Sayfalar

10 Eylül 2012 Pazartesi

Gelecekten bildiriyorum (Sci-fi öykü)

Bundan çok ama çok yıllar sonranın dünyasındayız. (metalik tayt giysilerle dolaşmalı yıllar)

Blog, facebook, twitter, instagram derken her düşündüğümüzü gördüğümüzü, neredeyse daha beynimize ulaşmadan paylaşır olmuştuk.

Nerede ne yediğimizi, neleri sevdiğimizi, hangi görüşte olduğumuzu yazıyor ve gösteriyor, sıklıkla nerelerde dolaştığımızı, nerede yaşadığımızı haritalara işaretliyor, hakkımızda elle konulmuş gibi bulunabilecek ipuçları bırakıyorduk.

Takipçi sayıları, yorumlar, layklar, ritivitler, menşınlarla yaşıyor, normal hayatta gördüğümüz şeyleri bile elle (parmak havada) layk etmeye çalışıyorduk.

Sokaklar, her gördüğü şeye telefon uzatarak resimleyen insanlarla dolmuştu. Market kuyruğunda, bankada bile ensemizden sokulan bir ayfonu yadırgamaz hale gelmiştik.

Dünyanın bütün kedileri, ayakları, bulutları ve çocukları gözlerimizin önünden akıp geçiyor ve biz kendimizi tutamaz biçimde hepsini layklıyor, layklıyor ve layklıyorduk...

Öyle ki, artık insanların nüfus kağıtlarında vesikalık pozları yerine ayaklarının fotoğrafları yer alıyordu.


iPhone'uyla evlenenler, emeklilik hakkı kazansın diye iPad'ini asgari ücretten sigortalatmaya çalışanlar bile normal görülüyordu.


Sosyal medyanın yaydığı global adetler tüm kültürü ele geçirmiş, mevlitlerde bile helvalar, şeker hamuruyla süslenir olmuştu.  Merhumun cinsiyetine göre mavi (it's a boy) ya da pembe (it's a girl) tabaklarda ikram ediliyor, mevlid şekerleri renkli ve puantiyeli külahlarda dağıtılıyordu.

Tüm bu gelişmelere rağmen ne uçan araba icat olmuş ne de ışınlanma bulunmuştu. Dünya halkları tüm enerjisini ve zamanını sosyal medyada harcadığından hiçbir high-tech icat yoktu.

İnsanlık, bir gün bir kahramanın (choosen one) çıkıp geleceğine ve tüm bu b*ktan gidişi düzelticeğine inanıyordu. Bu bir efsaneydi... belki de değildi..

Peki tüm bunları ben nereden biliyordum?
Herşey sonbaharın kendini hissettirdiği o gece başladı.

Açıkta kalan ve gecenin serinliğinde beni kabustan kabusa sevkeden popomun bana oynadığı bir oyundu bu. (klişe final) Ürpererek uyandım. Yorumlara layklara bakayım derken elimde uyuyakaldığım ve instagram bildirimi yüzünden ekran ışığı parlayan ayfonuma baktım. Kapatıp 'hadi uyu artık' dedim. "Tamam hayatım" diyerek bana tatlı bir öpücük kondurdu.... Uyumuşum....

31 yorum:

Wicked_Stardust dedi ki...

Leziz.

'Dünya halkları tüm enerjisini ve zamanını sosyal medyada harcadığından hiç bir high-tech icat yoktu.'

Mümkün valla bu.

Latife dedi ki...

Ahahaa şahanesin yine :)) Ve ben bloga yorum bırakmayı özlemişim ^^

hay sana ne dedi ki...

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=60281&rid=2368&p=1 üzerine bu haber doğruladı durumu

Gulcin dedi ki...

isinlanmayi kesfedemedik ya ben ona hala yaniyorum OIP onu kesfetsinler ben de layk edecegim soz :)
hatta ayak fotolu nufus cuzdanina bile evet diyecegim o kadar :)
eline saglik :)

Evren dedi ki...

