Sayfalar

18 Aralık 2012 Salı

evren sana diyorum

Yılın son günleri insan bu kadar yoğun çalışmamalı.

Alışverişe, yiyip, içip keyif yapmaya vakit kalmalı.
Çocuklarla hovardalık yapmaya, bir Cuma kafa tatili yapmaya, eş dostla buluşmaya vakit olmalı.

Eyyy evren sana diyorum. Bari izin ver hastalığımı yatakta geçireyim!
Her gün türlü dopinglerle, soğuk buharlarla ayakta kalmaya çalışa çalışa vücut da kafayı yedi, bağışıklık sistemi de.
Bak yine telefonlar aynı anda çalıyo!
Öhhhööh öhhöö!....... frrrrkk!

Bugünlerde buna bayılıyorum:

7 Aralık 2012 Cuma

Tibet'ten bildiriyor olabilirim....

Uzaklara bakıp yolunu göremediğinde, ne yöne gideceğini bilemediğinde, akıllılık etmeye çalışıp, ölçüp biçeyim derken çok ama çok zaman kaybedebiliyor insan.

Hesap kitapla her zaman doğru yolun bulunamayacağını, beklemektense bir an önce yola koyulmanın ve gelişine vurmanın en iyisi olduğunu öğreniyorsun zamanla. Hayatın bir matematik denklemi olmadığını, olasılık, tesadüf ve şansın, hiç ummadığın bir anda ayaklarını yerden kesebileceğini de...



28 Kasım 2012 Çarşamba

Ayvalık

Hep kakara kikiri etmeyin. Biraz da bilgi, ilim irfan öğrenin.
Buyrun, burdan başlayın. Tarihin yönünü değiştiren gizli kalmış bir kahramanla tanışın.


25 Kasım 2012 Pazar

Koş Oyip koş

Olmadık işler peşinde koşa koşa yoruldum vallahi.

Son haftalar hem normal iş, hem çizim işleri için aşırı yoğun geçiyor.

Bu arada oturup yazamasam da 'bakıcısız' yaşama geçtik ve bunun da ister istemez yükü oldu bana. (ha bedenen oldu ama, ruhen hafifledik ayol) Bunun için yazayım istiyorum, vallahi 12 yıldır ilk kez hayatımızda bakıcı yok ve pek mesuduz be blog.

Yoruldum ettim ama değdi, OİP markası altında yeni ürünler çıkardım. Ha böyle çıkardım diyince bir anda çıkıveriyormuş gibi anlaşılmasın, az zahmetli işler değil bunlar. Neyse ki alnımızın akıyla çıktık.

Yeni defterler, tebrik kartları ve bir de takvim.
Bakın çekimlerde benim kırmızı başrolde :))







 
 
Daha da epey şey var.

Şimdilik sadece etsy'de. Haftaya İyi Cüceler'de de satışta olacak.

Haydin herkese iyi Pazarlar :))

15 Kasım 2012 Perşembe

İmza günü!!!


Kitap Fuarı'nda, Doğan Egmont standında, bir Nihan göreceksin sakın şaşırma :)
Koş! sarıl! tatlı sohbetine, çizimlerine, kitaplarına, ruhunun zenginliğine dokunmak için orada ol!

Arada bir de etrafına bakın ha! Bakarsın bir turuncu kutukafa görürsün... olur ya :))
Bir alana bir bedava :)) (şaka şaka)

Nihan Sarı İmza Günü
Tüyap Kitap Fuarı
17 Kasım 2012, Cumartesi
Saat 14.00-16.00 arası
Doğan Egmont Standı
(Bir de sürprizi varmış. çizimlerini hediye edecekmiş, kaçırma)

(Yahu yazmaya yazmaya yazmayı unutmuşuz bu arada:)) ibiş gibi bu ne allaşkına :)))

31 Ekim 2012 Çarşamba

Dükkandan bildiriyorum

Dükkandan bildiriyorum.
 
Avrupa'dan ithal (yalan yalan Avrupa Yakası'ndan) yeni blogger posterlerimiz geldi.
Blog adı yazma yeri de var bunlarda, ona göre...
 
 
 
 Minnak kutu karakterleriyle pek tatlı bir de Lord of The Rings posteri varmış burda!

 
Pamuk Prenses vee...
Kırmızı Başlıklı Kız da var...
 
Aslında daha pek çok yeni çizim de var... İsterseniz buyrun gelin kendiniz bakın, bir çayımı için  :)) Ben yoksam da çırağım kutukafa ilgilenir sizinle, selamımı söyleyin :)

12 Ekim 2012 Cuma

diyorum ki

Böyle bol sürprizli, gülüp eğlenmeli bir hafta sonu olsun. (Pollyanna mısın mübarek?! O değilde dün, 36 yaşında bir kız arkadaşımın hayatında Pollyanna diye bişi duymadığını(!) öğrenip, dumur oldum. Deli mi ne?)
Asaf Avidan - One day Reckoning Song (Wankelmut... ile Mplay

14 Eylül 2012 Cuma

Dünyayı ele geçirmeme az kaldı


Kutu kraliçe mümkün :))


Bu Beatles'lar benim favorim. Duvarıma da astım hemencik :)) kendi çalıp kendi oynamak böyle bişey olsa gerek
 


 
 
Venüs ve Frida da Kutukafa koleksiyonuma girdiler.
Böyle böyle dünyayı ele geçiricem, kutulanmadık adam bırakmayacağım :))
 
 
devamı da tükkanda...
 
 

10 Eylül 2012 Pazartesi

Gelecekten bildiriyorum (Sci-fi öykü)

Bundan çok ama çok yıllar sonranın dünyasındayız. (metalik tayt giysilerle dolaşmalı yıllar)

Blog, facebook, twitter, instagram derken her düşündüğümüzü gördüğümüzü, neredeyse daha beynimize ulaşmadan paylaşır olmuştuk.

