Sayfalar

27 Mart 2011 Pazar

Dört çocuk anası

İnsan hayatı garip ve beklenmedik olaylarla dolu. Beklenmedik dediğim, aslında sağda solda duyup da "aa bak sen" diyip geçiştiriverdiğimiz, başımıza geldiğinde ise afalladığımız türden şeyler aslında. Öyle değil midir? Bazı şeyleri hep başkalarının başına gelir, asla gelip bizi bulmaz zannederiz.

Geçen haftadan bu yana dört çocuk anası olmam gibi. Tek ayak üstünde dünyayı çeviren annemle, ıh demeden, üşenmeden koş koş koşturan babam bizdeler. Bir farkla. Artık ikisi de bakıma muhtaç durumdalar. Şimdi oturmuş düşünüyorumda, bakım işleri falan zor gelmiyor hiç. Zor olan onları o halde görmek... İnsan anne-babasının bir gün gelip elden ayaktan düşebileceği ihtimalini hiç bir zaman hayalinde canlandıramıyor değil mi? Ta ki o gün gelip çatana kadar, bunun sadece başkalarının başına geleceğini zannedip duruyorsun gayet safça....Hiç öyle değilmiş meğer.

İnsan yaşadıkça öğreniyor. Ve galiba yaşadıkça hevesleri umutları törpüleniyor. Bu realite selinde öylece sürüklenip gidiyorsun sonra. Neden? Çünkü biliyorsun bazı şeyleri değiştiremeyeceğini. Ve şimdi ben, tam da bazı şeylerin değiştirilemeyeceğini anladığım, hayatın realitesinin yürek burktuğu o yaştayım...

22 Mart 2011 Salı

Beni özleyin he mi?

vuhhuu!! aylavyu beybi:))

Hani bitiyordu bu sansür? DNS değiştirdim ettim ama hala evden giremiyorum Blogger'a... İşten girebiliyorum ama ne yazacak ne de okuyacak vakit bulamıyorum.
Buralardayım anlayacağınız.
Özleyin beni anacıımm!!!

16 Mart 2011 Çarşamba

Pamuklara sararım



Cep telefonuna kılıf monte etmiş, ekranına film kaplamış insanları gördükçe, telefonuna atlayıp esaretten kurtarasım geliyor.

TV kumandasını streç filmle kaplayan, oklavasına dantel kılıf ören, TV üzerine örtü örten zihniyetin artçı etkisi mi, yoksa malının kıymetini bilmek midir bilmem?

Neysem ney. Bence telefonun teknik özellikleri kadar tasarımı da önemli. Şimdi sen al cillop gibi iPhone'u, orasına burasına bişey bişey tak oldu mu hiç? Tasarımcıları da strese sokmayalım hem, germeyelim adamları:))

15 Mart 2011 Salı

“bildiğin” vs “aynen öyle”

Ya nasıl oluyor da dilimize yapışıyor bunlar anlamıyorum? Ama ulus olarak, iki lafın birinde gak gak bunları söyleyip duruyoruz. "Aynnen öyle",  "Bildiğin bilmemne"....

Kıl oluyorum ben. Yeri geliyor, dilimin ucuna kadar geliyor, söylemek üzereyken yakalıyorum kendimi ve zor tutuyorum:))
Dikkat ettiniz mi hiç? İki lafın biri bu....



- Naber abi?
+ N’olsun be güzelim, bildiğin yoğunluk işte...
- Bilmiyom abi nasıl?
+Ya işte bildiğin aşırı yoğunuz..
- Ha.. amman işler iyi olsun da..
+Aynen öyle abicim...
- Evet mi demek istedin?
+Evvet evvet, aynnen öyle.
- Neyin ayneni abi, kırıcam kafanı bak.
+Neyi kırıyossun sen ya, bildiğin hödük olmuşsun sen ama ha!
- Hödük mü dedin sen?
+Ayynen öyle dedim. Bildiğin hödük.
- Deme bak kötü oluyorum, ellerim titriyo
+Aa.. aynnen öyle valla. Bildiğin titriyo....
- Ya Allhahhh!!! $@#@!!# çoootttt!

14 Mart 2011 Pazartesi

Çöz beni arap saçı


Hop hop değiş ton ton!!!
DNS ayarlarını değiştir.
Blog servis sağlayıcını değiştir.
Konu komşu linklerini değiştir.
Her bir haltını değiştir!!!
Değiştir dedim sana yoksa blog okuyup yazamazsın! Değiştireceksin huleyyynn!:)
Zaten günlük hayatım yeterince karmaşık, iş hayatım arap saçı, burada kafa dağıtıyordum burası da oldu mu sana arap saçı. “Çöz beni arap saçııığğ”

7 Mart 2011 Pazartesi

I Am Legend :)

Filmi izleyenler hatırlar. Koskoca dünyada tek başına kalan bir adamın öyküsü. Ben de aynen böyle hissdiyorum.

6 Mart 2011 Pazar

N'aber hemşerim?

Şu lanet engellemeden beri buraya yazmak istemiyorum. Diğer taraftan başka bir yere de gitmek istemiyorum. noktacom'lu bir adres alsam iyi olacak belki ama o da kopmak gibi geliyor.

Yani anlayacağınız, hemşehrilik hesabı bir bağlılık bellemişim ben bu blogspota:)) Sizler de memleketlimsiniz. Ondan bırakıp gidemiyorum bir yere...

Bugün Çağan oğlumun yatağının önündeki parmaklıkları kaldırdık. Yatağı yedi cücelerin karyolasına benziyor:)  Görseniz yatağına gidip yatmasını falan, öyle komik ki. Bakalım gece dolanacak mı? Abisi ilk yatağını açtığımızda gelip ayak ucumuza kıvrılırdı kedi gibi:))

Gece bahçesini çok seviyor demiştim ya, bugün kostümünü buldum. Çok tatlı oldu bizim minnak iggle piggle:)) 

2 Mart 2011 Çarşamba

İşte Cevap!

Kutukafa doğduğunda, moda olduğu üzere doğum fotoğraflarını çektirmiştim:)) Bugün albümleri karıştırırken elime geçti. "Dur sevenleriyle de paylaşayım" dedim.
"Zoom yapılmış minnak ayak fotoğrafı" olmazsa olmazdı. İlk onu çektirdimdi. 

Ayy bakın sabiye, nasıl da uyuyo :)
Pek pembe pek tatlı bir bebekti yevrum :,)
Fırk (duygulandım bak, ana yüreği işte)
Epey yaklaşanlar oldu. Teprikler! (Kıprıslı varsa selam olsun)

Sesimi duyan varsa, bir bilmecem var

Bilin bakalım bu nedir?
Evet, tahminleri alalım :))

1 Mart 2011 Salı

Bloguma dokanma

Ben kutukafa.
Burası benim evim.
Bloguma da evime de dokanma!
Hem nedir bu kardeşim sizden çektiğimiz? İki rahat durun...
Töbe töbe...