Sayfalar

31 Ocak 2012 Salı

Kararlar

Dün gece yeni bir Lady Voo & Kedi Doo resmi yaptım. Sulu boyayla renklendirdim.

Elde boyamak, renklerle oynamak, inceltmek, karıştırmak öyle keyifli ve mutluluk verici ki anlatamam. Dünyayla aranızda hiç bir bağ kalmıyor. Bambaşka bir aleme dalıp, zihni boşaltıp, renklerin, çizgilerin arasında kaybolmak gibisi yok.

Dün gece bu çizimi yaparken, asla dijital çizmemeye (renklendirme değil çizim), alayım diye bakındığım tableti almamaya, daha detaycı ve çalışkan bir çizer olmaya karar verdim.

Ve "Etsy'de dükkan aç" diye diye başımın etini yiyenler, nasıl oluyor bu işler bir anlatın bakayım.

Ha bir de çizim yaparken sevgili Ayça'nın tavsiyesiyle içtiğim ve içimi yumuşatan, mis kokulu yasemin çayını da söylemeden olmaz. Mutlaka deneyin derim.

Evet boyalarım, çayım ve instagram'da bana eşlik eden dostlarımla ben dün gece çok ama çok mutlu bir insandım...



30 Ocak 2012 Pazartesi

nerdesiniz - 20

Ay sormayın. Son iki haftadır işimiz gücümüz ilaç olunca, en büyük derdim de bu oldu benim...

28 Ocak 2012 Cumartesi

Vatkasından tanırım

Soğukların bastırmasıyla, bir bir ortaya çıktılar. Salon salomanje vatkalı kabanları ile kaldırımda, durakta her yerdeler. Hürmetli omuzlarıyla, hep arzuladıkları o cüsseli ve iri adama dönüşenler...

Modanın, stilin, Paris'in, Milano'nun çok ötesinde, kült bir tarz onlarınki....Omuzları 10 cm kadar aşan dev sünger apoletleri ile ne kadar da mağrur ve heybetliler. Vatkaya can veren, yıllarını veren Orhan Gencebay'ın bile anlayamayacağı türden bir hacim sevdası bu. 

Yarın sokağa çıktığınızda etrafınıza daha bir dikkatli bakın. Uçsuz bucaksız iki vatka arasına sıkışmış nohut kafadan tanıyacaksınız onları...

25 Ocak 2012 Çarşamba

Her şeye hazırlıklı olun

Üç gündür yataktan çıkmadan öylece yatıyorum. Hasta ve çok halsizim. 
Sanki sonsuz karanlık bir kuyunun en dibinde öylece hareketsiz yatar gibiyim. Hareket etmeye, kurtulmaya, kuyudan çıkmaya halim yok hiç. 

Kulaklarım dev bir mağara olmuş sanki, sürekli aynı söz yankılanıyor:
"Her şeye hazırlıklı olun!" 

Nasıl hazırlıklı olur insan ölüme? En sevdiğinin, biriciğinin, elini tutarken sımsıkı, nasıl "ben hazırım, hadi git" denir? Aksine, gözlerinin önünde eriyen, tükenen hayata, küçülen ellere, sımsıkı sarılıp tutmak istiyor insan. Hayat vermek, güç vermek, can vermek istiyor. Bilmemek daha mı iyi yoksa? Bilmesek, hazırlıklı olmasak ve her şey aniden olsa daha mı kolay katlanır yürek kayıpların acısına. Bilemiyorum....

Biliyorum ki, her şeye dayanacak güç içimizde. O güç olmasa yaşayamaz ki insan. Yeter ki o gücü dışarı çıkarabilmeyi bilesin. 

Ben şimdi, doktorlara rağmen, iyiliğin, umudun, huzurun gücünü ortaya çıkartmak için son bir çaba harcıyorum. Hem zaten babalar güçlü olur, dirayetli olur, dimdik ayakta durur... 
Belki de başarabiliriz ha? kim bilir?....

17 Ocak 2012 Salı

Eteklerim zil çalıyor, hadi o zaman tempo!



İş çok. Tüm hafta sonu evden çalıştım. Ofiste desen, nasıl akşam oluyor anlamıyoruz.
Bir sürü önemli ve büyük organizasyon var önümüzde.
Anlayacağınız eteklerim zil çalıyor.
Ofisteki hummalı çalışmaya, tempolu müziklerle eşlik ediyorum. Cidden motive edici.
Hadi bakalım siz de blogları dolaşırken dinleyip tempo tutun bizimle:))
Yine bir Oh-Land parçası, Sun of a Gun ile:))

14 Ocak 2012 Cumartesi

Bu da bitti :))

Son 30'lu yaşıma girdim bugün:))
Kendime hediye olarak bu çizimi yaptım.
Hadi ne duruyorsunuz, pastadan birer dilim alın hadi, çekinmeyin:)

9 Ocak 2012 Pazartesi

Anya'da başlayıp Konya'da biten duygular

Bu aralar odaklanma sorunu yaşıyorum.

Kutukafa çizmek için masaya oturup, türlü türlü başka şeyler çizip kalkıyorum.

Çocuklarla ilgili yazmak isterken, başlayacak noktayı bulamıyorum.

Blogculuk, sosyal ağlar, içerik, ilişkiler ile ilgili kafam karışık. Bazen "nerdeyim lan ben?" derken buluyorum kendimi. Şükür ki "ayy iyi ki de burdayım"lar daha ağır basıyor.

Kurumsal hayata severek devam ederken, arada bir-iki haftalık kaçamaklar yapıp soluksuz çizim projelerine gömülmek istiyorum. Sizleri şaşırtmayı, güldürmeyi seviyorum. Hatta müptelası oldum bunun ben :))

İşte "iyi ki burdayım"lardan bir demet:)

Uzun uzun takdime gerek yok, siz zaten tanıyorsunuz kendilerini.
Yarattığı birbirinden renkli, özenli ve eğlenceli ürünler kadar, pozitifliği ile de adı gibi "mutluluk" veren birisi, Sevgili Mutlu Dükkan - Zeynep:))


Ve yine çok sevgili, tatlı ve dobra, espirili, canım arkadaşım Sittirella :) 


Hani derler ya mutluluk paylaştıkça çoğalır, dertler ise paylaştıkça azalır diye.
Herkese mutlu, pozitif, yapıcı, eğlenmeli, gülmeli günler, dostluklar dilerim :))

3 Ocak 2012 Salı

Suluboyayı kim sevmez?

Yazmaktan çok çizmekle meşgul olduğum doğrudur. Çizimin her geçen gün içimde devleşen bir aşk olduğu da. Çizmek, boyamak ve üretmek isteği her gün daha da kuvvetleniyor. Cidden bir taze aşk, ikinci bahar tadında.


Deneyerek, çalışarak öğrenmeye devam ediyorum. Elde çizip boyamayı sevdiğim, suluboya ve guaj'ı da çok beğendiğim içim bunlar üzerinde çalışıyorum. Dün gidip ne zamandır istediğim profesyonel suluboya malzemelerini satın aldım.


Akşam alelacele bir resim yaptım. Resim yaparken instagramdan (kullanıcı adım OİP) aşamalarını yayınlıyorum. Yorumlar, izleyenlerin katılımı falan çok keyifli hale getiriyor çalışmayı.

İşte dün akşamın mahsülü, LadyVoo ve KediDoo. Çok İhmal etmiştik kendilerini:))