Nerede ne yediğimizi, neleri sevdiğimizi, hangi görüşte olduğumuzu yazıyor ve gösteriyor, sıklıkla nerelerde dolaştığımızı, nerede yaşadığımızı haritalara işaretliyor, hakkımızda elle konulmuş gibi bulunabilecek ipuçları bırakıyorduk.

Takipçi sayıları, yorumlar, layklar, ritivitler, menşınlarla yaşıyor, normal hayatta gördüğümüz şeyleri bile elle (parmak havada) layk etmeye çalışıyorduk.

Sokaklar, her gördüğü şeye telefon uzatarak resimleyen insanlarla dolmuştu. Market kuyruğunda, bankada bile ensemizden sokulan bir ayfonu yadırgamaz hale gelmiştik.

Dünyanın bütün kedileri, ayakları, bulutları ve çocukları gözlerimizin önünden akıp geçiyor ve biz kendimizi tutamaz biçimde hepsini layklıyor, layklıyor ve layklıyorduk...

Öyle ki, artık insanların nüfus kağıtlarında vesikalık pozları yerine ayaklarının fotoğrafları yer alıyordu.


iPhone'uyla evlenenler, emeklilik hakkı kazansın diye iPad'ini asgari ücretten sigortalatmaya çalışanlar bile normal görülüyordu.


Sosyal medyanın yaydığı global adetler tüm kültürü ele geçirmiş, mevlitlerde bile helvalar, şeker hamuruyla süslenir olmuştu.  Merhumun cinsiyetine göre mavi (it's a boy) ya da pembe (it's a girl) tabaklarda ikram ediliyor, mevlid şekerleri renkli ve puantiyeli külahlarda dağıtılıyordu.

Tüm bu gelişmelere rağmen ne uçan araba icat olmuş ne de ışınlanma bulunmuştu. Dünya halkları tüm enerjisini ve zamanını sosyal medyada harcadığından hiçbir high-tech icat yoktu.

İnsanlık, bir gün bir kahramanın (choosen one) çıkıp geleceğine ve tüm bu b*ktan gidişi düzelticeğine inanıyordu. Bu bir efsaneydi... belki de değildi..

Peki tüm bunları ben nereden biliyordum?
Herşey sonbaharın kendini hissettirdiği o gece başladı.

Açıkta kalan ve gecenin serinliğinde beni kabustan kabusa sevkeden popomun bana oynadığı bir oyundu bu. (klişe final) Ürpererek uyandım. Yorumlara layklara bakayım derken elimde uyuyakaldığım ve instagram bildirimi yüzünden ekran ışığı parlayan ayfonuma baktım. Kapatıp 'hadi uyu artık' dedim. "Tamam hayatım" diyerek bana tatlı bir öpücük kondurdu.... Uyumuşum....

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Tatilden bildiriyorum


Bayramı seyranı, 30 Ağustos'u falan dertop edip kendimize uzun bir tatil ayarladık. Deniz-kum-uyku üçgeninde, gayet kalabalıksız, koşturmasız, şatafatsız, huzur verici bir dinlenme molasındayız.

Tatil adı altında kendimi yıpratmaya, boy gösterme çabasındakilere ayak uydurucam diye dev bavullar yapmaya, açık büfe kuyruklarında vücuduma kolestrol pompalamaya falan halim yok.

Küçük, basit ve sonsuz dinlenmeli şıpıdık bir tatil bu. Şarkıda dediği gibi: biraz deniz, biraz uyku... Bütün isteğim buydu...  Hayırlısı bakalım.

***


Twitter ve facebook'tan paylaştım ama bloga yazmasam olmaz. Mercedes - Benz bayram kutlaması için yaptığım tasarım bu. Nasıl olmuş? :))

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Pul koleksiyonum

Size pul koleksiyonumu göstermek için sabırsızlanıyorum :)) Buyrun bunlar yeni grup. Dahası Etsy'de OipsStore'da...


Hepsi Etsy'de satışta.

"Etsy işi bizi bozar, PayPal falan yanlış işler bunlar" diyenler için tüm koleksiyonum Anadolu yakasının en şahane çocuk kitapevi İyi Cüceler'de satışta.



"İyi Cüceler bize ters" dersen mail at bana (olmadikislerpesinde@hotmail.com), bakalım senin için neler yapabiliriz.

"Ya bırak allasen! ne posteri, ne pulu, ne alması, bakması zevkli" dersen, buyur herzaman bekleriz, blog senin :))

Ama bi saniye, orda durma. Az böyle kenara gel, dükkanın önünü kapama :)) Oğlum iki çay kap ordan bize!

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kutukafa Olimpik Milli Takımı


Kutukafa Olimpik Milli Takımı Londra 2012 Olimpiyatlarında rüzgar gibi esiyor.
10 cm yüksek atlama, 50 cm erkekler engelsiz koşu, tenis ve sırıkla 30 cm'le dünyalar rekoru bizimkilerde :))






Posterler etsy'de :))


27 Temmuz 2012 Cuma

Üvertür


Cuma için bu kadar methiye düzünce kendini birşey sanacak diye korkuyorum. Bak Cuma, tüm bu iltifat, bu neşe ve coşku sana değil yavrum, peşinden süzüle süzüle gelen Cumartesi'ye. Sen bir üvertürsün anlayacağın, o ise o assolist.

***

Cuma'ya haddini bildirdikten sonra (olmadık iş diye buna denir), size güzel bir parça ve bir de yarının ruhuna uygun minik bi eskiz hediye ediyorum.

Çok dinlenip, bir o kadar da eğleneceğimiz bir hafta sonu olsun :))