Sayfalar

22 Ocak 2011 Cumartesi

Nerden nereye...

Masamda oturmuş bütçe, rapor çalışıyorum şu gün, şu saatte (içimdeki isyan). Aslında istediğim hazır Çağan öğle uykusuna yatmışken, gerine gerine yatmak, sıkı bir öğle uykusuyla ruhumu ve bedenimi terbiyelemekti oysa ki....


Çalışıyorum demek yanlış olur aslında. Çalışmaya kasmış durumdayım evet ama kaytarmak için her numarayı yapıyorum. instagram'a bağladım önce, sonra masayı topladım, düzenledim.

Sonra masadaki antin kuntinlerin fotoğrafını çektim cep telefonuyla. Öyle şeyler varki burada, sanki OİP'e ait bir Masumiyet Müzesi kurmuşum gibi... OİP benim bir diğer hayatım, bir başka boyut sanki....
Her birinin ayrı öyküsü, tatlı hüzünlü hikayeleri var.

Mesala bu. Sevgili Leylak Dalı'nın hediyesi keçe kutukafam. Camlı çerçevede bi güzel yaşayıp gidiyor ve her  daim bana gülümsüyor ordan.

Sonra bu. Bu en sevdiğim parçalardan biri. Geçen sene başında, ilk buluşmamız anısına yaptırmıştım. Ne gündü ama. Zaman nasıl geçti anlamamış, bi türlü doyamamıştık birbirimize. (hala öyle oluyor ya gerçi:) kızlar özledim sizi)

Kartlar, lavanta keseleri, zarflar, kitaplar...Blogcu dostlarımdan gelen tonla hatıra var önümde. Öyle naif, öyle mutluluk veren cinsten şeyler ki bunlar anlatamam.

Sanal hayattan, gerçek yaşantıma sızan dostluklar, mutluluklar, incelikler.

Off.. Nerden nereye geldim... Bugün epey bir melankoliğim aslına bakarsanız. (burnunun direği sızlar ya ondan işte) N'oluyorsa artık?
Kalkıp minnak uyanmadan işlerimi bitireyim iyisimi...

15 yorum:

Kon-Tiki (Ashley) dedi ki...

:) Bende yaptığım graffitiyi yollayacağım gitmeden önce.İadeli taahütlü sigortalı bi paket ile :0)İyi haftasonları.

Sittirella dedi ki...

Oy kıyamam melankoliğe bağlamış OİP'im :)
Ben kötü hissettim şimdi; bak o kadar şeyin arasında '' S.Ella n'apıyor acep?'' demeni sağlayacak tek bir parça yok sende.
Hemen kolları sıvayıp melankolik anlarına katkıda bulunmak adına birşeyler yapmalıyım :)
Minnakın ayakları da fincan çöreği gibi :) tam ısırmalık çıkmış.
Melankolik olmak iyidir, her dem hahaha-hihihi yapmak sağlığa işaret değilki...
Sevgilerimle OİP'im :)

Hanimiş: ne güzel anılar biriktirmişsin. Daha ne ister insan?

kara kitap dedi ki...

yerim ben o poğaçaları tontişim benim. benim de planım bugün evde tembel tembel yatmaktı,gel gör ki işler beni bekler.sevilen blog kadını, kalemlerin çok güzel.daha neler çizecek o kalemler.

cumartesi postasi bir de burdan olsun :)) dedi ki...

