Yine sevgili Leylak Dalı'nın eseri, marifeti.. Hani şu kutukafa kekini yapan güzel insan. Sağolsun, varolsun, çok yaşasın maharetli dostum...

Ayy ben bu kutukafanın oyuncağını mı yaptırsam, n'apsam?? Çok tatlı olmuş valla...

13 Aralık 2010 Pazartesi

Kartanesi, Oyip'in bir tanesi

Karlar düşmeden gelemedik karşınıza ama, bari bir kartanesi de benden düşsün burnunuza:)) Bu benim yaramaz ve tatlı kar tanem. Nasıl ama??

Neredeyse bir aydır soluksuz olarak çalıştığım kitap çizimleri dün akşam bitti!!! Az kaldı sizinle buluşmasına.  Öyle umduğunuz gibi de değil ha, acayip sürprizli falan, meraklanın biraz :))

Yarın büyük gün. Nicedir hazırlıklarını sürdürdüğümüz büyük ve karmaşık bi takım organizasyonlar gerçekleştireceğiz. Anlayacağınız "olmalık işler peşinde" koşuyorum bir süredir.

Çarşamba'dan sonra dönüyorum ama sahalara. Okuyacak bir sürü blog, cevaplayacak mailler var:)) Bana şans dileyin, he mi??

10 Aralık 2010 Cuma

Durmadan evden kaçıyo bu

Bon jour millet!! Başını alıp alıp giden kutukafam şimdi de kalkmış Paris'e gitmiş, Beste'ye misafir olmuş.

Bu benim en sevdiğim seri haline geldi. "Durmadan evden kaçıyo bu" serisinin tamamı şurda:))
Siz gülümseyedurun, ben fırtına ve sulu kar altında telef olmuş İstanbul trafiğinin içindeki yerimi almaya gidiyorum ... Vay halime...

8 Aralık 2010 Çarşamba

tivıtır zeki

Ampul gibi oturuyorum şu saatte... Saat resmen 03:00. Oysa ki ne güzel yatıp uyumuştum vakitlice. Sonra Çağan bi ağlayarak uyandı, ona gittim baktım derken uykum kaçtı. Yatayım gelir falan dediysem de ı-ıh yok inada bindi... Dön dön, sıkıldım kalktım sonunda...

Yarın sabah görürüm ama kendimi. Alarm çaldığında 5 dakika daha uyumak için nasıl sefil bahaneler uydurucam kendime kimbilir?? (peşin peşin biliyorum)

Madem uykum yok, fırsat bu fırsat gelip iki satır yazayım şuraya.
  • İş yerinde yıl sonu yoğunluğu aldı başını gitti. Resmen dakika boş vaktim olmuyor gün içinde. Evde desen çocuklar yattıktan sonra masal mesaisindeyim. Sabah mesai, akşam mesai ambale oldum yeminle. (ambale ne bilmiyorum açıkçası, annem kullanırdı ordan kalmış aklımda. aratıp uzun uzun bakacak halim de yok şu saatte.. fena bi laf da değil aslında)
  • Bir sürü çizecek konu birikti, haber analizler falan...
  • Son günlerde şu instagram'a fena takıldım. Resmen kendi kendimin spamcısı oldum arkadaş. Her yerde cırt cırt fotoğraf çekip anında facebook, FF, twitter nerede hesabım varsa yolluyorum.  Gidip evdeki tabloları, kıvır zıvırı çekip yayınlıyorum mesela. Çektiklerim de şunlar ha: 

Çok acayip.. Allah akıl fikir versin bana bence:)

  • Demin merak edip(!) Google'dan konrol ettim. "Fesbuk aç" diyen adamın twitter'dan haberi var mı acaba diye. Evet varmış. İşte belgesi. Ordaki bi "tivıtır zeki" yazanın bi de tivıtır'ı indirmeye çalışanın hastası oldum. Onların birer apaçi olduğundan neredeyse eminim...
Neyse boşvereyim bunları bence. Bu güzide bilgileri sizle paylaştıktan sonra, iç rahatlığıyla gidip yatayım en iyisi... Haydi bakalım sizin uykularınız da benim olsun:)))

5 Aralık 2010 Pazar

Günah Keki: 5 dakkada pişen çikolatalı nefis şey!

Suskunluğumu, şaşırtan ve de çok tehlikeli bir tarifle bozuyorum. Popo ve göbeklerinizin ayarlarıyla oynayacak, çok pratik bir çikolata bombası atıyorum ekranlarınıza!!
Hazırlaması ve pişmesi toplam 5 dakika sürüyor.
Gerek lezzeti ve içeriği, gerek pratik oluşu insanın aklını çeliyor, resmen günaha çağırıyor. İşte bu nedenle dün gece adını Günah Keki koyduk:))
Malzemeler:
1 büyük kahve fincanı
4 tatlı kaşığı un
4 tatlı kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı kakao
1 yumurta
4 tatlı kaşığı süt
3 tatlı kaşığı sıvıyağ
4-5 parça çikolata (şart değil)
Birer tatlı kaşığı kabartma tozu ve toz vanilin

Kuru malzemeleri fincanın içinde karıştırın.
Yumurta, süt ve yağı ekleyip iyice karıştırın.


Çikolata parçalarını minik minik doğrayıp ekleyin.
Mikrodalga fırında en yüksek sıcaklıkta 3 dakika pişirin:))

Hadi bakalım, yarasınn!!!