İlahi OIP :))) Öykü yazarlığın da süpermiş! Çok güldüm :D

deniz dedi ki...

bayıldım:)

Nihan dedi ki...

Allah seni ne yapmasın, ekrana haykırdım, o derece.:)))))))))))

Cincüce dedi ki...

Ahahahah! Bunun çizgi roman versiyonunu isterük! :))))

Judy Abbott dedi ki...

ahahaha bayıldım ellerine sağlık:))) en çok da ayak fötölü nüfus cüzdanlarına bittim:)))

Sittirella dedi ki...

Allah cızırtını vermesin OİP :)
Ne güzel yazıyormuşsun sen! :)
O çift ayaklı nüfus kiyadına bayıldım :)))
Metalik don giyecez ama ayaklar hala çıplak :)))

Nihan dedi ki...

Metalik don,,,öldüreceksiniz beni.:D

Moonshine dedi ki...

çok, çok güzel olmuş. yazın bana ilham verdi Oip'ciğim.

http://gece1.blogspot.com/2012/09/sosyal-medyadan-tiksindigim-an.html

:)

∂єкσяαρѕυωαѕуση dedi ki...

sirkeleyici bir yazı olmuş elinize sağlık

Cigdem dedi ki...

Cilginca like edip, twitleyesim geldi bu yaziyi, cok yaman celiskilerde buldum kendimi OIPcigim:))

Gami dedi ki...

Harika! : )

hashkini dedi ki...

Fevkalade!

beste dedi ki...

hahahah donusun muhtesem olmus tatil yaramis:)

beste dedi ki...

hadi soyle o bacak benim degil mi;)

ZeyneP dedi ki...

Diyecek bir şey bulamadım. Blogumun üstüne yerleştirdim yazını, haberin olsun! Herkes okusun yahu!
Sevgiler.

Nazlıhan Şevik dedi ki...

Muhteşem bir yazı, hepimizin yaptığı, hepimizin bir an için düşünüp sonra amaan be diye devam ettiği bir durum...OİP, süpersin. Layklıyor ve paylaşıyorum orda burda, napalım lazım, o da lazım:)

Adsız dedi ki...

Nihaha :D
Ashley

Selen dedi ki...

hahaha! layk ettim, simdi gidip metalik donumu giyeyim

mynameismelis dedi ki...

Bravo! Tespit budur. Oyip yine haklıdır! melis bunu beğendi!

Adsız dedi ki...

Abidik gubidik oje desenlerinden ve o yamuk yumuk ayak parmaklarından tanınmak isteyenler ayakçılarla dolu bir gelecek, ölmek istiyorummmm...

aslıhan dedi ki...

uzun zamandır bu kadar tebessüm ettiğim bir yazı olmamıştı.harikasınız.

OiP dedi ki...

teşekkürler :)) metalik don resimlerini paylaşın da layklayak :))

Heyyfi dedi ki...

Hepsi süper de, metalik don kısmı beni biraz huylandrdı.
Ne bileyim belki pazen donlar geri dönebilir, belki ucu fistolu beyaz paçalı donlar da giyebiliriz. Tamam bu olay yıllar yıllar sonra yaşanacak ama gidişata bakınca, evet her türlü teknolojik alt yapımız olur ama sanırım, bizler bu kafalarla, paçalı donlara geri döneriz :)
Sevgilerimle...

nagehan dedi ki...

Ay yarıldım ya :)

plndrkn dedi ki...

ben bu yazıyı nasıl kaçırmışım ya :/ süper olmuş, kendimi Wall-e'yi izlerken hissettiğim o hüzünlü farkındalığı tekrar hissederken buldum. Gülsem mi oturup hüngür şakır ağlasam mı bilemedim :D

Aslısın dedi ki...

Hahaha supersin! :)

elif dedi ki...

Nasıl güldüm nasıl güldüm! Harikasın ne diyeyim:) Yaratıcılık hayal gücü ölmez işte hiçbir zaman:)