Sayfalar

27 Temmuz 2012 Cuma

Üvertür


Cuma için bu kadar methiye düzünce kendini birşey sanacak diye korkuyorum. Bak Cuma, tüm bu iltifat, bu neşe ve coşku sana değil yavrum, peşinden süzüle süzüle gelen Cumartesi'ye. Sen bir üvertürsün anlayacağın, o ise o assolist.

***

Cuma'ya haddini bildirdikten sonra (olmadık iş diye buna denir), size güzel bir parça ve bir de yarının ruhuna uygun minik bi eskiz hediye ediyorum.

Çok dinlenip, bir o kadar da eğleneceğimiz bir hafta sonu olsun :))

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Esnaf anası Oyyip


Allahıma bin şükür, evladımın mürüvvedini de gördüm ya sonunda. 

Kahveden, it kopuktan uzak olsun, işini tutsun diye mutfak harçlıklarımdan artırdığım birikimlerimle Kutukufa oğlum bir tükkan açtım. Ticaret erbabı oldu, dükkan sahibi oldu benim oğlum. Tü tü maşallah!!!! (heyt be analar neler doğuruyor resmen)

Şimdi sıra helal süt emmiş bir anime kız bulmakta. (Valla laf aramızda herkeşler sırada. Bu devirde, böyle yakışıklı esnaf adam bulmuş kaçırır mı kız milleti)

Sonra gelsin torunlar.
Ondan sonra içim rahat :))

** ayy az durun siyatiklerim de azdı bu ara, ameliyyat diyolla! hahaha :D))

24 Temmuz 2012 Salı

Sıradaki (!)

Bir çocuk üç yaşını devirdi mi, bir su gibi akıp gidiyor.. Tut tutabilirsen zamanı... Dediği gibi minnakımın "ben çooop büyüdüm anne"

Öyle mutlu, öyle güzel, öyle keyifli ki evlat, büyüttükçe yenisini yapası geliyor insanın (!)

Hali, vakti, durumu, mekanı, koşulları, sağlığı müsait olup da çok çocuk yapanları bu nedenle çok iyi anlıyor, çok takdir ediyor ve yetinmeyip imreniyorum...






İçine Soulemama kaçmış Oyip'ten bol minnaklı bir sabah postu izlediniz.

Huzurla, sağlıkla ve sevgiyle büyüteceğimiz evlatlarımız olsun dilerim....
Dileyen herkesin, kendi canından olsa da olmasa da bu sevgiyi tatması dileğiyle...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Seni çok seviyorum


Dünyanın en güzel ama en tedbirli sarfedilen lafı olsa gerek: "Seni çok seviyorum"

Niyeyse yalnızca "sevgiliye" söylenen halini sevdik, doğal bulduk... Başka kimselere söylemedik, söyleyemedik. İyi mi ettik?

....... 

Ben mesela, anne olunca aklı eren, dile gelenlerdenim. Ondan önce aşık olmadan kimselere durduk yerde diyemedim “seni seviyorum” diye...

Çocuklarıma doğdukları günden beri, kimbilir kaç milyon kez söyledim bu güzel sözü.

Uyurlarken bile "seni çok seviyorum birtanem" demek, onlara sevgiyi en içten haliyle vermek, öğretmek, ne kadar çok sevildiklerini hissettirmek.... Onlar kadar bana da çok iyi geliyor bu.

Onlar da birbirlerine, bize, ailedeki ve yakın çevredeki tüm “çok sevdikleri” insanlara rahatlıkla söylüyorlar bunu. Umarım ömür boyu "çok sevecekleri" insanlar olsun yaşamlarında...

......

Çocuklardan sonra anne ve babama da doyayısa "seni çok seviyorum" diyebildim ben. Babacığıma son anına kadar sarılıp söyledim. Şimdi kah dualarımda kah onu her ziyaret ettiğimde, beni duyamasa da fısıldıyorum usulca. Annemle mesela, her telefonlaşmamız bu sözle bitiyor. Uzakta da olsak, sarılmış gibi, sımsıcak, şefkatle... 

..........

Blogda "seni çok seviyorum" yazanlar oluyordu, ilk zamanlar çok şaşıyordum. Nasıl insan tanımadığı birini çok sevebilir diye. Oluyormuş, onu da öğredim J

..........

İnsan yaşadıkça öğreniyor. Söylemek kadar duymak da öyle güzel ki.

Nurtopu






10 Temmuz 2012 Salı

Oip's Store > Oip'in Tükkanı anlamında:))




Blog yazdım, çizimler yaptım... İşi büyütüp bir cesaret karikatürler çizdim, ninniler, çocuk masalları, uygulamalar resimledim.

Son beş yılda ben, içimdeki hazineleri tek tek çıkardım, işledim, parlattım... Sizlerin yüreklendirmesiyle ben, hakikaten "kendime inandım".

Şimdi çizimlerim, hani şu hep diyip durduğunuz etsy'de artık. Siz bana nasıl inandıysanız ben de size inandım ve ısrarlarınıza uyup illüstrasyonlarımı tüm dünyanın önüne çıkardım.

Liseyi bitirip, tek başına üniversite okumaya başka bir şehre giden çocuk gibiyim. Haydarpaşa'da trenden inmiş şalvarlı bir Şener Şen'im. Ana-babasının kanatlarından çıkıp, alengirli dünyanın kucağına düşen şaşkın ve tedirgin bir OİP'im.

Burada biz hep bizbizeyiz ya hani: "Bizim OİP, bizim kız, bizim Kutukafa"... Şimdi şaşkın bir müsamere çocuğu gibi sahnedeyim. Ecnebiler, profesyoneller, tasarımcılar, sanatçılar arasında "bir anda belirmiş" bir haldeyim.

Dükkan için çizdiğim illüstrasyonların test baskılarını elime aldığımda ölecek gibi oldum, ellerim titredi. Kalbim dışarı çıkacaktı heyecandan. "Sahi en son bu kadar ne zaman heyecanlanmıştım ki ben?" diye düşündüm. Minnak oğlumu kucağıma aldığımda kalbim böyle atmıştı sanırım...

Bakın bakalım olmuş mu benim sitor?

(Fotoğrafları çeken sevgili eşim yetenekli Bay OYİP'e ve zerafette sınır tanımayan fotomodelim sevgili NES'e çok ama çok teşekkür ederim)

Bir Oyyip çıktı meydane, benziyor ibişin önde gidenine!!!
http://www.etsy.com/shop/OipsStore