ne iyi ettim de tikladim simdi. insan suraya ugradi mi, ici sevinc sevinc oluyor.
birinci fotoda 'kalemler' diye bagirdim icimden. cünkü dün hobi dükkaninda sanirim ayni kalemler önünden yarim saat düsündüm, ecel teri döktüm, renk secemedim, Kutukafa mavisi ve kirmizisi bulamadim gibi sanki, pek bi sönük geldi mavi ve kirmizi. Deneme kagidini da mir mir mir görevliyle birlikte cizmek de bir yere kadar. Allah askina markasi ne onlarin, galiba aynisi, bi yakin cekim yapar misin? :)) cok gülecegim galiba o zaman, tabi bir n'ayir, n'olamaz da icinde olacak.
Ikinci fotoda da 'Kutukafali Kupaa' diye bagirdim.
Yazinda da lavanta lafini duyunca iyice koptum. Ne demek istedigimi bir kac gün sonra anlayacaksin ;-))
Bu cumartesi postasi cok sihirli bir takim zincir reaksiyonlar cözdü. Cok enterasan, cok enterasan diye elim cenemde yürüyecegim simdi su kütüphanede herkes bana bakacak, o olacak. Öptüm!

Nihan SARI dedi ki...

İstanbul da yaşasaydım, diyorum.en sevdiğim arkadaşlarım hep orada.o saatlerin su gibi akıp geçtiği kız kıza toplantılara katılmayı isterdim.
bu arada magissa ile iletişim kurma şansım yok. ama bilsinki aklımda. sen iletiver oipim. Rahşan ıda severim çok.face de görüşüyorduk da burda zor.
oraya gelme durumum ertelenip duruyor. biliyorsun.:((

Leylak Dalı dedi ki...

Kutukafa lüküs daireye sermiş postu bakıyorum, geniş pencereli, akpak boyalı:)))
O poğaçaları da yemek istedim bilesin:))

OiP dedi ki...

Ashley,
bide okuyup üfle aman! :)) sabırsızlıkla bekliyorum onu da

S.Ella,
ne mi ister? daha fazla içten dost ister:)) canım illa gözönünde olmana gerek yok, "kalbimdekiler" kısmındasın:))

Kara Kitap,
bilmem ki, kim bilir neler uydurucam daha:))

Cumartesi cücesi,
Allah seni n'apmasın, bide burdan yetişmiş:)) kalem mi dedin?? :O)) oy oy oy!! sabırsızlandırıyorsu iyice. bi sms bi de makyaj aynama rujla yazın eksik kaldı:D))

Nihan,
İstanbul'da yaşasaydın senin hızına, tempona yetişemezdim ki ben:)) ben böyle kıyıdan kıyıdan, görünmeden, gizliden felan idare ediyorum işte:))

Leylak Dalı,
Kutukafanın keyfi yerinde merak etme. keyif çatıyor valla:))

Deli Anne dedi ki...

Bu melankoliye alabildiğine teknik konular, kaçmak ister gönül elbet.. uyku bahane:)

Magissa dedi ki...

Ben de çok özledim...

Bugday Tanesi dedi ki...

:) burdan edinilen arkadasliklar gercekten baska oluyor buna ben de inandim. Ayrica oyle bir masada calismanin verdigi enerji de sende patlamalar yapiyordur eminim... Duygu karmasasi ondan :)

Nihan SARI dedi ki...

ah canım,
benim de aslında öyle acayip bir tempom yok. yapamam zaten. kendi işime ek bi de işim gücüm yokmuş gibi çizmem eksikti.:P
öyle senede 1-2 kez olurdu yani.bakma ben de böyle görünmeden etmeden bu ortamlarda akıyorum işte.
bugün daha iyi ol.:)))

es dedi ki...

blog zırvası 2011 olursa beni de davet etsenize :D
tanışır laflarız :D

anne kaleminden dedi ki...

sanal ama gerçek :) nette tanışıp şuan hayatımda büyük yeri olan insanlar var, seviyorum hepsini :)))

OiP dedi ki...

Deli anne,
bak şimdide bu saatte cin gibi oturuyorum. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu:))

Magissa,
:)) canımsın

Buğday Tanesi,
valla doğru dedin. sağa bakıyorum bişey, sola bakıyorum başkası...

Nihan,
gel bak ben sana nasıl tempo yapıcam;))

ES,
haha:)) tamam!

Anne kalemi
bende e var valla:))

Mabel Pixi dedi ki...

oipin masumiyet müzesinde ben varm yaşasın :))) boncuk kutu kafamla :))